18 Temmuz 2013 Perşembe

Yabancı Doktora Çağrı: Gel , Türkçe'yi Sonra Öğrenirsin...


Sağlık Bakanlığı'nın 2012 yılında getirdiği düzenleme ile Türkiye'de özel hastanelerde çalışacak yabancı uyruklu hemşireler veya doktorlardan Türkçe bilme zorunluluğu getirilmişti. Başvuruda bulunan yabancı sağlık çalışanlarından dil sınavında B düzeyinde başarılı olmaları isteniyordu. Özel hastaneler Türkçe dil sınavında başarı şartı nedeniyle yabancı doktorların yeterli başvuruda bulunmadığı gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı'na başvurdu. Hastanelerin görüşlerini dikkate alan bakanlık bu konuda
esneklik getirdi.

Türkiye’de çalışmak için başvuran yabancı doktor ve hemşirelerde ilk etapta sadece Türkçe bilmeleri istenecek. Bu kişilerden dil sınavı başarı belgesini 1 yıl süre içinde temin etmeleri istenecek. Bir yıl içinde Türkçe dil sınavında başarı olanlar çalışmaya devam edecek.

Sağlık Bakanlığı, 'Yabancı Sağlık Meslek Mensuplarının Türkiye’de Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ Resmi Gazete'de yayımlandı. 22 Şubat 2012’de çıkarılan ilk yönetmelikte Türkiye'de özel sağlık kuruluşlarında yabancı hekimlerin çalışabilmesi için diploma ve/veya uzmanlık belgelerinin denkliği, ilgili merci tarafından onaylanması ve bakanlıkça tescil edilmesi; Türkçe Dil Sınavı'nda Avrupa Dil Portfolyosu kriterlerine göre (B) veya üzeri seviyede başarılı olmaları gerekiyordu. Yönetmelikte yapılan değişiklikle birlikte yabancı doktorların Türkçe Sınavı'ndan B veya üzeri seviyede başarılı olma kriterinde düzenleme yapıldı.

Maddede yapılan değişiklikle; yabancı doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarının görev yapabilmesi için ilk etapta Türkçe bilmesi yeterli. İlk etapta yabancı sağlık çalışanları ilgili merci tarafından diploma ve/veya uzmanlık belgelerinin denkliğinin kabul edildiğini gösterir belgeyi kurumlara sunacak. Bu kişilerden istenen üniversitelerin Türkçe öğretimi uygulama ve araştırma merkezleri tarafından yapılan Türkçe Dil Sınavı'nda Avrupa Dil Portfolyosu kriterlerine göre (B) veya üzeri seviyede başarılı olduğuna dair belge başvuru tarihinden itibaren en geç bir yıl içerisinde temin edilebilecek. Bu süre sonunda belge ibraz edilmemiş ise İl Sağlık Müdürlüğü personel çalışma belgesi iptal edecek. Türkçe eğitim veren öğretim kurumlarından mezun olanlardan bu belge istenmeyecek. Türkiye'de ilk defa meslek icra edecekler, geldikleri ülkenin yetkili makamlarından alacakları ve kanunen mesleğini yapmaya engel halinin bulunmadığını gösterir belgeyi başvuru tarihinden önceki bir yıl içerisinde Türkiye’deki öğretim kurumlarından mezun olanlardan istenmeyecek. Ayrıca bu belge başvuru tarihi itibarıyla beş yıldır Türkiye’de kesintisiz ikamet ettiğini belgeleyenler ve ülkelerindeki olağanüstü hal nedeniyle Türkiye’ye sığınmış olanlardan istenmeyecek.

SURİYELİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINDAN MESLEĞİNİ İCRAYA YETKİYİ OLDUĞUNA DAİR BELGE İSTENECEK


Yönetmelikte ayrıca 'Suriye uyruklu sağlık meslek mensuplarının muafiyet durumu'nda da düzenleme yapıldı. Suriye'de yaşanan olaylar sebebiyle Türkiye'de geçici koruma altına alınanlar için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından kurulan barınma merkezlerinde çalışmak isteyen Suriye uyruklu sağlık meslek mensupları, sadece mesleğini icraya yetkili olduğuna dair belge ibraz edecek. Daha önce bu kişilerden istenen diploma ve/veya uzmanlık belgelerinin denkliği onaylanmış ve bakanlıkça tescilleri yapılması, mesleğini icra etmesine kanunen engel hali bulunmaması, üniversitelerin Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezleri tarafından yapılan Türkçe Dil Sınavı'nda Avrupa Dil Portfolyosu kriterlerine göre (B) veya üzeri seviyede başarılı olması ve hekimler için zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırma gibi kriterler artık istenmeyecek. Bu kişilerden Türkiye’de çalışma ve ikâmet izni almış olması istenecek.

"DÜZENLEMEYİ BİZ TALEP ETMİŞTİK OLUMLU SONUÇLARI KISA SÜREDE GÖRÜLECEK"

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Genel Başkanı Reşat Bahat, düzenlemenin olumlu olduğunu kaydetti. Eski düzenlemede ABD, Fransa ve İngiltere’den doktor getirileceği zaman önce Türkçe öğrenmeleri istendiğini belirten Bahat, "Bu pek mümkün değildi ve pratikte bir faydası olmuyordu. Ama yabancı doktorlar ve sağlık çalışanları Türkiye’ye gelip iyi çalışma imkanları ve güzel hastaneler, teknolojik alt yapı ve ülkesinde kazandığı paranın daha fazlasını kazanabileceğini gördüğü zaman burada zaten Türkçe öğrenerek kalmak istiyor ve onun içinde emek harcıyor." diye konuştu. Yabancı doktorların özel hastanelerde çalışacağı ve hastalarını memnun etmeleri gerektiğini belirten Bahat, "Hastalarda anlaşamayan bir doktorun şansı olamayacağı için Türkçe öğrenecek. Bu nedenle düzenlemenin olumlu olduğunu düşünüyorum. Sayın Bakanımızdan böyle bir düzenleme talep etmiştik. Bu değişikliğin yapıldığı için çok teşekkür ediyoruz." dedi.

Tıp fakültelerinin bu hızla gitmeleri ile birlikte 2023 yılında sağlıkta personel ihtiyacını karşılayabileceğini belirten Bahat şunları söyledi; “ancak biz 2013 yılındayız. Hekimlerimiz yoruldu. 250 bin doktora ihtiyacımız var. 125 bin doktor sayımız var ama 106 bini aktif. Bunları son 10 yıldır 2-3 katı çalıştırıyoruz. Hepsi gerildi yoruldu. Bunları rahatlatmak lazım. Hekim bulmakta zorlanıyoruz. Vatandaşların talebi de çok ciddi. Bu talebi karşılamak için hekime ihtiyacımız var."

Alıntı: Bugün

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Hekimlik İnsanlıktır!...


Ankara Emniyet Müdürlüğü Gezi Olayları nedeniyleTürk Tabipleri Birliği (TTB) ve Ankara Tabip Odası’nın (ATO) da içinde bulunduğu emek ve meslek örgütlerini suçlayan bir fezlekeye imza attı.

Bu süreçte bu ülkenin hekimleri bütün dünyanın gözünün önünde savaşta dahi rastlanmayacak muamelelere tabi tutuldular. Sağlık hizmeti sunarken, insanlara yardım ederken kimyasal gazlı saldırılara uğradılar, göz altına alındılar, günlerce polis denetiminde tutuldular. Üzerine Sağlık Bakanlığı’nın bizzat Bakan’ın ağzından tehditlerine uğradılar, hekimlik için, insanlık için yaptıkları hukuk dışı ilan edildi.

Şimdi de sıra Emniyet Teşkilatı’na gelmiş görünüyor.

Hazırlanan Emniyet Fezleke’sinde TTB ve ATO “hükümet muhalifi sivil toplum örgütleri” olarak ilan ediliyor ve “eylemci gruplara kamuoyu desteği sağlamakla, Yargı ve Ankara Emniyet Teşkilatı üzerinde psikolojik baskı oluşturmakla” suçlanıyorlar. Daha da ilginci eylemcileri “Polis tarafından yapıldığı iddia edilen orantısız güç kullanımı ile ilgili, savcılığa bireysel olarak suç duyurusu yapılması yönünde teşvik etmişlerdir” deniyor.

Ne kadar acı! Tüm dünyanın gözü önünde uygulanan şiddeti “iddia edilen” olarak değerlendirip bizleri bir yandan kategorize ediyor bir yandan da mağdurları suç duyurusunda bulunmaya teşvik etmekle suçluyorlar.

Aslında her şey ortada görünüyor, “biz istediğimiz gibi şiddet uygularız, kafanızı kırarız, gözünüzü çıkarırız, siz hak arayamazsınız” diyorlar. Yoksa hekimleri mağdurları suç duyurusunda bulunmaya teşvik etmekle suçlamanın başka ne anlamı olabilir?

Bize yönelik ithamların tümünü bir yana bırakalım.

Bütün dünya gördü, Türkiye’de hekimlerin ne yaptığını anladı. TTB’yi anladı, tabip odalarını anladı, tüm dünyadan destek yağdı.

Siz anlayamadınız, ya da anlamak işinize gelmiyor. Emniyet Teşkilatı da ve ne yazık ki Sağlık Bakanlığı da hekimleri, sağlık çalışanlarını, tıp öğrencilerini anlayamadı.

Hekimlik yardıma ihtiyacı olanların yardımına koşulsuz koşmaktır.

Hekimlik insanlıktır.

Hekimler insanlar ölmesin, yaralanmasın, hastalanmasın diye uğraşır. Yardıma ihtiyacı olanın da polis mi, gösterici mi, hangi ırktandır, hangi dinden veya mezheptendir, cinsiyeti nedir bakmaz, sadece koşar yardım eder.

Yazık, anlayamadınız!

Türk Tabipleri Birliği

Merkez Konseyi

Alıntı: ttb.org.tr

Torba Yasa''ya Hekim Tepkisi: Ben Zaten Tavukçuluk Yapmayı Düşünüyordum...


Olacakları yazayım:

Kabul edenler,

Kabul etmeyenler,

Kabul edilmiştir!

Torba yasa hakkındaki “x partinin” “karşıt” görüşünü okuyorum…

Kabul edenler,

Kabul etmeyenler,

Kabul edilmemiştir!

Benim takıldığım nokta inanın bu değil!

Kısa yazacağım:

1- Yeni mezun hekimlere mecburi hizmet çıkarken, “biz de gittik” diyerek ses çıkarmayan “bazı değerli hocalarımız”; aynı uygulama kendilerine rotasyon şeklinde geldiğinde; ertesi sabah ilk uçakla Ankara’ya gittiler mi gitmediler mi?

2- 14 Mart’ta “müjde müjde” diye yer gök yerinden oynadığı sırada; hocalar hariç herkesin “mesai sonrası” çalışma hakkı kısıtlanırken; kendilerini kurtaran ve bunu haklı bulan “bazı hocalarımız” sustular mı susmadılar mı?

3- Genç hekimlerin birçok sorununa ses çıkarmayan, umursamayan ve hatta oralı bile olmayan “bazı uzmanlık dernekleri”; son bir hafta içinde “bazı hocalarımız” için olağanüstü bir gayretle bir araya geldiler mi gelmediler mi?

Dedim ya takıldığım nokta “torba yasa” değil!

Takıldığım nokta tababetin,

“senin hırsızın, benim hırsızım” noktasından ileri gidememiş olması!
Kaliteli, onurlu, demokrat ve özgürlükçü hocalarımı tenzih ederim.

Onlar ki,

torba yasaya da susmazlar, genç hekimlerin sorunlarına da!

Onlar ki,

zaten takdiri ve teşekkürü her zaman hak ederler!

Ya size ne demeli?

Günü kurtaran “bazı hocalar” ?

Ne oldu?

Cep mi delindi?

Birazdan her zamanki gibi bir mesaj gelecek:

Özgür seni akademisyen yapmayacaklar!

Sorun değil,

ben zaten tavukçuluk yapmayı düşünüyorum!

Onda ne de olsa,

hem daha çok para,

hem daha çok huzur var!


Uz.Dr.Özgür NİFLİOĞLU

asistanhekim.org kurucusu

Alıntı:http://www.drozgurniflioglu.com/2013/06/29/torba-yasa/

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Özel hastanelerden geciken itiraf...


Özel hastanelerden sağlık sistemine dair acı itiraflar geldi. Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Dr. Reşat Bahat, özel hastanelerin mevcut haliyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bahat, rekabetten kaynaklanan nedenlerle bazı özel hastanelerin hastadan yüzde 90 fark ücreti alma hakkını kullanamadığını kaydetti.

Bugün gazetesinin haberine göre; özel hastanelere gelen bir hastanın sadece muayene yapılsa sorun yaşanmayacağını belirten Bahat, "Örneğin bir gebe. O gebe kadın aynı zamanda karaciğer ve böbrek hastasıysa herbir muayenesinde benim 150-200 liralık tahlil istemem gerekiyor. Siz bunu 25-30 liralık farkın içerisine koyamazsınız. Benim de ayakta kalmam lazım" diye konuştu.

GERÇEK HASTA ORTADA DOLAŞIYOR

Dr. Bahat, "O hastaya o hizmeti sunamayacağım için kurum olarak bu tür hastaları mümkün olduğu kadar üniversitelere pay etmeliyim. Artık hasta seçmeye başladık. Daha doğrusu sağlamları muayene ediyoruz. Mevcut kurallar için ayakta kalabilmem için bunu yapmak zorundayım. Gerçek hastaların ortalıkta dolaşmaya başladığı bir sistem oluştu" diye konuştu.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ ZARARDA

Kamu hastanelerinin de tek başına bu problemi çözemez hale geldiğine vurgu yapan Bahat, üniversite hastanelerinin neredeyse tamamının zarar ettiğini aktardı. Bahat, "Çünkü hastalar çok yoğunluklu problemi olan hastalar. O hastalara üniversite hastaneleri sahip çıkabildiği kadar çıkıyor" dedi.

ÖZELLERE YAPILAN ELEŞTİRİ HAKSIZ

Dr. Reşat Bahat, "Herkes bize 'sağlık için Türkiye özel sektöre çok para harcıyor' diyor. Türkiye'de özel sektör sağlık hizmeti olarak yıllık devletten 6.8 milyar lira alıyor. Bu para sosyal güvenlik bütçesinin sadece yüzde 4,5'ini oluşturuyor. Özel sektör 92 milyon hastaya bakıyor. Sosyal güvenliğe sunulan hizmetin yüzde 30'unu sunuyor. 200 bin kişi istihdam ediyor. Paranın hemen hemen yarısını prim ve vergi olarak devlete geri ödüyor" dedi.

HİZMETİ CEZALANDIRAN SİSTEM

"Nitelikli hizmeti cezalandıran bir sistem koymamamız lazım" diyen Dr. Reşat Bahat, herkesin aynı ücreti almasını kimsenin isteyemeyeceğine vurgu yaptı. Bahat şöyle devam etti: "Her hastalık için ortalama bir fiyat belirleyemeyiz. Yani ortalamalarla veya paketlerle bu işi çok uzun vadede çözmemiz mümkün değil. Belki bu işin hesaplamasını kolaylaştırabiliriz."

10 YIL SONRA KİŞİ BAŞI 2 BİN DOLAR HARCANACAK

Sağlığın dünyadaki en masraflı işlerden biri olduğunu ifade eden Bahat, "Şimdi kişi başı 950 dolar olan sağlık harcaması 10 yıl sonra kişi başı 2 bin dolara çıkacak. 10 yıl sonraki nüfusumuz 85 milyon olacak. Bu şu demektir: Devlet 10 yıl sonra bu iş için 170 milyar dolar yıllık para bulmak zorunda. Torunlarımıza borçsuz bir ülke bırakmak istiyorsak kaynaklarımızı çarçur etmemeliyiz" dedi.

Alıntı. egedsonsöz.com

Twitter ile alkol , radar kontrolünden kaçıyorlar...


Twitter hesabı bulunan bazı trafik polislerinin, uygulama olmayan noktalarda da uygulama varmış gibi tweet attığı ve sürücülerin sürekli olarak trafik kurallarına uymalarının sağlandığı ortaya çıktı. Bir emniyet yetkilisi, amaçlarının ceza yazmaktan öte, özellikle kör noktalarda meydana gelen kazalarda ölüm ve yaralamaları en aza indirmek olduğunu kaydetti.

Teknolojinin gelişmesiyle günlük hayatta daha etkin hale gelen sosyal medya, bir çok kolaylık sağlarken, zaman zaman da bazı kurumları zor durumda bırakıyor. En büyük etkiyi İstanbul Taksim'deki Gezi Parkı olaylarının hızla yayılmasında gösteren sosyal medyayı kullananlar farklı girişimlerle şaşırtmaya devam ediyor. Geçen Nisan ayında Twitter'da oluşturulan ve takipçi sayısı 11 bine ulaşan 'İzmir çevirme radar' başlıklı hesapla, İzmir'deki trafik polislerinin uygulama noktaları ve radar bölgeleri paylaşılmaya başlandı. Takipçi sayısı hızla artan hesabı fark eden polis yetkilileri de farklı önlem aldı.

SAHTE UYGULAMA NOKTALARI


Twitter'ı kullanan bazı trafik polisleri, söz konusu hesabı takip edip, zaman zaman uygulama olmadığı halde uygulama varmış gibi nokta belirtip sürücülerin önlem almasını sağlamaya başladı. Bir emniyet yetkilisi amaçlarının sürücülere ceza yağdırmak olmadığını ifade edip, özellikle kör noktalarda meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazalarını en aza indirmek olduğunu kaydetti.

SÜRÜCÜLER DAHA DİKKATLİ OLUYOR

Twitter'daki hesabı kendilerinin de takip ettiğini belirten yetkili, sürücülerin birbirlerini uyarmasında bir sakınca görmediklerini aksine bu durumun sürücülerin daha dikkatli olmalarını sağladığını dile getirdi. Hesabı takip eden sürücülerin her an uygulama noktasıyla karşılaşabileceklerini düşünüp, kemerle kask kullanımı ve sınır limiti kurallarına uyma ihtiyacı duyduklarını bildiren yetkili, bir süre sonra sürücülerin alışkanlık haline getirip kurallara her zaman uyar hale geldiğini ve sürüşün daha kaliteli yapıldığının altını çizdi. Hesabı takip eden bazı kullanıcılar ise güzergah hakkında anlık bilgi isteyerek trafik yoğunluğuna göre hareket ediyor.

Alıntı: egedesonsöz.com