diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2017 Cuma

Sofra Tuzu ve Himalaya Tuzu Arasında Fark Yok

Sağlık Bakanlığı'nın isteği üzerine kaya tuzu ile ilgili bir rapor hazırlayan Türkiye Kardiyoloji Derneği (TKD) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, kaya tuzunun (Himalaya tuzu vs.) sağlığa yararlı ve bol miktarda mineral içerdiği yönündeki iddiaları "masal” olarak nitelendirdi.

"Sofra tuzundan daha sağlıklı değil"

Kanser yapıcı elementler içeriyor

Günde 1 silme kaşığı tuz


Tuzun içindeki sodyumun kalp ve damar sağlığı açısından sakıncalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz şunları söyledi:

"Farklı çalışmalarda, aşırı tuz tüketimiyle kalp ve damar hastalıkları ve özellikle hipertansiyon ilişkisi değişen oranlarda ortaya konuldu. Tuzun içindeki minerallerden hipertansiyonla ilişkili olanı sodyum molekülü. Kaya tuzunda da sodyüm klorür miktarı yüzde 97.35 gibi yüksek bir oranda. Kısacası sofra tuzundan daha sağlıklı değil. Hatta içinde zararlı başka elementler ve radyoaktif olduğunu bildiğimiz maddeler bile var.”

Kaya tuzunun içinde sağlık açısından olumlu olarak anılan bazı mineral ve elemenler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, kaya tuzu ile ilgili uyarıyor:

"Bunların miktarı, sağlık üzerine etki edemeyecek kadar az düzeyde. Daha da ilginci bu kaya tuzlarının bileşiminde, insan sağlığı açısından çok riskli olduğu bilinen plütonyum (atom bombası yapımında kullanılır), talyum ve radyum (radyasyon yani ışın içerir; radyasyonun kanser yapıcı etkisi bilinmektedir) gibi maddeler, ve dahası kurşun (zararlı etkileri bilinen ağır metal) yine çok az miktarda da olsa bulunuyor”

Tuz ve içerisindeki sodyum, hücre dışı sıvının önemli bir bileşeni. Dolayısıyla, tüketimi sıfırlamak (ki mümkün değil çünkü gıdaların içinde doğal olarak bulunuyor) sağlık açısından doğru değil. Ancak Türkiye'de dünya ortalamasının çok üzerinde tuz tüketiliyor. Kadınlar günde 16, erkeklerse 18 gramdan fazla tuz alıyor. Prof. Dr. Yılmaz, "Bu rakam, pek çok bilimsel kılavuzda üst sınır olarak belirlenen rakamlardan birkaç kat fazla. Dolayısıyla, ülkemizde tuz tüketiminin (dolayısıyla sodyum) çok aşırı olduğu bir gerçek” dedi. Önerilen tuz tüketim miktarı ise günde 1 silme kaşığı.

Alıntı:kadınvekadın.com

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Yanlış ara öğün şişmanlatıyor


Beslenme uzmanları her fırsatta sağlıklı bir yaşam ve kilo vermek için ara öğünlerin asla atlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise ara öğünlerde amaç kan şekerini dengede tutmak ve gerektiği kadar insülin salgılanmasını sağlamak.

Yanlış ara öğünler kilo verdirmek yerine tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi aksine daha çok şişmanlatıyor. Örneğin karbonhidratlı ara öğünler fazla insülin salgılanmasına, bunun sonucunda hemen acıkmaya, dolayısıyla ana öğünlere fazlaca yüklenmeye neden oluyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, böylece kilo kaybı sağlamak yerine kilo sabitlenmesi veya artışı oluştuğunu söyleyerek, “Hem sağlıklı beslenmek hem de ideal kiloya ulaşmak, yani zayıflamak için kişinin yaşam şekli ile sağlık durumuna göre gerekli sayıda ve doğru ara öğün besinleriyle beslenmesi çok önemli” diyor.

ARA ÖĞÜNÜN 4 AMACI VAR
Beslenme ve diyet uzmanı Oya Yüksek ara öğünün 4 amacı olduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:
1- Kişinin alması gereken kalori hesabını tamamlamak.
2- Kan şekeri ve insülin dengesini sağlamak.
3- Psikolojik olarak oluşan atıştırma hissini doğru seçimlerle baskılamak.
4- Ana öğünlere yüklenmeyi önlemek.

GENELLİKLE 2 ARA ÖĞÜN YETERLİ GELİYOR

Yüksek, günde kaç öğün yenilmesi gerektiğinin tamamen bireyin kendisine özel olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Kişinin gerçekte hangi saatte acıktığını belirlemesi veya bunun beslenme uzmanı tarafından iyi bir değerlendirmeyle tespit edilmesi gerekiyor. Çünkü her bünye kendine özeldir. Genel olarak sağlık problemi bulunmayan kişilerin günde 2 kez ara öğün tüketmeleri yeterli geliyor. Ancak diyabet, hipoglisemi (düşük kan şekeri), hamilelik ve hamilelik diyabeti ile enerji (kalori) ihtiyacının çok olduğu durumlarda 3 ara öğün almak gerekiyor.”

KİM, HANGİ ARA ÖĞÜNÜ ATLAMAMALI?
1 -Kahvaltıyı geç yapacaklar için: Gece ara öğünü önemli.
2- Öğlen yemeğini geç yiyecekler için: Kuşluk önemli.
3- Akşam yemeğini geç yiyecekler için: ikindi önemli.

GECE ARA ÖĞÜNÜ ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ…
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, hipoglisemi, bir başka deyişle kan şekeri düşüklüğü sorunu yaşayan kişilerde gece ara öğününün çok önemli olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri veriyor: “Hipoglisemi hastalarının bazen uyku sırasında veya sabah uyandıklarında kan şekerleri çok düşük çıkabiliyor. Bunun sonucunda baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk, iç ezilmesi veya saldırır tarzda yemek yeme gibi sorunlar oluşabiliyor. Çünkü gece uzun bir süreç ve bu yüzden gece ara öğün alınması çok önemli. Ancak doğru ara öğünler seçmek şartıyla. Ara öğünün gece yatmadan yarım saat veya 45 dakika önce alınması yeterli geliyor.”

SAĞLIKLI ARA ÖĞÜNLER NASIL OLMALI?

Kan şekerini yavaş yükselten ve belli bir dengede sabit kalmasını sağlayan besinlere ‘düşük glisemik indeksli’ besinler denildiğini belirten Yüksek, “Ancak unutmamak gerekir ki böyle belirlenen her besin herkese iyi gelecek diye bir kural yok. Doğruya deneme yanılma yoluyla ulaşmak en mantıklı olanı” diyor.

DOĞRU ARA ÖĞÜN SEÇİMLERİ
Yoğurt-süt-ayran.
Peynir+ ekmek.
Meyve+yoğurt.
Kuru meyve +yoğurt.
Diyet bisküvi+süt-ayran.
Latte veya sütlü filtre kahve.
Protein barı (haftada 2 defa gibi).
10 adeti geçmeyecek şekilde tuzsuz (kavrulmamış) badem.

YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHLERİ
Gofret tarzı şekerli atıştırmalar.
Tek başına meyve, kuru meyve.
Pasta-börek tarzı atıştırmalar.
Gazlı içecekler.
Hazır meyve suları.
Reçel-bal.

Alıntı:egedesonsöz.com

3 Haziran 2011 Cuma

Aç kalmadan zayıflamak için...

''Aç kalmadan, yiyerek zayıflayabilmek ve sağlığı kaybetmemek mümkün mü?'' diye düşünüyorsanız, 12 altın kural ile kalıcı kilo kontrolünü sağlayabiliyor ve aşırı kiloya bağlı sağlık sorunları riskini azaltabiliyorsunuz.
      
Uzmanlar, düşük kalorili besinlerin tüketilmesi, ana öğünlerde tüketilen besin miktarının yarıya indirilmesi, yemeklerden önce 1-2 bardak su içilmesi, uzun süre mutfakta vakit geçirilmemesi ve sürekli yemekle ilgili planlar yapılmaması 12 altın kural arasında yer aldığını; bu şekilde sağlık kilo kontrolü elde edilebileceğini ifade ediyor.
   
Uzman diyetisyen Müge Özturna, stres, yoğun çalışma temposuna bağlı beslenme düzeninde bozukluk, fast-food beslenme tarzı ve hareketsiz yaşam gibi birçok olumsuz faktörün etkisiyle her geçen gün artan obezitenin sağlığı tehdit ettiğini söyledi.


Pekçok kişinin hem sağlıklı hem de güzel bir vücut yapısına sahip olabilmek için çeşitli diyetler yaptıklarını ve düzenli spor alışkanlığı kazanmaya çalıştıklarını belirten Özturna, kimi zaman zayıflayabilmek için kişilerin tamamen sağlıksız diyet programlarına girebildiğini ifade etti.


Özturna, bu tür diyetlerin yarardan çok zararlı olduğunu ve insan metabolizmasını tamamen bozduğunu vurguladı.

Özturna, ''Önemli olan diyetinizde her besin grubuna belirli miktarlarda yer vermeniz. İşin püf noktalarından biri de size uzun süre tokluk hissi veren besinleri tüketerek zayıflamanız veya formunuzu korumanızdır'' diye konuştu. Bunları doğru bir şekilde gerçekleştirebilmek için kararlı olunması gerektiğini belirten Özturna, diyet yaparken 12 altın kurala dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

NELER YAPMALI? 

Alışverişte düşük kalorili, düşük glisemik indeksli olan besinlere öncelik verilmesi, küçük sepet kullanılması gerekiyor.
        
Ana öğünlerde tüketilen besin miktarının yarı yarıya azaltılması, bu besinler yerine salata ve sebze garnitürlerinin miktarının artırılması isteniyor.
       
Tüketilen besinlerin yağ miktarının azaltılması, salatalara ve yemeklere yağlı soslar, ketçap ve mayonez ilave etmek yerine kuru meyva, susam, sirke ve limon eklenilmesi öneriliyor.
        
Ara öğünlerin atlanmaması, ara öğünlerdeki besinlere salatalık, domates gibi söğüş tüketilebilecek sebzelerin ilave edilmesi daha doyurucu oluyor.
     
Fast-food tüketiminden kaçınılması, tüketilmesi halinde ketçap-mayonez gibi soslar yerine domates ve yeşillik ilave edilmesi isteniyor.
       
Gün boyunca bol su tüketilmesi, özellikle yemeklerden önce 1-2 su bardak içilmesine özen gösterilmesi gerekiyor.
      
Nerede olunursa olunsun beslenme programından çıkılmaması önem taşıyor.
        
Her zaman aynı besinlerin tüketilmemesi ve farklı besin gruplarının gün içinde tüketilmesine özen gösterilmesi vurgulanıyor.
       
Düzenli egzersiz yapılması isteniyor.
        
Yemek servisinin küçük tabaklarla yapılması ve tüketecek besinlerin göz önünde bulunduracak şekilde tabaklara konulması tavsiye ediliyor.
       
Uzun saatler boyunca mutfakta vakit geçirilmemesi isteniyor ve son olarak da sürekli yemekle ilgili planlar yapılmaması öneriliyor.

Alıntı : ntvmsnbc.com