112 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
112 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2019 Pazartesi

Ispanağa Karışan Yabancı Ot Sonucu Birçok Kişi Acil Servislere Başvurdu



İstanbul'da birçok kişi bulanık görme ve kas güçsüzlüğü şikayetiyle hastanelerin acil servislerine başvurdu. Başta Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma, Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma, Esenyurt Devlet, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma hastaneleri olmak üzere yüzlerce vatandaş, zehirlenme şüphesi ile acil servisleri doldurdu. Çanakkale'de de görülen, İstanbul'la sınırlı kalmayan ıspanak zehirlenmesinde ilk bulgu böcek ilacı kalıntıları olduğu belirtildi. Yoğun Bakım Derneği, "10-15 gün ıspanak yemeği yemeyin" uyarısında bulundu.


İstanbul'da başta Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma, Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma, Esenyurt Devlet ve Okmeydanı Eğitim ve Araştırma hastaneleri olmak üzere yüzlerce vatandaş, zehirlenme şüphesi ile acil servislere başvurdu. Tuzla'da bir grup işçinin ıspanak tüketimi sonrası benzer bulgularla hastaneye başvurdukları öğrenildi. Rahatsızlananlar bulanık görme ve kas güçsüzlüğü şikayetiyle hastaneleri doldururken, şüphelinin ıspanak olduğu iddia edildi. Günün ilerleyen saatlerinde artan vaka sayılarının İstanbul'la sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. Konuya ilişkin açıklama yapan Yoğun Bakım Derneği, "Tarlalarda üretilen ispanaklara sıkılan böcek öldürücü ilaçların yol açtığı organofosfat zehirlenme nedeniyle başta İstanbul'da olmak üzere pek çok ilde zehirlenme vakalrına yol açmıştır" dedi, "En az 10-15 ıspanak tüketmeyin" uyarısında bulundu.

44 KİŞİ ACİL SERVİSE BAŞVURDU

DHA'nın haberine göre de Esenyurt'ta bir marketten aldıkları ıspanağı yedikten sonra zehirlendiği iddia edilen 1'i çocuk 44 kişi çevre hastanelere kaldırıldı.

İddiaya göre, Esenyurt'ta dün 1'i çocuk 25 kişi yemek yedikten sonra rahatsızlanarak çevre hastanelere kaldırıldı. 4 kişi Esenyurt Devlet Hastanesi'ne, biri çocuk 5 kişi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne, 15 kişi de Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. 44 kişi hastanedeki tedavilerinin ardından taburcu edilirken, 9 yaşındaki erkek çocuk ise ailenin isteği üzerine özel bir hastaneye sevk edildi.

Rahatsızlanan vatandaşlara ilk müdahale acil servislerde yapılırken, hastalar ıspanak yemeği yedikten sonra rahatsızlandıklarını belirtti. Yapılan tetkiklerde kişilerin yemekten zehirlendikleri tespit edildi.

Zehirlenmenin tazeliğini uzun süre koruması için çeşitli kimyasal işlemler gören ıspanaktan olduğu ileri sürüldü. İddialar üzerine polis ekipleri, zehirlenen vatandaşların satın aldıkları ıspanakların bulunduğu marketi tespit etmek için çalışma başlattı.

YOĞUN BAKIM DERNEĞİ UYARDI

Yaşanan zehirlenme vakaları sonrası bir uyarı da Yoğun Bakım Derneği'nden geldi.Dernekten yapılan açıklama şöyle; "Tarlalarda üretilen ispanaklara sıkılan böcek öldürücü ilaçların yol açtığı organofosfat zehirlenme nedeniyle başta İstanbul'da olmak üzere pek çok ilde zehirlenme vakalarında artışın nedeni olarak gösterilmiş. Hiç olmazsa 10-15 gün kadar ıspanak yemeği yenmemesi tavsiye edilmiş".

ÇANAKKALE'DE VE TEKİRDAĞ'DA BENZER VAKALAR


Çanakkale'de görev yağan doktorların yaptığı açıklamada, benzer şikayetlerle birçok hastanın acil servise başvurduğunu belirtti. İstanbul'daki hastane çalışanlaırnı da konu hakkında uyarıldığı açıklamada, "Hastaların ortak bir toksine maruz kalma ihtimalleri yüksek. Bu yüzden İstanbul içinde çalışan arkadaşları bu tarz vakalar açısından uyarmak istiyoruz" ifadesi kullanıldı.Tekirdağ'da da 22 kişinin benzer şikayetlerle hastanelere başvurduğu öğrenildi.

SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN AÇIKLAMA


İstanbul Sağlık Müdürlüğü, zehirlenme vakaları ile açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada, medyada yer alan 'İstanbul'da yemek yiyen çok sayıda kişi zehirlendi' başlıklı haberlere ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi.

Açıklamada ifadelere yer verildi: "1-3 Kasım tarihleri arasında İstanbul geneli sağlık tesislerimize gıda zehirlenmesi (ıspanak ve ıspanağa benzer bitkiler) sebebiyle 44 vatandaşımız hastanelere başvurmuş olup, bunların 25'i taburcu olmuştur. Geriye kalan 19'unun ise takibi ve tedavisi acil gözlem servislerinde devam etmektedir. Şu ana kadar hastanelerimize toplam başvuran hastalarımızın hayati tehlikesi bulunmadığı gibi ilgili süreç, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İstanbul Valiliğimizce yakından takip edilmektedir."

TARIM MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN AÇIKLAMA

İl Tarım Müdürlüğünden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “İl Müdürlüğümüze, İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden 02.11.2019 tarihinde yapılan ihbarda ıspanak tüketimi sonrası zehirlenme olduğu bildirilmiştir. Zehirlenme şüphesi ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapanların ürün satın aldıkları ilimizde, faaliyet gösteren satış noktalarından analiz yapılmak üzere taze ıspanak, evlerden ise pişmiş ıspanak yemeği numunesi alınmıştır. Alınan numunelerin ileri tetkik sonuçlarında ıspanak içerisinde tespit edilen yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda atropin ve scopalamin maddesi tespit edilmiştir”

İKİ FABRİKADA DA ZEHİRLENME VAKASI

Esenyurt'ta iki hafta önce iki ayrı fabrikada çalışan yaklaşık 80 işçi, ıspanak yemeği yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Akçaburgaz'da bulunan bir fabrikada çalışan yaklaşık 50 işçi yemekhanede makarna, ıspanak, yoğurt ve ekler yedikten sonra rahatsızlanmıştı. İşçiler zehirlenmeye şüphesiyle hastanelere başvurmuştu.

Yine aynı bölgede başka bir fabrikada çalışan yaklaşık 30 işçi de mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye başvurmuştu. İki fabrikanın yemek şirketinin de aynı olduğu belirtilmişti.

Kaynak:sözcü.com.tr,saglıkaktüel.com

13 Şubat 2014 Perşembe

112 Özelleşmesi Hakkında Bakanlıktan Açıklama


Sağlık Bakanlığı, ’112 acil sağlık hizmet birimlerine ait ambulanslar ve çalışan personelin özelleştirildiği’ öne sürülerek yayınlanan haberlerin gerçekten uzak olduğunu açıkladı.(ne zaman böyle açıklama olsa, bir süre sonra  haber gerçek oluyor)

Bakanlıktan kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla gerçekleştirilen açıklamada, “Söz konusu haberlerde dile getirilen Kocaeli, Bursa ve Ankara illerinde gerçekleştirilen uygulama; hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin daha etkin bir şekilde verilebilmesine yönelik olarak il sağlık müdürlüklerimizin o yıl için ortaya çıkan ihtiyaç ve taleplerini gidermek amacıyla yalnızca ambulans ya da şoförü ile beraber ambulans kiralaması biçimindedir. Bu kiralama hizmeti için, ihtiyaç ve talep bildiren illere bir sene için müsaade edilmektedir. Bu çerçevede 2013 yılı içinde ülke genelinde toplam 68 şoförlü ambulans hizmet alımına müsaade edilmiştir.” sözlerine yer verildi.

112 ambulansları veya personellerinin taşeron şirketlere verilmesinin söz konusu olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu çerçevede görevini yerine getiren ambulanslar da 112 hizmeti vermekte, hizmetten faydalanan vatandaş açısından hiçbir fark olmamakta ve herhangi bir ücret istenmemektedir. Bu ambulansların 24 saat hizmet sunmasında amaç, hizmetin kesintisiz bir şekilde devam etmesidir. 2006 yılında ilan edilen Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği ‘nin söz konusu maddesi ‘Ambulans servisleri, özel sağlık kuruluşları ile ambulans hizmet alımı için sözleşme imzalanabilir. Ambulans servislerinin hangi bölgelerde ve hangi miktarda kuruluşla sözleşme imzalayabileceği müdürlük tarafından ilgili şubelerden meydana getirilecek bir heyet tarafından tespit edilir.’ biçimindedir. Aynı yönetmelikte ambulans servisi ruhsatlandırma işleminin yalnızca özel ambulanslar için gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Bundan dolayı burada hizmet alımında amaç özel sağlık kuruluşlarının özel ambulans servislerinden ambulans hizmeti temin edilebilmesidir.” cümleleri sarf edildi.

 Alıntı:mynet.com

8 Aralık 2013 Pazar

''Açılın ben doktorum'' tarih oluyor

Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, “Mesela yolda bayılan bir hasta var. Doktor önce ambulansı çağıracak, sonra ambulans gelene kadar sınırlı bir şekilde müdahale edebilecek. Ambulans çağırmadan müdahale de yasak. Ambulans geldi ambulans da teknisyen var, ama siz doktorsunuz. Yine müdahale edemezsiniz. Ayrıca  hastanın durumunun acil olmadığı belirtilerek de, doktor müdahalesi yasaya aykırı olarak yorumlanabilir” dedi. Uçaklarda acil durumlarda doktor bulmanın da imkansız hale geleceğini söyleyen İlhan, “Dünya Tabipleri Birliği’nin Genel Sekreteri de, bana bunu hatırlattı. Bu düzenlemeden sonra uçakta ‘doktorum’ dememek, sessiz kalmak daha mı iyi olur acaba diye görüş belirtti” bilgisini verdi.

HAPİS VE PARA CEZASI

Tam günü düzenleyen yasa tasarısında yer alan madde, olağanüstü durumlarda doktor müdahalesini düzenliyor.  Düzenlemeye göre, ‘olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.’ Söz konusu maddenin başta Gezi Parkı olmak üzere eylemlerde hastaları tedavi eden doktorlara yönelik bir madde olarak algılandığını belirten TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, bu maddenin günlük yaşama da çok ciddi yansımaları olacağını söyledi. Düzenleme yasalaşırsa, herhangi bir ortamda veya yolda sağlık durumu kötüleşen bir hastaya müdahale etmenin zorlaşacağını belirten İlhan,  “Çünkü bu düzenleme, doktorlara büyük sorumluluk yüklüyor” dedi.

YİNE SİTEDEN YAZIYA BİRKAÇ YORUM:

Okuyucu1:
Haberi okuyunca o kadar güldüm ki! Sanırım halkımız hala doktorların ne hale düştüğünün farkında değil? Benim çalıştığım hastanede dahiliye nöbetçisi arkadaşlar acile konsültasyon giderken ara dayağı yememek için sivil kıyafetle gidiyor. Hasta yakını gibi hasta sedyesine yaklaşıp tahlillerine bakıyor ve konsültasyon notunu yazıp çaktırmadan kaçıyor (abartmıyorum). Ben şahsen poliklinik odasından çıkarken önlüğümü çıkarıyorum, koridorda tamamen sivil dolaşıyorum. Bir de hacı sakalı bıraktım, kimse doktor olduğumu tahmin etmiyor. Tüm bu tedbirlere rağmen yüreğimiz ağzımızda çalışıyoruz. Şu ortamda kronik hastalara steroid ve immunsupresif yazanlar benim gözümde kahraman. Ameliyat yApanlar mücahid, Kemoterapi yapanlara ise söyleyecek övgü kelimesi bulamıyorum. Sevgili yetkililer , bu problemi çözmek için daha kaç doktor düvülecek, yaralanacak veya öldürülecek?

Okuyucu2:
 Ben doktorum diyecek saygınlıkda bir meslekmi bıraktınız.Ben zaten yıllardır mesleğimi söylemiyorum.bir kamu kurumunda Memurum diyorum.Öyle açılın falan diyecek hevesim,heyecanım da kalmadı.....

Alıntı:medimagazin.com

14 Ocak 2013 Pazartesi

İzmir'de, 112 kadrolarının görev yerleri değişiyor

21 ARALIK'TA Kıyamet Sağlıkta koptu...Türkiye çapında 7000 kişinin görev yeri değişirken İzmir'de de 112 doktorlarının yeri değişti.Üstelik bu tayinlerin sisteme 2012 ekim ayında girilmiş ve aktivasyon tarihi olarak 2012 aralık ayı kodlanmıştı.Bu atamalarda ne hizmet puanı, ne gönüllülük ne de PDÇ baz alındı.Doktorlar ve kurumlar , kimse böyle bir tayin için girişimde bulunmamıştı.Tüm doktorların tayini ;açığı olan devlet hastanelerine yapılmıştı.Bu tayinlerin Kamu Hastane Birlikler'nin açıklarını gidermek için yapıldığı görüşünü destekliyor.Ancak İzmir İl Sağlık Müdürülüğü tayinlerin iptaline uğraşıyor ve kimse görevinden ayrılmadı.Sırada 112'deki Yardımcı Sağlık Personeli var.Şubat ayı içinde ; 112 de görevli ATT,hemşire,sağlık memuru, ebeler için böyle atamaların yapılacağı konuşuluyor...

Tabip Odası'nın bu atamalar için bildirisi....
“SAĞLIK BAKANLIĞI,
İZMİR DE, YENİ BİR HATALI UYGULAMANIN EŞİĞİNDE !”
“112 ACİL AMBULANS HİZMETLERİNDE GÖREVLİ 40  HEKİM BU GÖREVLERİNDEN UZAKLAŞTIRILMAK İSTENİYOR !”
“SAĞLIK BAKANLIĞI’NI
 ANKARA DA ALINAN BU KARARDAN VAZGEÇMEYE DAVET EDİYORUZ !”
İzmir de, 112 Acil Ambulans hizmetleri, en üst yöneticisinden, ambulansta görev yapan hekim ve sağlık çalışanlarına kadar, bütün çalışanlarının özverili çalışmasıyla, Türkiye’de bu hizmeti, bu güne kadar en iyi şekilde veren bir kurumdur.
Ancak, Ankara’da, Sağlık Bakanlığı’nda alınan bir kararla, 112 Acil Ambulans hizmetlerinde çalışan 40 hekim bu görevlerinden ayrılmak zorunda bırakılmaktadır.
İzmir’in yerel şartlarını, hizmetin özelliklerini ve düzeyini hiç değerlendirmeden alınan bu karar, İzmir’in, bütün Türkiye’ye örnek olan,112 Acil Ambulans hizmetlerini çökertebilecektir.
İzmir’de 112 Acil hizmetlerinde 100 ambulans görev yapmaktadır. Bu ambulansların yaklaşık 20 tanesinde hekim bulunmaktadır. Hekim bulunan bu ambulanslar şehir merkezinde görev yapmakta, genellikle kritik hastaların müdahalesi de yapılarak sağlık kurumlarına ulaştırılmasını sağlamakta, yaşamsal bir görev yapmaktadırlar.
Bu ambulanslarda görev yapmakta olan deneyimli 40 hekimin bu görevlerinden alınması, hekim bulunan ve şehir merkezinde çalışmakta olan bu ambulanslardan en az 7-8’inin hekimsiz çalışmaya başlamasına neden olacaktır. Bu durum hastalar açısından yaşamsal sorunlara yol açabilecek durumların yaşanmasına yol açabilecektir. Böylece Türkiye’nin en iyi 112 Acil Ambulans hizmetinin verilmekte olduğu İzmirliler adeta cezalandırılmış olacaktır.
İlimizdeki hastalarımız açısından böyle yaşamsal bir risk ortaya çıkacağı gibi, bugüne kadar bu hizmeti özveriyle vermekte olan bu deneyimli hekimler de mağdur edilecektir. Bu kararın o kadar alelacele alındığı bellidir ki, görevlerinden alınacakları söylenen hekimlerin yasal durumlarına uyulmadığı da anlaşılmaktadır. Deneyim, kıdem, hizmet puanı, ailevi durum vb hiçbir yasal zorunluluğun göz önüne alınmadığı anlaşılmaktadır.
Bugüne kadar özveriyle çalışıp, İzmir’in 112 Acil Ambulans hizmetlerini Türkiye’nin en nitelikli hizmeti haline getiren bu meslektaşlarımızın bu özverili çalışmalarının karşılığı böyle hoyrat bir yaklaşım olmasa gerekirdi düşüncesindeyiz.
Sağlık Bakanlığı’nın bu kararı, İzmir’in yerel koşullarını yeterince değerlendirmeden aldığına inanıyoruz. Bu karar öncelikle İzmirli yurttaşlarımızı mağdur edecektir. Ayrıca bu hizmeti vermekte olan hekimleri hem mağdur edecek, hem de küstürecektir.
112 Acil Ambulans hizmetlerinde çalışan bütün hekim meslektaşlarımız son derece tedirgin bir bekleyiş içine sokulmuşlardır. Bu koşullarda hiç kimseden nitelikli bir hizmet vermesi beklenemez.
Sağlık Bakanlığını bu kararından vazgeçmeye çağırıyoruz !
İzmir’de bir çok hastanede, başta acil servisler olmak üzere bir çok birimde pratisyen hekim açığı olduğunu ve bunun acil servis çalışanlarının yükünü aşırı derecede arttırdığını biliyoruz. Bu durumun gerek çalışanlar ve gerekse halk sağlığı açısından tehlikeli bir duruma yol açtığı ortadadır.
Bu birimlerdeki açığın kapatılması için en doğru çözüm 112 Acil Ambulans hizmetlerinden hekim aktarılması değil, İzmir’in tayinlere açılmasıdır.
 Bir yeri düzeltirken diğer yeri felç etmek akılcı bir yaklaşım değildir.
Yerel yönetici ve çalışanların önerileri de göz önüne alınarak, İzmir’in koşullarını gözeten, hizmeti çökertmeyecek, hekimleri de mağdur etmeyecek bir yaklaşımın uygulanabileceğine inanıyoruz.
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu adına,
Başkan  Dr. Suat KAPTANER
Genel Sağlık İs Sendikası Yönetim Kurulu adına,
Başkan Dr. Ali GÜL
Alıntı:izmirtabip.org.tr

11 Ekim 2012 Perşembe

112 personeline saldırıya 3,5 yıl hapis

SAMSUN-İlkadım ilçesi Kadıköy Mahallesi'nde 9 Mayıs 2011 tarihinde meydana gelen olayda, rahatsızlanan kalp hastası M.Ö.'yü (71) Gazi Devlet Hastanesi'ne götüren ambulans şoförü Ali Birinci ve Doktor Zeynep Fırıncı'yı, ambulansa alınmadıkları gerekçesiyle hasta yakını Hakan D. (23), Aziz O. (25) ve Tanju Ö.'nün (26) saldırısına uğramıştı. Saldırı anı ise hastanenin acil servisinin önündeki güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedilmişti.

Şikayet üzerine Hakan D., Aziz O. ve Tanju Ö. hakkında dava açıldı. Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen davanın son duruşmasında mahkeme heyeti tutuksuz olarak yargılanan Hakan D., Aziz O. ve Tanju Ö.’yu suçlu bularak darp suçundan 10'ar ay, tehdit suçundan 1 yıl 8'er ay ve hakaret suçundan da 11 ay 20'şer gün olmak üzere her biri toplam 3 yıl 5 ay 20'şer gün hapis cezasına çarptırdı.

Davaya müdahil olarak katılan Samsun Tabip Odası Avukatı Harun Uyanıkoğlu, sanıklara verilen cezanın ertelenmemesi ve paraya çevrilmemesinin sevindirici bir durum olduğunu belirterek, "Bu dava sağlık personellerine yapılacak olan saldırıların karşılıksız kalmayacağı yönünde örnek olacaktır" dedi.

Öte yandan, saldırıya uğrayan ambulans şoförü Halil Birinci'yi kurtarmak isterken kendisi de hastanelik olan Dr. Zeynep Fırıncı, 14 Mart Tıp Bayramı törenlerinde Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun'da yılın doktoru seçilmiş ve Bakan Recep Akdağ tarafından Ankara'da düzenlenen törende ödül verilmişti.

Alıntı:medimagazin.com

13 Haziran 2012 Çarşamba

Acile gelen hastaların %86'sı ACİL DEĞİL

Gümüşhane Üniversitesi (GÜ) ev sahipliğinde yapılan İlk ve Acil Yardım Sempozyumu’nda konuşan Sağlık Bakanlığı 112 Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Koşargelir, acil servise gelen hastaların tamamının gerçekten acil olmadığına dikkat çekti. Koşargelir, şunları söyledi:

''Uluslararası öngörülen rakam, hastaların üçte birinin gerçek olduğudur. Ancak Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin yapmış olduğu bir araştırmaya göre acil servise gelen hastaların yüzde 86'sının acil olmadığı anlaşıldı. Ama biz üçte bire göre hazırlık yapıp yolumuza devam etmeliyiz. Çünkü acil servise gelen hastaların birçoğundan tetkik istiyoruz. Hekim olarak emin olamıyoruz. Tetkik istiyoruz ki onun acil olup olmadığına karar verelim. Vatandaş kendisinin acil olup olmadığını anlayamaz. Bu yüzden tüm bu gelişmeleri sağlarken, hem hastane acil servislerinin hem bu servislere hasta getiren hastane öncesi ekiplerin hem de vatandaşlarımızın elbirliği ile hareket etmesinde çok büyük faydalar var.'' 

Alıntı:ntvmsnbc.com

30 Nisan 2012 Pazartesi

Sakarya 112 ekibine saldırı

Geçen hafta İstanbul'da iki ayrı 112 ekibi hasta yakınlarının saldırısına uğradı. Beyoğlu ve Küçükçekmece ilçesinde gerçekleşen saldırılarda 3 sağlık görevlisi yaralanırken bir ambulansta maddi hasar meydana geldi. Bir diğer saldırıda ise İzmir'in Karabağlar ilçesinde gerçekleşti. Alkollü olduğu ileri sürülen bir kişi sağlık görevlilerine saldırdı. Olay sonrası 3 sağlık görevlisi yaralandı.

Bu saldırılara bir yenisi de Sakarya'da eklendi. Ambulansta görevli sağlık ekibi vaka olarak aldıkları alkollü şahsın saldırısına uğradı.

Olay, Sakarya'nın Söğütlü ilçesinde meydana geldi. Görevli 54250 kodlu ambulans, Adapazarı Kavaklar Caddesi üzerinde bir şahsın yerde yattığı ihbarı üzerine harekete geçti. Olay yerine gelen ekipler aşırı alkollü şahsı ambulansa alarak Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine doğru yola çıktı.

Yolda ayılan alkollü şahıs, ambulansta görevli Acil Tıp Teknisyenlerine saldırdı. Saldırıyı 112 ambulans ekibi komuta merkezine haber verdi. Bayan görevli ağlayarak yardım istedi. Yardım anonsunu alan komuta merkezi durumu polise bildirdi. İhbar üzerine hastaneye çok sayıda polis sevk edildi. Ancak sarhoş şahıs ambulans hastaneye giriş yaptığı sırada araçtan atlayarak kaçmaya başladı. Alkollü şahıs ve polis ekiplerinin arasında yaşanan kısa süreli kovalamacadan sonra şahıs hastaneden 200 metre uzakta yakalandı.

Alıntı : medimagazin.com.tr

24 Nisan 2012 Salı

İzmir 112 ekiplerine saldırı

OLAY 21  NİSAN GECESİ OLDU...AYNI KİŞİ  OLAYDAN  SONRA  SERBEST  BIRAKILDI.KARABAĞLAR  EKİBİNE  POLİS  ESKORTU  VERİLDİ...KİŞİ  AYNI  GÜN  TEKRAR  112'Yİ  ARADI  VE KAHVEHANE ADRESİNE YANLIŞ İHBAR YAPTI.EKİBİMİZ  OLAY  YERİNE  GİDİNCE ERHAN  KIL'I GÖRDÜ VE  HEMEN  OLAY  YERİNDEN AYRILARAK  POLİS  MERKEZİNE  ŞİKAYETTE BULUNDU.KİŞİ  TEKRAR YAKALANDI , İFADESİ  ALINDI  VE YİNE  SERBEST  BIRAKILDI. BU ARADA ADAMIN  CEZAİ  EHLİYETİ  YOK..KİŞİ  BUNUNLA  KALMADI.23  NİSAN'DA BOZYAKA  VE  GÖĞÜS  HASTANESİNDEKİ  112  İSTASYONLARINA GİTTİ  VE  SORUŞTURMA  YAPTI...SAĞLIKTA  ŞİDDET NEREYE  VARACAK?...


Sağlık çalışanlarına yönelik olarak son dönemde artan şiddet olaylarına bir yenisi İzmir’de eklendi. Erhan Kıl ile bir grup arkadaşı, 20 gün önce Karabağlar 112 Ambulans İstasyonu yakınlarında alkol kullanıp çevreye rahatsızlık verdikleri gerekçesiyle sağlık görevlilerince polise şikayet edildi.

Güvenlik güçlerince oradan uzaklaştırılan gruptaki Erhan Kıl, bir süre sonra dönüp sağlık görevlilerini tehdit ettikten sonra ayrıldı. Kıl, dün akşam saatlerinde, yanında getirdiği döner bıçağıyla Peker Mahallesi 4951 Sokak 31 numurada bulunan Karabağlar 112 Ambulans İstasyonu’na geldi.

Bu sırada orada bulunan, Yeşilyurt, Torbalı ve Ödemiş 112 Ambulans İstasyonu görevlilerinin de aralarında yer aldığı 15 kişiye saldıran Erhan Kıl’ın üzerine atlayan sağlık görevlisi 39 yaşındaki Bekir Gürel durdurabildi. Gürel’in yardımına koşan arkadaşları 24 yaşındaki Gürkan Denizçelik ile 21 yaşındaki Emin Ölmez ile boğuşan Erhan Kıl, elindeki döner bıçağı alınınca, kaçmaya başladı. Bunun üzerine 112 Acil yardım görevlileri durumu, polise bildirdi.

Çevrede yapılan arama sonucu yakalanan Kıl, gözaltına alındı. Üç sağlık görevlisi Bekir Gürel, Gürkan Denizçelik ve Emin Ölmez Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek dövüldüklerine dair rapor aldı. Ardından polis merkezine giden sağlık görevlileri, Erhan Kıl’dan şikayetçi oldu.

Olayla ilgili soruşturma başlatan polisin ifadesini aldığı Kıl serbest bırakıldı. Hakkındaki suçlamayla ilgili evrakaların adliyeye gönderileceği belirtildi.

Alıntı :Radikal / Kadir ÖZEN

8 Nisan 2012 Pazar

Sağlık Bakanlığı Taşra Teşkilatı İle ilgili son gelişmeler

2 Nisan 2012 itibariyle tüm Türkiye'de yeni sisteme geçildi.İl müdürlükleri ; il sağlık müdürlüğü , il halk sağlığı müdürlüğü ve kamu hastane birlikleri olarak 3'e ayrıldı.Bu mevkilere atamalar başladı.Atananlar gelinceye kadar görevleri il sağlık müdürleri tarafından vekaleten yürütülüyor.Bu arada kurumlar da personel paylaşımlarını yaptı ve bakanlık buna göre gerekli değişimleri gerçekleştirdi.

İlçelerde ise ilçe sağlık müdürlükleri kuruldu.Ancak bunların personel sayısında beklenildiği gibi artış yok.Eskiden il müdürlüklerinde olan görevler birleştirilerek sorumlulara dağıtılcak.Nüfusa göre ortalama 2-3 doktor , 2-3 hemşire , tıbbi sekreter ve toplum sağlığı eknisyeninden oluşan kadrolar planlanıyor.İlçe sağlık müdürlüğü görevleride vekaleten TSM Sorumlu Hekimi tarafından yürütülüyor.

Son aşamada boş kalan kadrolar için il içi atamaların açılması planlanıyor.Ayrıca geçici görev ile çalışanların 2012 sonuna kadar görevlerine devam etmesi söz konusu.Artık geçici görevleri birimler değil , personel şube yapacak.İhtiyacı olan birimler sadece kişiyi ve ihtiyaç süresini bildirecek.Geri kalan ayrıntılar ve süre ,personel şubesi tarafından yapılcak.Bu görevlendirme geçici görev veya kadronun nakli ile görvelendirme şeklinde olabilecek.

Döner sermaye konusuna gelince.Bu ayrılmadan en çok TSM etkilenecek.Çünkü 112 gelirinden de pay alan TSM , artık bu payını kaybedecek ve döner seramayede düşüş yaşayacak.112 ve hastanelerde ise, eski alınan miktarlar devam edecek.

8 Ocak 2012 Pazar

Hasta acil değilse Acil Servis'e gittiğinde fark ödeyecek

Hastanelerin acil servislerinde katkı payı alınmaması, hastaların bu servislere akın etmesine sebep oldu. Başı ağrıyan, grip olan, poliklinik yerine acil servise koşuyor.

Bunun sonucu olarak acil servislerinde büyük yoğunluk yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre her üç hastadan biri acil servise gidiyor. Yılda acile başvuran hasta sayısı 90 milyona ulaştı.

Bu durum, gerçek hastaların mağdur olmasına yol açıyor. Yığılmanın önüne geçmek isteyen SGK, yeni bir karar aldı. Doktor, muayene ettiği hastanın acil olup olmadığını online olarak işaretleyecek. Böylece doktorun acil görmediği hasta, eczaneden ilacını alırken katılım payını ödeyecek.
Zaman Gazetesi'ne konuşan SGK Başkanı Fatih Acar, bu uygulamanın öncelikle gerçekten durumu acil olan hastaların sorunlarına çözüm getireceğini söyledi. Bu arada SGK, ilaç fiyatlarında yaşanan düzenlemeler sonrası ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni bir adım daha attı. Daha önce 125 ilacın iskontosunu kaldıran kurum, 142 ilacın daha iskontosunu kaldırma kararı aldı. Böylece toplamda 267 ilaçta eski iskontolara dönülmüş oldu. İlaçta artan maliyet üzerine iskontolar yüzde 7,5 eklenerek yüzde 41'e çıkarılmıştı. Bu duruma tepki gösteren ilaç üreticileri, kimi ilaçları piyasaya vermemeye başlamıştı. SGK'nın aldığı bu son karar, sektör için büyük rahatlama getirecek. SGK Başkanı Acar, ilaçta son kez iskonto indirimine gittiklerine dikkat çekti.

Türkiye sağlık alanında çok önemli açılımlar yaparken özellikle ilaç harcamalarında büyük artış yaşanıyor. Global bütçe uygulamasına geçilmesine karşın geçen yıl ilaç harcaması öngörülen rakamın 1,1 milyar üzerine çıktı. Bunun üzerine Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK), tedbir olarak ilaç iskontolarının artırılması yönünde karar verdi. Ancak bu durum, ilaç üreticilerinin sert tepkisine yol açtı. Çok sayıda ilaç piyasadan çekildi. Bunun üzerine SGK yeniden bir değerlendirme yaparak, çoğu kanser ve kan ilacı olan 142 ilaçta kamu kurum iskontosunda eskiye dönülmesine karar verdi. Bu ilaçların piyasada bulunmaması gibi bir sorun artık yaşanmayacak. Acar, attıkları bu adımla hastaların mağduriyetinin önüne geçileceğini belirtti ve ekledi: "Vatandaşın yaşanan sorundan etkilenmemesi için son kez 142 ilacın iskontosunda eskiye dönüyoruz." İlaçta israfa dikkat çeken Fatih Acar, bu amaçla çeşitli adımlar attıklarını anlattı. Hastalardan katılım payı alınması uygulamasının kuruma gelir getirmek için değil, aşırı tüketimi önlemek ve talebi kontrol için konulduğunu söyledi. Bu amaçla aile hekimlerince yazılan reçeteler dahil olmak üzere reçetede yer alan üç kutudan sonraki ilave her bir kutu ilaç için 1 Türk Lirası katılım payı alınacağını söyledi. Ancak raporlu ilaçların bu kapsam dışında olacağını söyleyen Acar, "Örneğin bir reçetede 3 raporlu, bir de raporsuz ilaç varsa o raporsuz ilaç için 1 TL katkı payı ödenmeyecek. Ama örneğin 3 raporlu 4 de raporsuz ilaç varsa sadece bir kutu için 1 TL'lik katkı payı ödenecek. Ayrıca bir reçetede 3 çeşit ilaç yazılmış, ama bunlardan biri iki kutu yazılmışsa yine bu iki kutudan biri için 1 TL istenecek.'' dedi.

DOKTORA NEGATİF PERFORMANS NOTU

Gereksiz ilaç yazan doktorların kontrolü için negatif performans uygulamasına geçileceği bilgisini de veren Acar, reçetelerin yüzde 46'sının aile hekimleri tarafından yazıldığını aktardı. Acar'a göre, bu konuda hassas olunması şart. Bir reçeteye 10 ilaç yazıp hasta gönderilmemeli. Gerçekten o ilaca hastanın ihtiyacı varsa yazılmalı.

SGK'nın Türkiye bütçesinin yaklaşık yüzde 42'sini kontrol ettiğini anlatan Acar, bu yönüyle ülkenin en öneli kurumu olduklarını düşünüyor. Çünkü Türkiye'nin gider bütçesi 350 milyar TL. Bunun 161 milyar TL'lik kısmı SGK'da. Fatih Acar, özel hastanelerle ilgili yapılacak düzenlemelere de değindi. Acar, SGK ile anlaşması olan ancak bazı branşlarda anlaşma yapan özel hastanelerin bundan böyle bütün branşlarda hasta tedavisi yapmak zorunda olacağını anlattı. Acar, "Bizimle sözleşme yapan hastaneler tüm doktor ve branşlarını hastalara açmak zorunda kalacak. Sadece özel hastane değil, hekim de bu işten sorumlu olacak." dedi.

Yaklaşık 9,1 milyon yeşil kartın 1 Ocak'ta SGK'ya devredildiğini hatırlatan Fatih Acar, "Yeşil kartlılar, 1 yıllık vize süreleri doluncaya kadar aynı şekilde sağlık imkânlarından yararlanmaya devam edecek. Vize süreleri dolduğunda ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflarına gidecekler ve gelir testi yaptıracaklar. Gelir düzeyi asgari ücretin üçte birinden az olduğu tespit edilen kişiler, primleri devlet tarafından ödenerek sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edecekler. Eğer geliri yüksek çıkarsa kademeli olarak prim ödeyerek sağlık hizmeti alabilecekler." dedi. Acar, uygulama ile yeşil kart hakkı olmadığı halde kullananların ayıklanacağını dile getirdi. Yeni dönemde özel hastanede tedavi olan hastalar, kendisine yapılan işlemlerin detaylı belgesini de görebilecek. SGK Başkanı Acar, hastaların ne kadarlık tedavi aldığını, ne kadar fark ücreti ödediğini, tahlil ve tetkikin ne kadar tuttuğunu, devletin kendisi adına ne kadar ödeme yaptığını görebileceğini anlattı. Hastanelerin hastaya bu belgeleri vermek zorunda olacağını söyledi.

Alıntı : ntvmsnbc.com

7 Kasım 2011 Pazartesi

112 çalışanına hakarete 10 ay hapis

Konya Ambulans Servisi Başhekimliği Komuta Kontrol Merkezi'nde operatör olarak çalışan kadın görevliye ambulansın geç kaldığı gerekçesiyle hakaret ettiği öne sürülen sanığa 10 ay hapis cezası verildi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Sedat S. (47), hastasını hastaneye götürmek amacıyla cep telefonundan Konya Ambulans Servisi Başhekimliği Komuta Kontrol Merkezi'ni arayarak ambulans istedi.

Sedat S, ambulansın gelmemesi üzerine kısa bir süre sonra merkezi tekrar aradı.

Sedat S, hastanın durumunu soran kadın görevli operatör K.H'ye (28), ambulansın geç kaldığı gerekçesiyle küfür ettiği iddia edildi.

K.H'nin şikayetçi olması üzerine Sedat S, hakkında ''hakaret'' suçundan dava açıldı.

Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz yargılanan sanık Sedat S, hakkında 1 yıl hapis cezası verildi.

Sanığın mahkemedeki iyi hali göz önünde bulundurularak bu cezası 10 aya indirildi. Cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

5 yıl denetim süresine tabi tutulacak olan sanığın, denetim süresi içinde yeni bir suça karışmaması halinde, hükmün ortadan kaldırılacağı ve davanın düşeceği bildirildi.

-7 bin ihbardan sadece 400'ü gerçek-

Konya İl Sağlık Müdürü Hasan Küçükkendirci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 112 Komuta Kontrol Merkezi'ne gelen ihbarların yüzde 80'ninin asılsız ihbarlar olduğunu söyledi.

Asılsız ihbarlar içerisinde çalışanlara hakaret ve küfürler edildiğine dikkati çeken Küçükkendirci, söz konusu kişilerin tespit edilerek savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu bildirdi.

Hizmet kurumu olan bu tür yerlere vatandaşların çok hassas davranması gerektiğini dile getiren Küçükkendirci, ''Maalesef bize günde yaklaşık 7 bin civarında ihbar geliyor ama ekiplerimizin çıktığı vaka sayısı sadece 400 civarında. Bir çalışana küfür eden sanığa verilen ceza bizi memnun etti. 112'yi arayarak personele hakaret ve küfür ederek hattı ve çalışanları meşgul eden kişilere emsal gösterilebilecek bir karar'' dedi.

Alıntı: medimagazin.com.tr

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Acil serviste 1 pratisyen 300 hasta bakıyor


İzmir Vali Yardımcısı İbrahim Ballı başkanlığında gerçekleştirilen İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda İl Sağlık Müdürü Mehmet Özkan ile Urla Kaymakamı Şehmus Günaydın’ı karşı karşıya getiren Urla Devlet Hastanesi’ndeki yaşanan doktor krizi hakkında açıklama yapan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube Başkanı Veli Atanur, acil serviste 3 doktora değil bir doktora 300 hastanın düştüğünü ifade etti. Kaymakam, Günaydın’ın tepkisinin yerinde olduğunu anlatan Atanur, “İl Sağlık Müdürü Mehmet Özkan, doktor olmasına rağmen konuya duyarlılık konusunda kaymakamın gerisinde kaldı. Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Urla’da bir doktor, ayda 10 kez 24 saat esasına dayalı olarak nöbete kalıyor. Hastanede acilinde sadece bir pratisyen hekim var. O da günde 300 hastaya bakıyor” dedi. Sağlık Müdürü Özkan’dan konunun bilimsel olarak açıklanmasını talep etti.

VALİLİK İZİN VERMEDİ


Atanur ayrıca Acil Tıp Teknisyenlerinin eğitimsiz bir şekilde ambulans kullanması konusunda da açıklama yaptı. İl Sağlık Müdürü Mehmet Özkan, 112’den sorumlu İl Sağılık Müdür Yardımcısı Turan Sofuoğlu, Kınık Sağlık Grup Başkanı Turgay Keser hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını anlatan Atanur, valiliğin soruşturma izni vermediğini ifade etti. Ambulansların 4 yıllık üniversite mezunu Acil Tıp Teknisyeni tarafından değil 2 yıllık üniversite mezunu Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri (Paramedik) tarafından kullanılması gerektiğini anlatan Atanur, “ Acil olarak hastaneye götürülmesi gereken hastalar ve sağlık çalışanları büyük tehlike yaşıyorlar. Ölümle burun buruna gelen çalışanların feryadını kimse duymuyor. Valiliğin sağlık konusunu suistimal edenleri koruduğunu düşünüyoruz. Valilik yöneticilerin yargılanmalarına izin vermediği için konuyu yargıya taşıyacağız” diye konuştu.

DİNLEMEDİLER


Sağlık gibi önemli bir alanda yapılanların gerçekten dehşet verici boyutlara geldiğini anlatan Atanur,, “Üç günde ambulans sürücüsü olunur mu? dedik, bizi dinlemediler. Kanunsuz emir ile Acil Tıp Teknisyenlerini sürücülük yapmaya zorlamanın 112 acil ambulans çalışanlarını, hastayı ve çevreyi tehlikeye attığını söyledik, yine bizi dinlemediler.Sorunu İzmir İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ile görüşüp, taleplerimizi ileterek sorunu çözmeye çalıştıysak da sonuç alamadık. Tersine başta Acil Tıp Teknisyenleri olmak üzere 112 çalışanlarına mobbing ile karşılaştık. Acil tıp teknisyenleri için belirtilen ise,süreklilik ifade etmeyen,sadece olağanüstü durumlarda (zorunluluk durumunda geçici) yazılı emir ile geçici görevlendirmeyi içermektedir. Ambulans kazaları ehil olmayan Acil Tıp Teknisyenleri elinde yeni hayatlar söndürmesin. Kanunsuz emrin sorumları yargılansın. 112’ye bir gün herkesin ihtiyacı olacak. Artık yeter” ifadelerini kullandı.

NELER YAŞANMIŞTI


İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda söz alan Urla Kaymakamı Şehmus Günaydın Turizm bölgelerindeki nüfusun yaz mevsiminde arttığını anlatarak, “Bazı yerlerdeki sağlık personeli geçici görevlendirme ile geri çekiliyor. İlçemizde de ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Günde 300 hastanın geldiği poliklinikte sadece doktor sayısı yeterli değil. Yoğunluktan dolayı tam zamanlı çalıştıkları için tıbbi hatalar meydana gelebilir. Bunların yaz mevsimi gelmedin ayarlanması gerekir” diyerek duruma tepki göstermişti. Vali Yardımcısı Ballı’nın uyarısı üzerine İl Sağlık Müdürü Özkan ise, “Problem olmaz. Günde 300 hasta sıkıntı yaratmaz” ifadelerini kullanmıştı. Bunun üzerine tekrar ayağa kalkan Kaymakam Günaydın, “Eğe sayısı dokuz olması gereken doktoru geri çekip 3’e indirseniz. Sorun yaşanır” diye konuşmuştu. İl Sağlık Müdürü Özkan’ın bu kez “Bana gelen bir yazı yok” sözleri üzerine ise Kaymakam Günaydın, “Gerekli yazıyı yazdık fakat bize cevap bile yazmadınız” diyerek durumu düzeltmeye çalışmıştı.
Alıntı: egedesonsöz.com

112 sisteminde köklü değişim

Sağlık Bakanlığı Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı 81 ilin 112 şube müdürü ve 112 den sorumlu il sağlık müdür yardımcısını Ankara’da toplantıya çağırdı.

Günde 2-3 il ile toplantı yapan bakanlık yetkilileri 112 siteminde yapılacak bir dizi değişiklik ve yenilenme hakkında bilgi verdi.

Buna göre;

  • Sadece çok önemli  noktalarda doktorlu ambulans olacak
  • İstasyon sayısı 2 katına çıkacak
  • Tüm ilçelere A2 tipi istasyon açılacak
  • İlçelerdeki A1 tipi istasyonlar A2 olacak
  • Yeni açılacak istasyonlara 4 paramedik 8 ATT ataması yapılacak
  • 2 ATT’den oluşan 112 ekipleri kurulacak ATT ler tek başına vakaya çıkabilecek
  • Yeni açılacak 112 istasyonları için İl Sağlık Müdürlükleri Eylül ayına kadar hazırlıklarını tamamlayacak. Ekim ayında sadece att ve paramediklerin alınacağı KPSS yerleştirmesi yapılacak.
                                                        Alıntı : medihaber

112 ve SABİM

112 Acil Yardım Ambulansları artık 3 gündür süren 38 °C ateşe,kasıkta oluşan pişiğe gidiyor. Hemde 184 SABİM desteği ile…Vatandaş eğer ambulans talebi yerine getirilmez ise, hemen 184 Sabim – Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ni arıyor veya 10 tane E-Posta gönderiyor.
112 Komuta Kontrol Merkezleri , SABİM baskısı ile ekipleri bu tür vakalara çıkartıyor.

SABİM Nasıl Çalışıyor?

SABİM varlığına esas olan amaç ve hedefleri doğrultusunda 7 gün, 24 saatboyunca,tamamı sağlık personelinden oluşan, sağlık sisteminin işleyişine hakim, sağlık mevzuatı konusunda yeterli bilgilerle donatılmış operatörler, sağlık sisteminin işleyişi ile ilgili her türlü soru, sorun, eleştiri, öneri ve talebi cevaplandırmakta ve kayıt altına almaktadır.

Kayıtlar İncelenmelidir

SABİM’e ait kayıtlarının geriye dönük incelenmesi , bu tür olayların gelişmesini engelleyebilir mi?
Bunu zaman gösterecektir.Ama Temel Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı başta olmak üzere , bu durum yakından incelenmelidir.

112 Acil Yardım Hizmetlerine yapılan ciddi yatırımlar bu şekilde heba edilmemeli , gereken acil vakalara ambulans gönderilmelidir.Çünkü 3 gündür süren 38 °C ateşe giden bir ekip kendi bölgesinde oluşan trafik kazasına gidememekte,ciddi vakalar zamanında müdahale şansı bulamamaktadır. 

WHO ( Dünya Sağlık Örgütü ) tarafından yayınlanan 32 Acil Parametreye başta SABİM ve 112 KKM’leri uymalı , buna uygun algoritmalar geliştirilmelidir.Her telefona açana bir ambulans gönderme lüksünden bu ülke artık kurtulmalıdır.

Uluslararası 32 Acil Parametre
  1. Şuur Kaybına Neden Olan Her Türlü Durum
2. MI, Aritmi, Hipertansiyon Krizler: Geçirilmekte olan kalp krizi, acil tedavi gerektiren kalp ritmi bozukluğu türleri, kan basıncının beyin kanaması vb. ciddi durumlara yol açabilecek derecede yükselmesi.
3. Zehirlenmeler
4. Ciddi Genel Durum Bozukluğu: Yaşlılık, besin yetersizliği, yetersiz bakım, uzun süren ağır hastalık vb. nedenlerle kişinin sağlığının genel anlamda tehlikeli olabilecek derecede bozulması.
5. Trafik Kazası
6. Ani Felçler
7. Migren ve/veya Kusma, Şuur Kaybıyla Beraber olan Baş ağrıları
8. Astım Krizi, Akut Solunum Problemleri
9. Yüksek Ateş: Zehirlenme, infeksiyon hastalıkları, sıcak çarpması vb. nedenlerle vücut ısısının konvizyona (havale) ya da kalp ritim bozukluklarına yol açabilecek derecede (Ortalama 39,5 °C ve üzeridir) yükselmesi.
10. Ciddi Alerji, Anaflaktik Tablolar: Kalp ritminde bozulma, solunum yollarında tıkanmaya yol açabilecek ciddiyette alerji ya da tansiyon düşmesi durumları.
11. Akut Batın: Mide, bağırsak gibi içi boş organların delinmesi, tıkanması ya da düğümlenmesi, iltihaplanması, vb. gibi acil müdahale gerektiren durumlar.
12. Yüksekten Düşme
13. Ciddi İş Kazaları, Uzuv Kopması
14. Menenjit, Ensefalit, Beyin Absesi: Sinir sistemi fonksiyonları dolayısıyla da yaşamsal fonksiyonları etkileyebilecek, beyin ve beyni çevreleyen zarla ilgili iltihabi, infektif hastalıklar.
15. Elektrik Çarpması
16. Ciddi Göz Yaralanmaları
17. Kurşunlanma, bıçaklanma, kavga, terör, sabotaj, vb
18. Renal Kolik: Böbrek taşlarının yol açtığı, ilerlemesi durumunda idrar yolu ya da böbrek hasarına yol açabilecek şiddetli ağrı oluşturan durum.
19. Akut Psikotik Tablolar: Aşırı saldırganlığa yol açan nörolojik ya da psikolojik rahatsızlıklar.
20. Suda Boğulma
21. İntihar Girişimi
22. Donma, Soğuk Çarpması
23. Isı Çarpması
24. Ciddi Yanıklar
25. Yeni Doğan Komaları
26. Başlamış Doğum Faaliyeti (Su Kesesinin Boşalması)
27. Diabetik ve Üremik Kanama: Diabet (şeker hastalığı) ve böbrek yetersizliğinin neden olduğu bilinç bulanıklığından başlayıp tam bilinç kaybına (koma) kadar girebilecek durumlar.
28. Genel Durum Bozukluğunun Eşlik Ettiği Dializ Hastalığı
29. Akut Masif Kanamalar: Genellikle travma sonucu ortaya çıkan, hayatı tehdit edecek boyutlarda iç veya dış kanamalar.
30. Omurga ve Alt Extremite Kırıkları: Büyük dış veya iç kanamaya yol açan bacak kırıkları ve her türlü omurga kırıkları.
31. Tecavüz
32. Dekompresyon (Dalgıç) Hastalığı: Halk arasında vurgun yemek olarak tabir edilen durum.
Karşılaştığınız problemleri WHO (Dünya Sağlık Örgütü) Türkiye ofisine bildirebilirsiniz.

E-Posta:whotur@euro.who.int Adres:WHO Country Office UN House – Birlik Mahallesi, 2 Cadde No.11
Cankaya, Ankara
Avrupa Birliği için İletişim Bilgileri
 
Alıntı : medihaber

3 Şubat 2011 Perşembe

Ambulans kazaları artmadı










Üç meslek örgütünün düzenlediği basın toplantısında, hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Paramedik Derneği Başkanı Umut Uğurel, Sağlık Bakanlığına bağlı olarak 81 ilde hizmet veren 112 ambulans servislerinde toplam bin 460 istasyondaki 2 bin 547 ambulansta, son atamalarla birlikte 2 bin 60 hekim, 2 bin 485 paramedik (hastane dışında acil hasta ve yaralılara müdahale eden, gerektiğinde ambulans şoförlüğü de yapan profesyonel sağlık personeli), 9 bin 302 acil tıp teknisyeni ve 2 bin 500 şoför olmak üzere toplam 16 bin 347 personelin görev yaptığını bildirdi.

     Uğurel, 2010 yılında Türkiye'de 2 milyon 69 bin 459 acil vakaya ambulanslarla göreve çıkıldığını belirterek, şu bilgileri verdi:

     ''Bu yoğunluk içerisinde 112 ambulansları çoğu maddi hasarlı olmak üzere bin 58 kazaya karışmış, bunların 571'inde şoförler, 366'sında ise paramedik ve acil tıp teknisyenleri, ambulans sürücüsü olarak görev yapmıştır. Kaza sayısının toplam vaka sayısına oranı yüz binde 51'dir. 2009 yılında 1 milyon 878 bin acil hastaya çıkış yapılmış, 923 kaza meydana gelmiştir ve oran yüz binde 49'dur.

     Ambulans kazaları dünyanın bütün ülkelerinde görülmektedir. Acil vakalara kısa sürede ulaşmak için yoğun çaba gösteren ambulans ekiplerinin kazaya uğramasında, sürücülük becerilerinin yanında trafik yoğunluğu, yol, hava şartları ve benzeri çevre faktörlerinin de etkisi bulunmaktadır. Ülkemizdeki yol ve araç durumuyla sürücülerin ambulansların geçiş üstünlüğüne olan yaklaşımı, kamuoyunca bilinmektedir. Artan ambulans sayısı ve vaka sayısına rağmen iddia edildiğinin tersine kaza oranlarında bir artış olmadığı gibi, çalışan nitelikli personel sayısındaki bu artış ile ülke düzeyinde ulaşılan vakalar ve hayata döndürülen hasta sayılarında ciddi oranda artışlar olmuştur.''

     ABD, Kanada ve gelişmiş Avrupa ülkelerinde acil ambulans sistemlerinde özel eğitim almış paramedik ve acil tıp teknisyenlerinin görev yaptığını, bu ülkelerde de ambulansları paramedik ve acil tıp teknisyenlerinin kullandığını ifade eden Uğurel, Türkiye'de verilen eğitimlerin konu ve sürelerinin bu ülkelerle bir farklılık göstermediğini, ambulanslarda çalışan hekim sayısının ise birçok ülkeye göre hala oldukça fazla olduğunu dile getirdi.

     Uğurel, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de acil tıp teknisyeni ve paramediklerin hem tıbbi müdahale hem de ambulans sürücülüğü görevini başarıyla yerine getirdiğini vurgulayarak, ''Ambulanslarda, sağlık personeli olmayan ve hastaya tıbbi müdahale yapma yetkisi bulunmayan şoförlerin yerine bu konuda uzmanlaşmış sağlık personelinin yer almasıyla, hastalara ekip olarak daha nitelikli bir acil sağlık hizmetinin verilmesi mümkün olabilmektedir'' dedi.

     Türkiye'deki ambulans hizmetlerinin ''övünülecek'' düzeye ulaştığını söyleyen Uğurel, bu çalışmalara rağmen bazı basın yayın kuruluşlarında gerçekleri yansıtmayan, ambulansları tehlikeli araçlarmış, çalışan personeli de yetersizmiş gibi gösteren sansasyonel haberlere yer verildiğini, bunun özveriyle görev yapan acil sağlık çalışanlarının motivasyonunu ve vatandaşın da bu hizmete güvenini olumsuz etkilediğini kaydetti.

     Acil Ambulans Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu da ambulans kullanabilmek için lise mezunu ve B sınıfı bir ehliyet sahibi kişilere, 32 saatlik ambulans sürüş teknikleri sertifika kursu verildiğini söyledi.

     Ambulansların karıştığı kazaların en çok kontrolsüz kavşak geçişleri ve kırmızı ışık ihlallerinden kaynaklandığı bilgisini veren Sofuoğlu, bunların çoğunun maddi hasarlı kazalar olduğunu, 112 acil istasyon sayısı artmasına rağmen kaza oranlarında bir artış yaşanmadığını dile getirdi.

     Sofuoğlu, İzmir'de geçen yıl 137 bin 432 acil vakaya ambulanslarla çıkış yapıldığını, 133 kaza meydana geldiğini, bunların 124'nün maddi hasarlı, 9'unun yaralamalı kaza olduğunu, 5'inde ambulansı acil tıp teknisyeninin, 4'ünde ise şoförlerin kullandığını, bu kazaların 6'sında hatanın karşı tarafta olduğunu sözlerine ekledi.

     Acil Tıp Teknisyenleri Derneği Başkanı Yaşar Gökbayrak, geçen yıl Türkiye genelinde 2 bin 456 kişinin ambulans sürüş teknikleri kursu aldığını, başarı oranının yüzde 20 olduğunu ve bu kursiyerlerin bu süre içinde herhangi bir kazaya karışmadığını bildirdi.

Alıntı : medimagazin.com

18 Ocak 2011 Salı

112 çalışanlarına müjde

Sağlık-Sen’in, üyeleri adına Şanlıurfa ve Zonguldak İdare Mahkemelerinde açtığı davalar sonucu her iki mahkeme aynı kararı vererek,  112 Acil Sağlık Hizmetleri Çalışanlarının döner sermaye ek ödemelerini riskli birim katsayısı üzerinden alması gerektiğine hükmetti.

Sağlık Bakanlığı Döner Sermaye Yönetmeliği’ne göre hastanelerin acil servisine entegre 112’lerde çalışan personele, aldığı döner sermayeye ek olarak ortalama 250 TL riskli birim farkı ödeniyor. Hastane bünyesinde olmayan A ve C Tipi 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında çalışan personel ise bu haktan yararlanamıyor.

Sağlık-Sen’in açtığı davada Şanlıurfa İdare Mahkemesi, riskli birim farkından yararlanma koşulu olarak, 112 acil hizmetlerinin kuruma bağlı olması şartını hukuka aykırı buldu. İdarenin, dava açan 112 ambulans şoförünün geriye dönük yasal alacaklarını tazmin etmesine hükmeden Mahkeme kararında,112 ambulans şoförlüğü görevinin risk içeren bir hizmet olduğu bu nedenle döner sermaye ek ödemesini riskli birim katsayısından alması gerektiği görüşüne yer verdi.

Zonguldak İdare Mahkemesi de 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda acil tıp teknisyeni olarak çalışan personelin fiilen acil nitelik arz eden hizmet ifa ettiği için riskli birim farkı alması gerektiğine karar verdi.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, çalışanların katkısıyla oluşan döner sermayenin çalışanlara adil dağılımını engelleyen ciddi mevzuat hataları olduğunu vurgulayarak, yargı kararları çerçevesinde Türkiye genelindeki bütün A ve C Tipi 112 istasyonlarındaki çalışanların riskli birim katsayısından yararlanması için Bakanlığın düzenleme yapması gerektiğini söyledi.


Alıntı : medimagazin.com

17 Aralık 2010 Cuma

Zekai Tahir Burak'tan insan manzaraları: Artık bebek cinsiyeti söylenmeyecek

 ARTIK KANIKSADIK  BÖYLE HABERLERİ..''SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM'' SAYESİNDE  HASTANELERİMİZ YANMAYA BAŞLADI, YAĞMURDA  SEL BASKINLARI  ACİL  SERVİSLERİ BASTI, HATTA  İNSANLAR  ÖLDÜ.YANGINLARDAN YOĞUN  BAKIMLAR BOŞALTILDI.DOKTOR   DÖVMEK , SAĞLIK PERSONELİNİ  DÖVMEK,SÖVMEK  KALİTE STANDARTI  OLDU.SAĞLIK  ÇALIŞANININ HAKKI YOK TABİKİ..

EN SONUNDA  BEBEK  CİNSİYETİ  NEDENİYLE  ANNELER  BIÇAKLANIR OLDU..

112 AMBULANSLARI İLE ''ÖLÜM ORANLARI AZALMIŞTIR'' GİBİ BİR İSTATİSTİK SUNMAYA ÇALIŞMAK  YERİNE ''112 AMBULANSLARININ  VAKA  SAYISI  ARTMIŞTIR '' DİYE İSTATİSTİK SUNULUYOR.112 LER ARTIK GRİPLERE HATTA  CANI SIKILANLARA BİLE GİDİYOR...

SAĞLIKTA DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM  SÜRÜYOR.....


Yılda ortalama 25 bin çocuğun doğduğu Ankara'daki Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anne adaylarına erkek bebek baskısından dolayı bebek cinsiyetlerini doğuma kadar söylenmesini yasakladı. Başhekim Dr. Leyla Mollamahmutoğlu, "Hastanemiz bahçesinde bu olay yüzünden yaşanan bıçaklama olayının ardından anne ve bebeklerin güvenliği için 'cinsiyet söyleme' yasağı getirdik" dedi. Kadın doğum alanında Türkiye'nin tek referans hastanesi olarak kabul edilen Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, farklı sosyo-kültürel yapıdan gelen hastaları nedeniyle ilginç durumlarla da karşılaşıyor. Hastane Başhekimi Dr. Mollamahmutoğlu, özellikle bebek cinsiyeti konusunun hâlâ Türkiye'nin her bölgesinden gelen hastalar için en önemli konular arasında yer aldığını söyledi. Bazen anne-babaların bebeğin sağlığından daha çok cinsiyetine odaklandığını belirten Dr. Mollamahmutoğlu, "Her çeşit hasta geliyor. Bazı ailelerde, çocuğun cinsiyetini öğrendikten sonra anne adayını dışlama veya aile içi şiddet olabiliyor. Ataerkil bir ailede 3. kez kız çocuğunun olacağını öğrenmesi ailede deprem etkisi yaratabiliyor. Bu nedenlerle hastalara cinsiyet söyleme yasağı getirdik" diye konuştu.

HASTANEDE BIÇAKLAMA 

 
Başhekim Dr. Mollamahmutoğlu, bu yasağın daha önce bu kadar sıkı uygulanmadığını ancak birkaç yıl önce bebeğin cinsiyeti yüzünden hastane bahçesinde yaşanan bıçaklama olayının ardından kesin karar aldıklarını söyledi. Dr. Mollamahmutoğlu şunları kaydetti: "Çok şaşırdık, olay iç yüzünü araştırınca, kızı olacağını öğrenen baba adayı daha hastaneden çıkmadan eşine kötü davranmaya başlamış. Bunun üzerine kadının erkek kardeşi savunmaya geçince çıkan kavgada koca, karısının erkek kardeşini bıçakladı. Bu hadiseden sonra kesin talimatla bebek cinsiyetini anne- babalara söylememe kararı aldık. Biz en kötü ihtimali düşünüyoruz. Hatta bazı aileler çocuğun sadece cinsiyetiyle ilgileniyor, cinsiyetini öğrendikten sonra bir daha doktora kontrole gelmiyorlar. "

ŞİKÂYET MEKTUPLARI 

 
Bebeğin cinsiyetini açıklamadıkları için hem hastaneye hem de Sağlık Bakanlığı'na çok sayıda şikâyet mektubu geldiğini belirten Başhekim Dr. Mollamahmutoğlu, "Tabii ki biz de açıklamak isteriz. Aklı başında ebeveynler için bebeğin cinsiyetini öğrenmeleri en doğal hakları. Ancak, kimin nasıl tepki vereceğini bilemiyoruz. Yüz kişide sorun olmuyor, yüz birinci de sorun oluyor. Bizim için cinsiyet değil annenin ve bebeğin güvenliği önceliklidir. Ayrıca herkesin ruh sağlığının da iyi olduğunu söyleyemeyiz. Bazen anne kayınvalidesiyle kontrole geliyor, karnı burnunda kadın ayakta kayınvalidesi oturuyor. Bunun coğrafi bölgeyle ilgisi yok, Edirne'den Diyarbakır'a kadar hastamız var. Münferit olaylar ancak bebekler için risk alamayız" dedi. 


Alıntı : medimagazin.com