aile hekimliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile hekimliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2013 Çarşamba

Pratisyen hekimler , aile hekimi olduktan sonra halk tarafından muhatap alındı

Dr. Şevki Gülay, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun pratisyen hekimlerin kale alınmazken, aile hekimliği sayesinde halkla birebir muhatap haline geldiğini söylediğini iddia ederek tepki gösterdi.

Türkiye’de hekimliğin tarihi sürecinde hep pratisyen hekimlerin olduğunu ve olmaya da devam ettiğini belirten Gülay, “Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanımızın bir sözü medyada yer buldu. Bakanımızın ‘yaklaşık 22 bin aile hekiminin daha önce pratisyen doktorken halk tarafından muhatap alınmadığını, aile hekimi olduktan sonra muhatap alınır hale geldiğini’ söylediği yazıldı. Tüm pratisyen hekimler bu ifadeyi okuduktan sonra inanmak istemedi. Bunu ‘Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı söylemiş olamaz’ diye düşündük. Bakanımız değil de bir başkası söylemiş olsa bakanımızın karşı çıkıp düzeltmesi gereken bir ifadeyi ne yazık ki bakanımız bizzat kendisi söylemişti. Türkiye’de hekimliğin tarihi sürecinde hep pratisyen hekimler olmuştur ve olmaya devam edecektir. Geçmişten günümüze pratisyen hekimler Türk sağlık sistemi içerisinde çok önemli ve ağır görevleri başarıyla yerine getirmişlerdir. Bu görevleri yerine getirirken de asla halkımız tarafından ‘muhatap alınmama’ gibi bir durumla karşılaşmamışlardır. Tam tersine pratisyen hekimler sağlık sisteminin halka en yakın noktasında olmuşlar ve halkla en çok muhatap olunan bir konumda yer almışlardır” dedi.

Geçmişte ve halen acillerin hemen hemen hepsinde görev yapan binlerce pratisyen hekimlere çok yoğun hasta müracaatlarının olduğunu ifade eden Gülay, “Bu hastaların yüzde 80 kadarı poliklinik hastasıdır. Bu insanlar değer vermedikleri, muhatap almadıkları için mi bu kadar acillere başvurmaktadır? Halkımıza yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin hemen tamamı birinci basamak ve pratisyen hekimlerce yürütülmüştür ve yürütülmektedir. İnsanımızın birçoğu ‘doktorum bizi hastanelere gönderme. Sorunumuzu sen çöz’ ifadesini bizlere kullanırken muhatap almadıkları için mi böyle söylemektedirler? Aile hekimliği birinci basamak modelidir. Bizler de bu modeli savunuyor ve daha iyiye gitmesi için çaba sarf ediyoruz. Ancak Türkiye’deki aile hekimlerinin çok az bir kısmı hariç tamamına yakını pratisyen hekimdir. Bizlerin aile hekimliği bir tek kağıda atacağımız imza ile son bulabilir. Bakanımızın ifadesi bize göre, ne kadar acıdır ki şahsi düşüncesidir. Halkımız kesinlikle bu görüşte değildir. Bu ifade Bakanımızın birinci basamağı, pratisyen hekimliğini doğru anlamaktan ne kadar uzak olduğunun göstergesidir. Şimdi halkımıza soruyorum, aile hekiminizi tanıyorsunuz. Hekiminiz aile hekimliğini bırakırsa o kişiyi artık muhatap almaz mısınız? Acil servislere gittiğinizde ‘bana pratisyen hekim bakmasın’ der misiniz? Bakanımızın ifadelerini tekrar değerlendirmeyi öneririm. Hele de Türkiye’nin sağlığının başındaki kişi olarak buna mecburdur” diye konuştu.

Alıntı:medimagazin.com

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Aile Hekimlerine Acil Nöbeti Yasalaştı : Karşılaştırmalı Haliyle Yeni Yönetmelik

Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
 
19 Temmuz 2013 CUMA                         Resmi gazete                         Sayı : 28712
 
MADDE 1 – 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Aile hekimliği birimine kişi kaydı ve aile hekimi seçimine ilişkin esaslar

MADDE 8 – (1) Kişilerin aile hekimlerine ilk kaydı, müdürlük tarafından ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak yapılır. Yenidoğanlar ile henüz nüfusa kayıtlı olmayan bebek ve çocuklar annelerinin kayıtlı olduğu aile hekimine kaydedilir. Her ilçe ve 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olmayan il merkezleri ayrı bir bölgedir. Kişiler, aile hekimini bölge sınırlaması olmaksızın serbestçe seçebilirler. Zorunlu haller dışında aile hekimi üç aydan önce değiştirilemez. Aile hekimi değişikliği kişilerin yazılı talebi üzerine hizmet almak istediği aile hekimince veya ilgili toplum sağlığı merkezince yapılır. Aile hekimince yapılan değişiklik, talep belgesi ile birlikte beş iş günü içerisinde ilgili toplum sağlığı merkezine ulaştırılır.

(2) Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen şiddet olayının adli veya mülki idare makamlarınca verilen belgeyle belgelendirilmesi durumunda, aile hekimi veya aile sağlığı elemanına şiddet uygulayan kişinin müdürlükçe mevcut aile hekiminden kaydı silinir. Bu şekilde kaydı silinen kişinin, aynı iş günü içerisinde yeni aile hekimi seçmemesi durumunda ikamet ettiği bölge göz önünde bulundurulmak suretiyle kayıtlı nüfusu en düşük aile hekimine müdürlükçe kaydı yapılır.

(3) İkamet ettiği ilden başka bir ile ikamet amacıyla yeni gelen kişiler istedikleri bir aile hekimine kayıt yaptırırlar. İkamet amacıyla yer değiştiren kişinin talepte bulunmaması halinde, 30 gün içerisinde toplum sağlığı merkezi tarafından kişiye ulaşılarak ve kendisine bilgi verilmek sureti ile yeni adresine yakın aile hekimlerinden nüfusu en düşük olanına kayıt edilir.

(4) Herhangi bir nedenle bölgedeki aile hekimleri tarafından kayıt edilemeyen kişi, müdürlük tarafından öncelikle ikamet ettiği yere yakın ve en az kişi kaydı olan aile hekiminin listesine eklenir. 

(5) Gezici sağlık hizmeti verilen yerlerde oturan kişiler, gezici sağlık hizmeti almak üzere başka bir aile hekimine kayıt olamazlar. Ancak başka bir aile hekimine kayıt olmak isterlerse, kayıt oldukları aile hekiminin aile sağlığı biriminden hizmet alırlar. Bu durumda, kayıt olunan yeni aile hekimi, o kişi veya kişiler için gezici sağlık hizmeti vermekle yükümlü tutulmaz.

(6) Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.

“(7) Altı aydan daha kısa süreli ziyaret veya seyahat amacı hariç olmak üzere yurtdışına çıktıları belge ve/veya kaynaklarla tespit edilen kişilerin aile hekiminden kayıtları silinir. Bu kişilerin yurda kalıcı olarak döndükleri yine uygun belge ve/veya kaynaklarla tespit edilmesi halinde bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenmiş bulunan usûl ve esaslar çerçevesinde aile hekimine kayıtları yapılır.”

YORUM : Özellikle yurt dışına çıkan ve yurt dışında yaşayan anne ve bebeklerin kayıtları artık sistemden silinebilecek. Altı aydan fazla yurt dışında kalacak olanlar için geçerli olacaktır.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Çalışma saatleri 

MADDE 10 – (1) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları tam gün esasına göre çalışırlar.
(2) Mesai saatleri ve günleri, çalışma yerinin şartları da dikkate alınmak suretiyle çalıştığı bölgedeki kişilerin ihtiyaçlarına uygun olarak aile hekimi tarafından teklif edilir ve müdürlükçe uygun görülmesi halinde onaylanır. Yapılacak ev ziyaretleri ve gezici/yerinde sağlık hizmetleri çalışma süresine dâhil edilir. Çalışılan günler ve saatler aile sağlığı merkezinin dış levhasının yakınında ve görülecek bir yerine asılarak kişilerin bilgilenmesi sağlanır.

(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda çalışma saatlerine bağlı kalınmaksızın çalıştırılabilirler.

(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Ancak 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Aile hekimliği çalışanlarına isteği dışında nöbet tutturulabilmesi için;
a) Sağlık tesisinin büyükşehir belediye sınırları dışında olması,
b) Sağlık tesisinin personel dağılım cetveline (PDC) göre hekim doluluk oranının ve fiilen çalışan hekimlerin %60'tan aşağı olması,
c) Sağlık tesisinin ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyeni kadrolarında PDC'ye göre bu unvanlarda fiilen çalışan personelin doluluk oranlarının %60'ın altında olması,
ç) İldeki hastaneler ve 112 acil sağlık hizmetlerindeki hekim ve yardımcı sağlık personelinin PDC'ye göre doluluk oranlarının ve fiilen bu unvanlarda çalışan personelin %80'in altında olması, şartlarının bir arada bulunması gerekir. Aile hekimliği çalışanlarına görev yaptıkları mahalli mülki sınırlardaki sağlık tesislerinde nöbet görevi verilebilir. Beldelerde çalışanlar ancak bağlı olduğu ilçe merkezinde nöbet tutabilirler. Nöbet tutulacak sağlık tesisinde hastane yöneticisi ve başhekim hariç diğer tüm personelin (başhekim yardımcısı, uzman hekimler, diyaliz hekimleri, kan bankası hekimleri ve benzerleri) nöbet listesine dâhil edilmesine rağmen ihtiyacın devam etmesi durumunda nöbet görevi verilebilir. Tek aile hekimliği biriminin bulunduğu aile sağlığı merkezindeki aile hekimliği çalışanlarına nöbet görevi verilemez. Nöbetlere ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat, haftasonu ise onaltı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler için ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenir. PDC doluluk oranı değerlendirilmesine, hastane yöneticisi ve başhekim hariç diğer tüm personel (başhekim yardımcısı, uzman hekimler, diyaliz hekimleri, kan bankası hekimleri ve benzerleri) dâhil edilir. 

“(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Ancak 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbetücreti ödenir. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan Onayı ile belirlenir.” 

YORUM : 5258 sayılı Aile Hekimliği kanununda yazan"Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde nöbet görevi verilebilir ve bunlara aynı maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.(değ:6354 sayılı Kanun*)" Hükmü ortadan kalmadığı sürece acil nöbeti konusu her zaman önümüzde duruyor olacaktır. Bu madde de yapılan değişiklikle inisiyatif bakanlığa geçmiş oldu. Aile hekimlerine acil nöbeti konusunda Prof .Dr. Nihat TOSUN imzalı genelgenin, yönetmeliğe aktarılmasıyla aile hekimleri bir koruyucu kalkan oluşturabilmişlerdi, nöbetleri kısmen de olsa sınırlayabilmişlerdi. Ama şimdi özellikle bakan beyin değişmesiyle beraber bu koruyucu yönetmeliğimiz ortadan kaldırılmış oldu ve tamamen inisiyatif bakanlığa geçmiş oldu. özellikle büyük şehir belediyesi sınırlarının dışındaki maddesinin de kaldırılması, nöbetin büyükşehirlerde de bakanlık onayıyla geleceğini işaret etmektedir. Aile hekimlerine acil nöbeti uygulaması kabul edilemez bir durumdur. Herkes kendi görevini yapmalıdır. Artı birde haftalık 30 saatlik bir nöbet uygulamasının getirilmesi 160+120=280 saat+ayda bir adli nöbet 24 saat+ayda bir defin nöbeti 24 saat =328 saatlik bir çalışmanın aile hekimlerinden beklenmesi insan haklarına aykırıdır..

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Sözleşmeli aile hekimleri 

MADDE 15 – (1) İl genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda en geç bir ay içinde, sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki sıralamaya göre yerleştirilir.

a) Askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkı bulunan aile hekimleri: bu grupta bulunan aile hekimlerine askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre öncelik verilir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre öncelik verilir.

b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise; o pozisyonu önce o ilde aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra ildeki diğer aile hekimliği uzmanları.

c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, yargı kararının uygulanması nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği kapsamında mazeret nedeni ile naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olanlar. 

ç) Varsa yedek liste: İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar.

d) İl içindeki tabip ve uzman tabipler.

“c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; yargı kararının uygulanması bakımından başka birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler, il sağlık müdürü ve halk sağlığı müdürü olarak fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler.”

YORUM : Burada özellikle sözleşme fesh nedeniyle boşalan kadroya yerleşen aile hekimleri , sözleşmesi fesh edilen aile hekiminin yargı kararı nedeniyle görevine iade edilmesi durumunda, mazeret nedeniyle naklen tayin olanlar atama kararından önce bir yıl aile hekimliği yapmış olanlar ve il sağlık müdürü ve halk sağlığı müdürü olarak fiilen bir yıl görev yapmış olanlar ilk yerleştirmede c) torbasından yerleştirmeye katılabilecektir. 

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Açılmış aile sağlığı merkezlerinin durumu 

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette olan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları bakımından 1/1/2014 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari fiziki şartlara uygun hale getirilmek zorundadır. 

“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette olan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları ile teknik donanım bakımından 1/1/2014 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari şartlara uygun hale getirilmek zorundadır.” 

YORUM : Bina şartları ve fiziki mekanlara, teknik donanım ve malzemelerde eklenerek süre 1.1.2014 olarak bildirilmiştir. Isı takip, defibilatör ve diğer malzemeler için son tarih 1.1.2014 olmuştur. 

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) İl sağlık müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimliğine başvurmaları ve yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler, ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.

“GEÇİCİ MADDE 2 – (1) İdari görevlerinin son bulmasına müteakiben ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; ilin aile hekimliği uygulamasına geçtiği tarihte il sağlık müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimliğine başvurmaları ve yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler, ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.” 

YORUM : İdari görevden ayrılanlar için ilk yerleştirmede kullanmak şartı getirilmiştir. 

MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Alıntı:Resmi Gazete

8 Şubat 2013 Cuma

Aile Hekimliği'nde Hedef ,Pratisyen Hekimlerin Sistemde Yer Almaması


''Meselâ bu yıl aile hekimleri ciddî bir eğitimden geçecekler, sınavlardan geçecekler. Bu eğitimlerle tıbbî bilgi bakımından ciddî şekilde takviye edilmiş olacaklar. Ama zaman içinde hedeflenen şey, artık tıp fakültesini bitirmiş pratisyen hekimlerin bu işi yapmaması. Aile hekimliği uzmanı olmaları. Oraya doğru bir geçiş olacak''

''Biraz daha yılların geçtiğini düşünelim. Bu sistemin oturduğunu düşünelim. Bundan hekim de daha memnun olur. Hekimler daha nitelikli hâle geldiğinde, hekimlerin ihtiyaçları karşılandığı zaman daha iyi olacak.''


İstanbul Halk Sağlığı Müdürü TAŞDEMİR: “İki farklı müdürlük var, ama vatandaşın aldığı hizmet aynı. Vatandaş yine aile hekimine gidiyor. Biz Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun İstanbul’daki temsilcisiyiz. Vatandaşa hastane dışında hizmet olarak yansıyan şeylerin hemen hemen tamamı bizde. Biz topluma yönelik çalışmalar yapıyoruz.

”İl Sağlık Müdürlükleri ile Halk Sağlığı Müdürlüklerinin görev alanları karıştırılıyor. Aradaki fark nedir?

İki farklı müdürlük var, ama vatandaşın aldığı hizmet aynı. Hizmet verme bakımından eski yapı devam ediyor. Vatandaşın sağlık teşkilâtı ile ilişkisi bürokratik ilişkiden ziyade hizmet alma ilişkisidir. Sağlığıyla ilgili şikâyeti olur, kendi gider ya da bir yakınını götürür. Böyle baktığımızda bir tarafta aile hekimliği var. Aile hekimliği bizde… Değişen bir şey yok, vatandaş yine aile hekimine gidiyor. Benim buraya gelip ikinci bir müdür olarak atanmam, teşkilâtın ayrılmış olması vatandaşa hiçbir şekilde yansımıyor. Hastaneye gidiyorsa, yine aynı hastaneye gidiyor. Zaten artık geçmişte olduğu gibi farklı kamu hastaneleri yok, yapı birleşti. Dolayısıyla insanlara yansıyan bir şey yok. Ancak, meselâ vatandaşın ambalajlı sular ile ilgili bir şikâyeti var. O bizi ilgilendiriyor. Sigara, tütün denetimi bizi ilgilendiriyor. Vatandaş devletin bir kanalından girdiği zaman, bu şikâyetini ilettiği zaman bu oradan bize zaten geliyor. Eskiden yanlış yere gittiğinde orada tıkanabiliyordu. Yani bu tür spesifik başvurular dışında vatandaşın aldığı hizmet bakımından değişen bir şey yok. Ha ne olur, aile hekimini değiştirmek istiyor diyelim. Onun başvurusunu bize ya da ilçe teşkilâtımıza yapacak.

İl Sağlık Müdürlüğü ne yapıyor artık?

Eskiden her şey oradaydı. Biz tedavi edici hizmetleri üçe ayırıyoruz birinci, ikinci ve üçüncü basamak diye. Birinci basamak aile hekimliğine tekabül ediyor. Bir ilçe devlet hastanesi ikinci basamaktır. Ama bir eğitim ve araştırma hastanesi ya da bir üniversite hastanesi, üçüncü basamak. Şimdi birinci basamak bizde kaldı, ikinci ve üçüncü basamak –müstakil üniversite hastanesi olanlar hariç- kamu hastane birliği şeklinde yapılandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nde vatandaşa hizmet olarak yansıyan 112 var. Onun dışında hastanelerin, özel hastanelerin, tıp merkezlerinin denetlenmesi ve ruhsatlandırılması, eczanelerin, kozmetiklerin denetlenmesi… Bir de bu çoklu yapıda koordinasyonun sağlanması gibi bir görevi var.

Hiyerarşik yapıda Bakanın ildeki temsilcisi İl Sağlık Müdürüdür. Biz Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun temsilcisiyiz. Vatandaşa hastane dışında hizmet olarak yansıyan şeylerin hemen hemen tamamı bizde. Yani buna obezite, tütün mücadelesi, bulaşıcı hastalıklar, kanser kayıtlarının tutulması dahil, yani hastanelerde yapılan şeylerin bir kısmını da biz burada takip ediyoruz. Meselâ, bir bulaşıcı hastalığı olan kişi hastaneye yatabilir. Başkalarına bulaştırıp bulaştırmadığını biz araştırıyoruz, gerekirse temaslıların aşılamasını biz yapıyoruz. Meselâ, kanser hastasının birinci basamakta aşağı yukarı hiçbir işi yok. İş hastanede. Ama kanser kayıtçılığı, kanser taramaları, şeker hastalığıyla ilgili mücadele bizde. Obezite ile mücadele, sağlıklı okullar, beyaz bayrak, yani topluma yönelik sağlık hizmetleri bizde. Toplum sağlığı, halk sağlığı dediğimiz o zaten. En temel fark klinik branşlarda, yani hastane boyutunu düşündüğümüzde, hekim bireyle/ hastayla muhatap olur. Kendine gelen kişiyi belli mahremiyet şartları içinde kabul eder. Muayene eder, teşhis koyar, tedavi yapar vs. Bizde öyle değil. Biz topluma yönelik çalışmalar yapıyoruz. Muayene-teşhis-tedavi sürecini toplum ölçeğinde işletiyoruz. Aile hekimi de bireye hizmet veriyor. Meselâ aile hekimi kendisine kayıtlı bir ailenin bebeğinin aşısını yapıyor. Ama okul aşılarını biz topluca yapıyoruz. Toplum sağlığı merkezleri üzerinden böyle bir farkımız var. Belki bu da zaman içinde aile hekimliklerine aktarılabilir. Ama şu anki yapı böyle.

Daha çok hastalıklara karşı bilinçlendirme ve koruma işi yapıyorsunuz yani?

Evet koruyucu hekimlik diye bir şey oturmuştu. Bunun bir adım ötesi sağlığın geliştirilmesidir. Böyle bir kavram var. Sağlığın korunması var, bundan öte geliştirmek var. Yani insan daha iyi olsun. Sağlıklısınız, bir şeyiniz yok, kilo probleminiz filan yok. Risk faktörleriniz az. Ama daha iyi olabilirsiniz, daha fazla spor yapabilirsiniz. Diyetinizi biraz daha iyileştirebilirsiniz. Psikolojiniz daha iyi olabilir vs. Dünya Sağlık Örgütünün sağlık tanımı var. “Bedenen, ruhen ve sosyal açıdan tam bir iyilik hâlidir” diyor. Bu ilginç bir tanım. Bedenen, ruhen hadi tamam anladık da, sosyal? Sağlığın geliştirilmesi diye bir genel müdürlük kuruldu Türkiye’de. Bu ilginç bir şey... Sağlığın geliştirilmesi için çaba gösteriliyor. Vatandaşı bilinçlendirmek üzere eğitimler, kamu spotları, yani sağlığın korunması, geliştirilmesi, birinci basamak hizmetler… Bunun yanında Halk Sağlığı Laboratuvarlarımız var.

Aile hekimliğinden söz ettiniz. Tabiî yeni bir uygulama Türkiye için. Bu uygulama tuttu mu? Ve hekimler bazında ve hastalar nezdinde farklı şikâyetlerde olabiliyor. Hekim başına düşen hasta sayısı fazla… Hastalar istediklerini bulabiliyorlar mı?

Aile hekimliği 2005’te pilot uygulama olarak Düzce’de başlamıştı. 2010’un son aylarında da İstanbul dahil edildi. İki yılı biraz geçti. Yani İstanbul bu uygulamaya katılan son illerdendi. Sistem oturdu. Daha doğrusu tuttu diyelim. Tutmayabilir, deniyordu, ama tuttu. Biz 2004 yılında üniversite olarak Sağlık Bakanlığı için hekimler arasında bir araştırma yaptık. Yani “Bu sistem tutar mı tutmaz mı? İyi mi kötü mü? Size göre nasıl?” diye… Hekimler ağırlıklı olarak “Bu iyi bir sistem, ama biz böyle büyük değişimlere aşina değiliz. Öyle bir tecrübemiz ve kültürümüz yok. Yüzümüze gözümüze bulaştırırız, o yüzden fazla oynamayın. Sağlık ocaklarını biraz iyileştirmek yeter, fazla karıştırmaya gerek yok” dediler. Biz bu bilgiyi, veriyi alıp oradan aktarmakla görevliydik… Ama kendimi tutamayıp araya girdiğim tek yer buydu. Yani “Onlar yapıyor da biz niye yapamıyoruz? Biz ne zaman ‘yapabiliriz’ diyeceğiz? Yüzümüze gözümüze bulaştırmayız diyeceğiz?” diyordum. Çok şükür öyle de oldu. Şu anda tuttuğunu görüyoruz.

Kalabalık nüfusa rağmen başlanması iyi oldu. Nüfus kalabalık, ama o nüfusa illâ “Aile hekimine gideceksin!” denilmiyor. Meselâ Hollanda’da insanlar aile hekimine uğramadan hastaneye gidemiyor. Öyle bir sınırlama var. Çünkü aile hekimi başına düşen nüfus 2300 kişi, öyle 1000 filan değil. Hekim başına nüfus başka bir şey, aile hekimi başına düşen nüfus başka bir şey, buna dikkat etmek lâzım. Orada sayılar biraz daha iyi. Bizde biraz yüksek, doğru, ama insanların direkt hastaneye gitme imkânları var. Dolayısıyla bizim aile hekimi başına düşen kişi sayımız 3500’ün biraz üzerinde. Günlük görülen hasta sayısı eskiden olduğu gibi 120-130 kişi değil. Sayılar belli. Aile hekimi başına düşen muayene sayısı 40 civarında. Ama iyi bir şey oldu. Önceden poliklinik yükünün yarıdan fazlası hastanede idi, şimdi ise aile hekimliğine kaymış durumda. Bu zaman içinde artacaktır diye umuyoruz. Çünkü aile hekimliği de epey desteklendi ve geliştirildi. Bunu vatandaşın bir kısmı görmüyor ya da bilmiyor olabilir. Nasıl? Meselâ Aile Hekimliğinde bizim çok güzel bir laboratuvar hizmetimiz var. Hastanelerden asla geri olmayan ve Türkiye’nin en büyük laboratuvar sistemi. Yani bu eskiden olduğu gibi sağlık ocağının bir köşesinde yapılan bir şey değildir. Her gün kanlar alınıyor, mükemmel bir lojistik sistemi ile gidiyor. Beş ayrı laboratuvarda bunlar analiz ediliyor. Ve ertesi gün hekimin ekranına düşüyor. Bunun arkasından görüntüleme gelecek meselâ. Belli filmler çekilecek, bunlar elektronik ortamda tutulacak. İnsanlara filmleri artık cd’lerde veriliyor. Eskiden olduğu gibi poşetlerde filan değil. Bu da kaldırılmış oldu. Elektronik ortamdaki filmleri hekimler istedikleri yerde raporlayabilecekler. Yani işimiz kolay, hızlı ve ekonomik hâle gelecek. Bunu da yapacağız inşallah.

Bunun yanında aile hekimlerini de biraz daha geliştirdiğimiz zaman… Meselâ bu yıl aile hekimleri ciddî bir eğitimden geçecekler, sınavlardan geçecekler. Bu eğitimlerle tıbbî bilgi bakımından ciddî şekilde takviye edilmiş olacaklar. Ama zaman içinde hedeflenen şey, artık tıp fakültesini bitirmiş pratisyen hekimlerin bu işi yapmaması. Aile hekimliği uzmanı olmaları. Oraya doğru bir geçiş olacak. Mevcut aile hekimliği eğitimi hastane ağırlıklı bir eğitim. Yani hastane odaklı… Birinci basamak odaklı değil. Şimdi birinci basamakta yapacaklar bunu. Eğitim Araştırma Hastaneleri ve Üniversite Hastaneleri “eğitim aile sağlığı merkezleri” oluşturacaklar kendi muhitlerinde. Hem hastanesine gelir temin etmiş olacak, hem asistan hem de öğrenci yetiştirecek. Ayrıca, o bölgenin hizmetini vermiş olacak. Böylece aile hekimleri yavaş yavaş uzman statüsünü kazanmış olacaklar. Düşünün yakınınızda bir yer, sizi, çocuğunuzu, ailenizi tanıyor… Bu güzel bir şey. Elektronik kayıtlar var. Geçmişte ne olduğunu görebiliyor. Biraz daha yılların geçtiğini düşünelim. Bu sistemin oturduğunu düşünelim. Bundan hekim de daha memnun olur. Hekimler daha nitelikli hâle geldiğinde, hekimlerin ihtiyaçları karşılandığı zaman daha iyi olacak.

Halk şu anda bu sisteme nasıl bakıyor?

Memnuniyet durumu izleniyor, oran ciddî manada yükseldi. Ama daha yapacağımız şeyler var. Memnuniyet oranı yüzde 80’e yaklaştı derken yüzde 20’yi de unutmamamız lâzım. Onlar niye memnun olmuyor. Onun için ne yapmak lâzım diye.

Gerçi bazen aile sağlığı merkezleri “ilâç yazdırma yeri” gibi görülüyor. Bu normal midir?

Bizim burada yaptığımız, insanların ilâç yazdırırken bile kontrol ve takip altında olması. İlâç yazdırmanın da bir usûlü olması lâzım. Bu bir kültür. Bunun değişmesi biraz zaman alıyor.


Hollandalılar Bize Danıştı

Tabiî hastalığın devlete yüklediği maliyet fazla. Yani insanları hastalıktan korumak için yapılan çalışmalar devlet için daha kârlı olur her halde?

Evet, buraya harcadığınız her 1 lira, öbür taraftan 3-4 lira tasarruf getiriyor. Yani sadece parayı düşünüyor olsanız bile bunu yapmanız lâzım. Koruyucu hizmetler her açıdan önemli. Ekonomik açıdan da, insanların çektiği bedenî ve ruhî yük olarak da baksanız, koruyucu hizmetler daha önemli tabi. Ona kaynak ayırmak gerekiyor.
Geçen Cuma Hollanda’dan 57 kişilik bir heyet geldi. Bir kısmı da bizimle buluştu. Diyorlar ki, “Hollanda’nın nüfusu İstanbul’un nüfusu kadar. Bütçesi Türkiye kadar. Sağlığa ayırdığı pay oransal olarak daha fazla. Nüfusumuz artıyor. Ne yapacağız?” Yani, masraf fazla, talepler artıyor diyorlar. Refah toplumuyuz... Onlar dahi maliyet artışından kaygılı… Oradaki bakanlığın adı “Sağlık, Spor ve Refah Bakanlığı.” Bakanın sağ kolu olduğu söylenen bir genel müdürle sohbet ettik. “Nasıl yapıyorsunuz?” diyor. “Bu kadar az parayla bu kadar fazla nüfusa nasıl hizmet veriyorsunuz?” diye soruyor. Tecrübemizden faydalanmak istiyorlar. Koruyucu hizmetleri iyi seviyede vermelerine rağmen, maliyet artışına çözüm arıyorlar. Bizim de onlardan örnek alacağımız çok şey var.

Mustafa Taşdemir kimdir?

Doç. Dr. Mustafa Taşdemir, 1963 yılında Amasya’da doğdu. İlköğrenimini Amasya’da, ortaöğretimini Samsun Anadolu Lisesi’nde ve lise eğitimini Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamlayan Taşdemir, 1982-1984 yıllarında Boğaziçi Üniversitesi’nde tarih ve felsefe okudu. Ardından girdiği Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1990 yılında mezun oldu. Göreve başladığı ilk yer olan Sivas Şarkışla’dan sonra Ankara’nın Ayaş ilçesinde bir yıl çalıştı. 1994 yılı başında, mezun olduğu Marmara Üniversitesi’nde halk sağlığı ihtisasına başladı. Sağlıkta kalite yönetimi alanında hazırladığı uzmanlık teziyle 1998’de halk sağlığı uzmanı oldu ve kalite yönetimi uygulamalarında uzmanlaşmak amacıyla özel sektörde çalışmaya başladı. 2001 Yılında Marmara Üniversitesi’nde şimdiki adıyla Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. 2008’de aynı üniversitede Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’na geçti. 2004-2005 yıllarında Sağlık Bakanlığı Ulusal Sağlık Akreditasyon Sistemi Yönlendirme Komitesi üyesi olarak çalıştı. 2008-2009 döneminde yaklaşık 1 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’nda kıdemli eğitim ve araştırma koordinatörü olarak görev yaptı. 15.05.2012 tarihinde İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne atanan Doç. Dr. Mustafa Taşdemir çeşitli dergilerde hakemlik ve editörlük yapmaktadır.
Evli; biri kız, üç çocuk babası olan Taşdemir, İngilizce ve Almanca bilmektedir.

Alıntı:  ABDULLAH ERAÇIKBAŞ-FARUK ÇAKIR-YENİ ASYA

11 Ekim 2012 Perşembe

Aile hekimin isyanı

 MEDİMAGAZİN'DE OKUYUCU KÖŞESİNDE BİR AİLE HEKİMİNİN SERZENİŞİ YAYINLANDI.ANCAK  BU VE BUNUN  GİBİ OLAYLAR HİÇ ANORMAL DEĞİL...SEVK ZİNCİRİ KURMADAN YÜRÜTÜLEN SİSTEMDE SADECE SAĞLIK OCAĞI ORTADAN KALKTI...SAĞLIK OCAĞININ  İŞLEYİŞİ ;DAHA AZ KİŞİ İLE , BİLGİSAYAR ORTAMINDA YAPILMAYA BAŞLADI.BUNUN DA TEK AMACI , SAĞLIKTA ÖZELLEŞMENİN ÖNÜNÜN AÇILMASI VE YENİ BİR SAĞLIK PİYASASININ OLUŞTURULMASIYDI...BU NEDENLE SÜRPRİZ YOK MESLEKTAŞIM...ŞAŞIRMA...

Sağlık Bakanlığı Aile Hekimlerine her  aşı dolabı için iki tane akıllı termometre bulundurulmasını zorunlu tutuyor. Bu termometre sadece bir tek firma tarafından ithal ediliyor ve tüm yurtta 147,50 TL fiyatla satılıyor. Adeta Tekirdağ Rakısı , tek fiyat tüm ülkede...  Ve bu cihazın presli olan pili de değişmiyor, iki yıl içinde kendini kapatıyor. Ben bu cihazın ülkemize gelişinin 10-15 TL olduğunu tahmin ediyorum.

Şimdi soruyorum yirmi üç bin Aile Hekiminin çift olarak iki yılda bir almak zorunda olduğu bu aleti, bu değerli şirket niçin 500 TL. fiyat koyup satmaz ? Ne de olsa rekabet yok , karışan eden yok. Hatta 1500 TL olsun, pili de bi ayda bitsin... Yok mu arttıran?  Neden bu denli karlı bir işe başka firmalar girmiyor acaba ? Bu ne biçim serbest piyasa ?

Dr. İsmail Ayhan ( Aile Hekimi )

16 Eylül 2012 Pazar

Binlerce çocuğa acil aşı çağrısı

HANİ AİLE HEKİMLİĞİNDE AŞILAMA ÇOK ARTMIŞTI?TÜM VERİLER  TAKİP ALTINDAYDI.SON 30  YILDA  DEVLET  HİÇBİR ZAMAN  AŞI  ALIMINDA GEÇ KALMAMIŞTI..EEE NE DE OLSA SAĞLIKTA dönüşüm...


2011-2012 öğretim yılında 8’inci sınıf öğrencilerinin velilerinden tetanoz ve difteri aşılarının yapılabilmesi için imzalı izin alındı. Ancak ilçelerdeki toplum sağlığı merkezi çalışanlarının okulları gezerek yapması gereken aşılar, aşılar zamanında temin edilemediği için vurulamadı. Yeni eğitim yılının start almasına bir ay kala, aşının tedariğinin ardından, il halk sağlığı müdürleri çocuklara tetanos-difteri aşısı yapma görevini aile hekimlerine verdi.

Hürriyet'in haberine göre, il halk sağlığı müdürlükleri aile hekimlerinden kendilerine kayıtlı tüm 1998 doğumlu çocukların okulların açılacağı 17 Eylül’e kadar tetanoz ve difteri aşılarını tamamlamalarını istedi. Ancak aile hekimleri araya bayram tatilinin de girdiği bir aylık süre içinde aşılamayı bitiremedi. Bazı hekimler, okul, eczane, aile sağlığı merkezlerine astığı yazılarda çocukları aşılanmaya çağırdı. Ancak iş yoğunluğu içinde ev ev dolaşarak aşılama yapamadı. Adını vermek istemeyen bir aile hekimi, “Tetanos-difteri aşısının tek tedarikçisi sağlık bakanlığı. Geçen sene bu aşılarda ciddi sıkıntı yaşadık. Gebelere bile yapmakta zorlandık. Şimdi aşı var ama bakanlığın istediklerini yerine getirmek imkansız. Örneğin bende 1998 doğumlu 53, diğer aile hekiminde 130 çocuk var. Bunların kapılarını tek tek çalıp, aşıya ikna edip yapmamız mümkün değil. Aileler çocuklarını getirsin aşılayalım, ama bizim onları bulmaya ne gücümüz ne de zamanız var” dedi. Bir başka aile hekimi, “Aile hekimlerinin henüz tüm sorumlu olduğu nüfusa ulaşabilecek iletişim sistemleri yok. Kimin 8’inci, kimin 9’uncu sınıfta olduğunu ayırt edebilmek için geniş bir tarama yapmaları, ev ev dolaşıp kişileri bulmaları, aşılarını tamamlamaları gerekiyor. Hem de yeni öğrenim dönemi başlayana kadar. Bu mümkün değil” diyor.

'AŞILAR HAZIR GELİP YAPTIRIN'

Aile hekimleri araya şeker bayramı tatilinin de girdiği bu bir aylık süre içinde aşılamayı bitiremedi. İş yoğunluğundan da ev ev dolaşıp çocukları arayamayan hekimler 1998 doğumlu çocukların aşıya gelmelerini istiyor. Tetanos hastalığından korunmanın tek yolu aşılanma.

İKİ AŞI BİR ARADA

Tetanos-difteri aşısı bebek doğduktan sonra 2,4 ve 6 aylıkken toplam 3 doz yapılıyor. 18-24 aylıkken tekrar ediliyor. Daha sonra sekizinci sınıfa denk gelen 15’inci yaşta aşılar bir doz daha yapılarak tam koruma sağlanıyor. Tetanos hastalığından korunmanın tek yolu aşılanma. Tetanos yüksek ölüm oranına sahip bir hastalık. Vakaların yaklaşık yüzde 30’u hayatını kaybeder. Tetanosun başarılı bir tedavisi yok. Kuş palazı olarak da bilinen difteri mikrobunun salgıladığı toksin, insanlar için oldukça tehlikeli.

Alıntı : ntvmsnbc.com

5 Temmuz 2012 Perşembe

Üniversite hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na , aile hekimlerine nöbet

BAZI KANUNLARDA  DEĞİŞİKLİK  YAPILMASINI  ÖNGÖREN TORBA YASA  TBMM GENEL KURULU'NDA YASALAŞTI.BAKALIM  TORBADAN  NELER  ÇIKMIŞ?

Nargile, 'tütün ürünleri' kapsamına alınarak, 'sağlığa zararlıdır' işlemine tabi tutulacak. Nargile artık 18 yaşından küçüklerin tüketimlerine sunulamayacak.

'TAM GÜN DELİNDİ'

Tam Gün Yasası nedeniyle üniversitelerde boşalan akademisyen kadrosuna dönük de düzenleme yapıldı. Kamu hastanelerinden istifa ederek özele geçen profesör ve doçentlerden sözleşmeli personel olarak yararlanılması hükme bağlandı. Buna göre, özel muayenelerde ya da özel hastanelerde çalışan profesör ve doçentler, kamuda ameliyat yapamazken, vakıf üniversitelerinin yanı sıra devlete ait eğitim ve araştırma hastanelerinde sözleşmeli eğitim görevlisi olarak çalışabilecek.

Üniversite hastaneleri, artık Sağlık Bakanlığı'nın oldu

Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına ücreti karşılığında nöbet görevi verilebilecek.

Alıntı: Akşam/Ebru TOKTAR ÇEKİÇ

25 Şubat 2012 Cumartesi

Sağlık Bakanlığı : Aile hekimleri kamuda çalışmıyor

Hazine Müsteşarlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından 21 Temmuz 2010 tarihinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tebliği yürürlüğe konulmuştu. Türk Tabipleri Birliği kimi maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay’da dava açmıştı.

Bilindiği gibi kamu ya da özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin sigorta primlerinin yarısını kurumları karşılıyor. Ancak Tebliğ’de aile hekimleri mesleğini serbest icra eden hekimler gibi değerlendirilip sigorta primlerini tamamını kendilerinin ödemesi kuralı konmuştu. Türk Tabipleri Birliği bu kuralın hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmesinin durdurulmasını istemişti. Davalı Sağlık Bakanlığı aile hekimlerinin “organik yönden kamu sağlık kurum ve kuruluşuna bağlı çalışmadığı”nı belirterek yapılan işlemin doğru olduğunu savunmuştur.

Danıştay 10. Dairesi yürütmeyi durdurma istemini E.2010/11948 sayılı ve 13 Mayıs 2011 günlü kararıyla reddetmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise 8 Aralık 2011 günlü kararı ile itirazı da reddetmiştir. Dosya Dairesinde yapılacak duruşmanın ardından esas hakkında karara bağlanacaktır.
TTB aile hekimliği hizmetlerinin bir kamu hizmeti olması gerektiğini ve aile hekimlerinin kamu görevlisi olarak kamu çalışanları hak ve güvencesinde olmasını savunmaktadır. Bu anlayışla çabalarını devam ettirecektir.

Alıntı: ttb.org

16 Eylül 2011 Cuma

Aile hekimliği yönetmeliğinde değişiklik

Yönetmelikte yapılan değişiklikle, söz konusu yönetmeliğin 4. maddesinin (g) ve (ğ) bentlerinde aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının görev başında bulunmadığı süreleri açıklamakta kullanılan ''benzeri nedenler'' ifadesi ''diğer nedenler'' olarak değiştirildi.

Kadın aile hekimi ve aile sağlığı elemanına doğumdan sonra verilen süt iznini düzenleyen hükümde yapılan değişiklikle daha önce ''süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır'' şeklindeki düzenleme, ''Anneye, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir saat süt izni verilir'' şeklinde değiştirildi.

Yönetmeliğin ''Sözleşmenin yetkili merci tarafından sona erdirilmesi'' başlıklı 13. maddesinde yapılan değişiklikle de ''aile hekimi veya aile sağlığı elemanı, sıfatı ve göreviyle bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması'' halinde sözleşmesi sona erdirilecek.

Sözleşme hükümlerinde belirtilen esaslara uymadıkları için sözleşmesi sona erdirilenler, 5 yıl süreyle yeniden sözleşmeli olarak çalıştırılmayacaklar.

Aile hekimliği hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, vali, bakanlık müfettişleri veya bakan tarafından en fazla 2 aya kadar sözleşmeleri askıya alınmak suretiyle görevden uzaklaştırılabilecekler. Bu süre içinde tamamlanacak idari soruşturma neticesinde ilgililerin anılan sözleşme hükümlerinde yer alan fiilleri işledikleri sabit görülürse sözleşmeleri sona erdirilecek.
Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesini düzenleyen maddede yapılan değişiklikle de daha önce ''vali'' tarafından yapılması öngörülen ihtarın ''vali yardımcısı'' tarafından yapılması hükmü getirildi. Valilerin verdiği ihtarlara karşı yapılacak itirazlar da bundan böyle ''il disiplin kurulu'' yerine ''valiye'', Bakanlığın verdiği ihtarlara karşı itirazlar da ''yüksek disiplin kurulu'' yerine ''müsteşara'' yapılacak.

Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin üçüncü paragrafıyla (c) bendinin üçüncü paragrafının beşinci cümlesi de şöyle değiştirildi:

''Ödemeye esas olacak pozisyonun entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde olması halinde aile hekimlerine, ikinci paragrafa göre yapılacak ödemeler toplamının (1,65) katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak tutarda ödeme yapılır. Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde kayıtlı kişi sayısının 2 bin 400'den fazla, diğer yerlerde 4 binden fazla olması halinde, kayıt tarihi esas alınmak üzere bu sayıları aşan kısım için aile hekimlerine herhangi bir ödeme yapılmaz. Nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerdeki aile hekimlerine, kayıt tarihine göre ilk bin 350 kişiye kadar kayıtlı olanlar için ikinci paragrafa göre yapılacak ödemeler toplamının 2 katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bin 351 ile 2 bin 400 kişiye kadar kayıtlı kişiler için ise ikinci paragrafın son cümlesine göre ödeme yapılır, bu yerlerde kayıtlı kişi sayısının 2 bin 400'den fazla olması halinde kayıt tarihi esas alınmak üzere bu sayıyı aşan kısım için aile hekimlerine herhangi bir ödeme yapılmaz.

Talebin olumlu sonuçlanması halinde, talebin olumlu sonuçlandığı tarihten itibaren belirlenen yeni grup esas alınarak ödeme yapılır.
Aile hekimlerinden herhangi birinin, aile sağlığı merkezi giderlerinin kendisine isabet eden kısımlarını ödemediği yönetim karar defteriyle ispatlandığı takdirde, aile sağlığı merkezi giderlerini karşılamak üzere söz konusu aile hekimine yapılan ödemelerden Müdürlükçe kesinti yapılır.''

Yönetmeliğin 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin üçüncü paragrafı da ''Ödemeye esas olacak pozisyon planlamasının entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde olması veya nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerdeki aile sağlığı elemanlarına, ikinci paragrafa göre yapılacak ödemeler toplamının 1,65 katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak tutarda ödeme yapılır. Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerle nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde, kayıtlı kişi sayısı 2 bin 400'den fazla, diğer yerlerde 4 binden fazla ise, kayıt tarihi esas alınmak üzere bu sayıları aşan kısım için aile sağlığı elemanlarına herhangi bir ödeme yapılmaz'' şeklinde değiştirildi.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Bu da oldu...

İstanbul'da bir vatandaş ''ailesinin doktoruna'' , yine aileden sayılan kedisi için serum takmasını istedi.İşte Sağlıkta Dönüşüm....


SANIRIM SÖYLENECEK ŞEYLERİ SİZ SÖYLÜYORSUNUZDUR!!

İzmir'de kızmamıkçık skandalında Bakanlık kaybetti

İzmir'de 'Kızamıkçık aşı kampanyası' kapsamında aşı olup, aşıdan sonra kürtaj olmak zorunda kalan bir anne adayının Sağlık Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davası sonuçlandı. Mahkeme, 'Hizmet kusuru' bulduğu Bakanlığı anne ve baba adayına toplam 15 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube Başkanı Dr. Veli Atanur, bakanlığın kürtaj nedeniyle alınan bebekler yüzünden anne ve babalardan özür dilemesini istedi.

Dr. Atanur, yönetim kurulu üyeleri Dr. Ergun Demir ve Gülfidan Yıldırım ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, yargıya taşınan kızamıkçık aşısı kampanyasındaki süreci hatırlattı. Dr. Atanur, Temmuz-Ağustos 2009'da 33 ilde kampanya başlatılıp, 18-35 yaş kadınlara aile hekimliklerinde kızamıkçık aşısı yapıldığını vurguladı. Kampanyanın planlaması, yürütülmesi ve sonraki izleme dönemlerinde vahim hatalar yapıldığını, o dönemde Bakanlığı çok uyarmalarına karşın hatalı uygulamanın sürdürüldüğünü belirten Dr. Atanur, şu hatırlatmayı yaptı:

İzmir'de 58 kadın kürtaj oldu

"Gebe kadınlara doğumsal Kızamıkçık Sendromu riski nedeniyle kızamıkçık aşısı yapılmaması ve kızamıkçık aşı uygulaması sonrasında 4 haftalık dönemde gebe kalınmaması gerekirken, yüzlerce gebe kadına kızamıkçık aşısı yapıldı. Gebe kadınlara ve ailelere yeterli danışmanlık hizmet verilmemesi sonucunda gebeler panik içinde kürtaj olarak gebeliklerini sonlandırdı. O dönem toplum sağlığının nasıl hiçe sayıldığını gündeme getirdik, Bakanlığı uyardık. Ama Bakanlık, uygulama hatası sonucu aşı yapılan gebeleri Prenatal (doğum öncesi) tanı merkezi olan referans merkezlerinde izlemek ve danışmanlık hizmeti vermek yerine, konunun medyada yer alması üzerine yaptığı açıklamayla, basını tehdit etmiş, sendikamızı kamuoyunu yanıltmakla suçlamıştı. Hatta Bakanlık İzmir'de aşı yapılan gebe sayısını bile 135 olarak açıklayıp, gerçekleri gizlemişti. CHP Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un yazılı soru önergesi üzerine verilen yanıtta; 33 ilde aşı sırasında gebe olan, ya da aşı olduktan sonra 4 hafta içinde gebe kalan 1554 kişi olduğu, bunların 255'inin İzmir'de olduğu açıklanmıştı. Bunlardan numune alınarak tetkik yapıldığı belirtilirken, İzmir'de 58 kadının bu nedenle küretaj olduğu kaydedilmişti. Bu gebelerden biri yargıya başvurdu ve kazandı."

Acı ve elem çektirildi
Öte yandan, adı açıklanmayan hamilenin kendisi için 100 bin, eşi için 50 bin lira manevi tazminat talebiyle İzmir 4'üncü İdare Mahkemesi'nde açtıkları dava sonuçlandı. Mahkeme heyeti; aşı uygulaması sırasında idarece hasta bilgilendirme ve onama formu oluşturulmadığı, hastaya bu yönde bilgi ve eğitim verildiği hususunun kanıtlanamadığının görüldüğünü bildirdi. Davacı kadının kızamıkçık aşısı uygulanması sonrasında gebe olduğunun anlaşılması üzerine, gebeliğin sonlandırılması zorunda kalınmasında davalı idarenin 'hizmet kusur' bulunduğu ve davacıların bu olay sonucunda bebeklerini kaybetmesi nedeniyle ağır elem ve acı duydukları sonucuna varıldığı belirtilen kararda Bakanlık, anne adayına 10 bin, baba adayına 5 bin lira olmak üzere toplam 15 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi. Dr. Atanur, Bakanlığın vatandaşlara ve bebeklerini kaybeden çiftlere özür borcu olduğunu belirti, sözlerini şöyle tamamladı:

Bakanlığın özür borcu var

"Kızamıkçık aşı uygulamasında vahim hatalar işlenmiştir. Sağlık Bakanlığı'nın ağır ihmali vardır. Bakanlık, bu hatalar zinciri ve olayı örtme gayretleri nedeniyle vatandaşlardan, kürtaj edilerek tahliye edilen bebekler nedeniyle anne ve babalardan özür dilemelidir. SES olarak koruyucu sağlık hizmeti olarak bağışıklama hizmetlerini önemsiyor ve destekliyoruz. Bağışıklama hizmetlerinin Sağlık Ocakları ekibince yürütüldüğü dönemde topluma dayalı uygulamalarla çocuk felci ve kızamık hastalıklarına karşı kazanılan başarıların sürdürülmesi, diğer hastalıklara karşı da yurttaşlarımıza aşı ile önlenebilir hastalık riskinden arınmış ya da olabildiğince azaltılmış ortamda yaşama haklarının teslimi hususunda Sağlık Bakanlığını bilim ve deneyime hürmet etmeye davet ediyoruz."



Alıntı: cnnturk.com

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Aile hekiminin doktor maaşları hakkındaki yorumu...

 MALESEF Kİ DOĞRU VE BU GÜNLER İYİ GÜNLER...KEŞKE HEP BİRLİKTE AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİNE KARŞI DURUŞ SERGİLENSEYDİ..HERKES BÖYLE AYRIŞMAMIŞ OLACAKTI..MESLEĞİMİZİN ONURUDA AYAKLAR ALTINDA OLAMYACAKTI..


İstanbul'da ki Aile Hekimleri geçiken maaş konusunda haklılar. Naçizane tavsiyem (İstanbul' u bilmiyorum tabii), TSM, 112 veya acil düşünebilirler. Çünkü TSM, 112 ve Acil artık Aile Hekimliğinden daha aşağı ücret almıyor. İstanbul'u bilmiyorum ama diğer illerin ortalaması şöyle: TSM sorumlu hekimi: 4500-4600 TL, TSM sorumlu olmayan hekimi: 3800-4000 TL, 112 Hekimi: 4400-4800 TL, Acil hekimi: 4000-4900 TL.(Maaş-mutemet kaynaklı rakamlar). Üstelik Döner sermayeden hazineye kesilen %15 lik pay , ağustosta %1 e düşürülüyor. Bu rakamlara o yüzden 15 ağustostan itibaren %14 hazineden kazanılan pay ile %4 lük maaş zammınıda ekleyin. En azından her ayın 15 inde maaşın yattığını bileceksiniz. Artık bundan sonra böyle, yani değişmeyecek, TSM hekimi ile Aile hekiminin aylık net geliri birbirine çok yakın olacak. Sağlık Bakanlığından genel müdür yardımcısı sayın Halil Ekinci son toplantısında TSM hekimleri ile ASM hekimlerini bir kuşun kanatları gibi olduğunu her ikisinide bir değerlendirdiklerini açıklamıştı. İleride TSM lerde her ASM için bir hekim temsilci olacak şekilde norm kadro olacak. Bu dolunca TSM ye hekim alınmayacak. O yüzden TSM ye geçmeyi düşünenler acele etmeliler. TSM, 112 ve acil dolunca , dönecek yer olmayacağı için aile hekimliğinde çakılı kalırsınız. Böyle bir durum karşısında da , elbette aile hekimliği ücretleri biraz daha düşebilir. Size verilen ücretten cari gideri çıkın, elinizde kalan net paraya bakın. İşlerinizin yoğunluğunu da kefeye koyun, tartın..

Alıntı :  ailehekimleri.net

11 Mart 2011 Cuma

Aİle Hekimliğinde Yönetmelik Değişti

 Yapılan değişikliklerle aile hekimleri ve aile sağ. elemanlarına nöbet uygulaması yasal hale getirmiştir.Ayrıca aile hekimi yerine yapılan görevlendirmelerde,  geçici görev ile giden doktorlara da aile hekimi denmiştir.Yani pratisyen hekim diye bir sıfat fiilen kalmamıştır.Aile helimliği yerleştirmeleri 2011 sonuna kadar 3 ayda 1 yapılacaktır.ATT'ler de aile sağlığı elemanı olabilecektir.Ayrıca ileride gerekirse ASM'lere entegre hizmet sunumu zorunlu hale getirilebilecektir.Yine mobil hizmetlerinde sıklığı haftada 1 olarak düzenlenmiştir.AİLE HEKİMLİĞİNDE  GERÇEKLER  SU YÜZÜNE ÇIKMAKTADIR.KADRO GÜVENCESİ SONA EREN ÇALIŞANLARA  ÜCRET VERİLMEKSİZİN EK  GÖREVLER VERİLMEKTEDİR....




Sağlık Bakanlığından:
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 –25/5/2010 tarihli ve 27591 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3 –(1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Aile hekimi: Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipleri,

b) Aile hekimliği birimi: Bir aile hekimi ve en az bir aile sağlığı elemanından oluşan yapıyı,

c) Aile sağlığı elemanı: Aile hekimi ile birlikte hizmet veren, sözleşmeli olarak çalıştırılan veya Bakanlıkça görevlendirilen hemşire, ebe, sağlık memuru (toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyenini,

ç) Aile sağlığı merkezi: Bir veya daha fazla aile hekimi ile aile sağlığı elemanlarınca aile hekimliği hizmetinin verildiği sağlık kuruluşunu,

d) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını,

e) Entegre sağlık hizmeti: Bakanlıkça belirlenecek yerlerde, bünyesinde koruyucu sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, muayene, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri, doğum, ana çocuk sağlığı hizmetleri, ayakta ve yatarak tıbbî ve cerrahî müdahale ile çevre sağlığı, adlî tabiplik ve ağız diş sağlığı hizmetleri gibi hizmetlerin de verildiği, birinci basamak sağlık hizmetlerini yoğunlukla yürütmek üzere tasarlanmış sağlık hizmetini,

f) Geçici aile hekimi: Aile hekiminin yıllık izin, hastalık izni ve benzeri nedenlerle görev başında bulunamadığı sürede yerine bakan veya boş aile hekimliği pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile hekimini,

g) Geçici aile sağlığı elemanı: Aile sağlığı elemanının yıllık izin, hastalık izni ve benzeri nedenlerle görev başında bulunamadığı sürede yerine bakan veya boş aile sağlığı elemanı pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile sağlığı elemanını,

ğ) Gezici sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen uzak mahalle, belde, köy, mezra gibi yerleşim birimlerine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek mahallinde vereceği sağlık hizmetini,

h) Hizmet bölgesi, hizmet grubu ve hizmet puanı: 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde açıklanan bölge, grup ve puanlarını,

ı) Kanun: 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunu,

i) Müdürlük: İl sağlık müdürlüğünü,

j) Toplum sağlığı merkezi: Bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını geliştirmeyi ve korumayı ön plana alarak sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bu sorunları gidermek için planlama yapan ve bu planları uygulayan, uygulatan; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini müdürlüğün sevk ve idaresinde organize eden, bu hizmetlerin verimli şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren ve destekleyen, bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşunu,

k) Yerinde sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi toplu yaşam alanlarına Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek yerinde vereceği sağlık hizmetini,
ifade eder.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesindeki “üç” ibaresi “iki” şeklinde, üçüncü cümlesi ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Her bir yerleşim birimine haftada en az bir kez gezici sağlık hizmeti verilir.”

MADDE 3 –Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki altıncı fıkra eklenmiştir.
“Yerinde otopsi hizmetleri, mesai saatleri içinde toplum sağlığı merkezi hekimlerince, mesai saatleri dışında öncelikle toplum sağlığı merkezi hekimleri olmak üzere aile hekimleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki hekimlerin de dahil edilebileceği icap nöbeti şeklinde sunulur.”
“(6) İhtiyaç olması halinde beşinci fıkrada aile hekimleri için öngörülen çalışma şekil ve koşulları aile sağlığı elemanları için de uygulanır. Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde tutulan nöbetler için aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet ücreti ödenmez veya nöbet izni verilmez. Bu çalışmaların karşılığı olarak farklı katsayı ile kayıtlı kişi sayısı ödemesi yapılabilir.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (ad) bendi “Jeneratör veya kesintisiz güç kaynağı,” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesine aşağıdaki yedinci fıkra eklenmiştir.
“(7) Aile sağlığı merkezlerine Bakanlıkça belirlenen kıstaslar çerçevesinde isim verilir.”

MADDE 6 –Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların 3 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “hemşire” ibarelerinden sonra gelmek üzere “, acil tıp teknisyeni” ibaresi eklenmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 7 –Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-3 Aile Sağlığı Merkezi Gideri Olarak Yapılacak Katkıların Tespitinde Kullanılmak Üzere Aile Hekimliği Birimi Gruplandırması ekteki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 8 –Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Yerleştirme süreleri
GEÇİCİ MADDE 3 –(1) 14/12/2011 tarihine kadar yapılacak olan aile hekimliği yerleştirme işlemlerinde, Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesindeki bir aylık süre üç ay olarak uygulanır.”

MADDE 9 –Bu Yönetmelik 1/4/2011 tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 10 –Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

29 Aralık 2010 Çarşamba

Aile hekimliğinde gerçek perde açılıyor...


Günaydın aile hekimi arkadaşlarım.!!! Yıllarca korkaklık ve ideolojik davranmakla suçladığınız meslektaşlarınız doğru söylüyormuş galiba..Ancak  insanı diğer canlılardan ayıran özelliği AKLINI KULLANMA özelliğidir...Üstelik daha ''aile hekimliği yasası '' çıkmadı..



5 hekim olan ASM de Olası Aylık Giderler :

01- ASM kirası 300 - 1 000 TL. Arasında! ----- 260 TL ( belediye binası, faturası mevcuttur)
 
02- Temizlik Personeli 200 - 350 TL. (4-5 Aile Hekimi olunca) ----277 TL ( 1389tl / 5 hekim - maaş, sigorta, firmadan faturalıdır) 
 
03- Kayıt Personeli 200 - 350 TL. (4-5 Aile Hekimi olunca) -----277 TL ( 1389tl / 5 hekim - maaş, sigorta, firmadan faturalıdır)
 
04- AHBS programı 50 - 90 TL. -----35 TL (dahada artacak)
 
05- Telefon 50 - 90 TL. -----90 TL ( ttkom telefon + cep telefonu, kayıtlı kişileri
aradığım, iş için özel numara + buzdolabı ısı ölçüm için data hat )
 
06- ADSL internet 20 - 40 TL. ------70 TL ( mobil internet + ttnet / 5 hekim )
 
07- Elektrik faturası 30 - 50 TL. -----50 TL
 
08- Su Faturası 10 - 20 TL. -----10 TL
 
09- Kırtasiye A4-A5 kağıt 10 - 15 TL. ---- 20 TL ( sadece kağıt değil, zımba, dosya, aile planlaması vb. defterler, 15-49 kağıdı, oda kokusu vb.. )
 
10- Toner + kartuş 30 - 70 TL. ------50 TL

11- Temizlik Malzemesi 25 - 35 TL. (4-5 Aile Hekimi olunca) ----30 TL

12- Bilgisayar donanım servis 40 - 75 TL. ------50 TL

13- Tıbbi müdahale sarf mlz. 20 - 40 TL. ------40 TL

14- Jeneratöre mazot ------20 TL
.....................................
TOPLAM : 1279 TL herşeyin faturası mevcuttur.


Yıllık Giderler:
 
01- Sözleşme kesintisi 500 - 1 500 TL. ------750 TL

02- Isınma gideri 500 - 1 200 TL. (4-5 Aile Hekimi olunca) ------750 TL

03- Yazıcı yenileme 170 - 300 TL. ------300 TL

04- Boya badana 400 - 1 000 TL. ------500 TL

05- Mesleki sigorta 400 - 500 TL. -----300 TL

06- ASM hırsızlık yangın sigorta 200 - 350 TL. -----yaptırmadık..

07- ASMnin tamirat işleri 100-500 TL. (4-5 Aile hekimi olunca) ------500 TL

08- Buzdolabı ısı ölçer sistemi yıllık ücret -----100 TL
.................................
TOPLAM : 3200 / 12 = 266 TL aylık

3 Yıllık Giderler :
 
01- Bilgisayarların yenilenmesi 2 000 - 3 500 TL. ------3000TL ( laptop + masaüstü, sekreter ve ASE için)

02- ASM de mobilya yenilenmesi 2 000 - 4 000 TL. -------2000TL
03- ASM tıbbi araç gereçlerin alımı 2 000 - 5 000 TL. ------3000 TL( buzdolabı x 2 , ısı ölçer sistemi, jeneratör, sıramatik, sterilizatör, ekg, acil set, vs.)
........................................
TOPLAM : 8000 / 36 = 222 TL aylık



Fazla ekleme yapmadım, olanlara not koydum, toplamda 1279+266+222 = 1767 TL AYLIK FATURALI HARCAMA....





2005-2010 AİLE HEKİMİ GÖREV KARŞILAŞTIRMASI
         
YIL 2005 - DÜZCE AİLE HEKİMLİĞİ BAŞLADI

AİLE HEKİMİNİN GÖREVLERİ

*Bireye Yönelik Her Tür Sağlık Hizmeti
*Koruyucu Hekimlik Hizmetleri

TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ HEKİMİNİN GÖREVLERİ

*Misafir Hasta Hizmetleri
*Adli Raporlar Ve Adli Tabiplik Hizmetleri
*Defin Ruhsatları Ve Ölü Muayeneleri
*Tek Hekim Sağlık Raporları
*Evlilik Raporları
*Ehliyet Raporları(Yönetmelik Sonrası)
*Akli Meleke Raporları
*Silah Raporları
*Çevre Sağlığı Hizmetleri
*Misafir Hasta Aşılama Hizmetleri

YIL 2010-DÜZCE 'DE SON DURUM

AİLE HEKİMİNİN GÖREVLERİ

*Bireye Yönelik Her Tür Sağlık Hizmeti
*Koruyucu Hekimlik Hizmetleri
*Misafir Hasta Hizmetleri
*Adli Raporlar Ve Adli Tabiplik Hizmetleri
*Defin Ruhsatları Ve Ölü Muayeneleri
*Tek Hekim Sağlık Raporları
*Evlilik Raporları
*Ehliyet Raporları(Yönetmelik Sonrası)
*Akli Meleke Raporları
*Silah Raporları
*Misafir Hasta Aşılama Hizmetleri
*Acil nöbeti hizmetleri

TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ HEKİMİNİN GÖREVLERİ

*Çevre Sağlığı Hizmetleri

2010 YILI İTİBARİ İLE DÜZCE'DEKİ SAĞLIK OCAĞI SİSTEMİ VE AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİ ARASINDAKİ FARK

SAĞLIK OCAĞI - AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİ = *Çevre Sağlığı Hizmetleri (Eğer Yönetmelik Yeteri Kadar Eğilip Bükülebilirse Dikkat Edin ''aile hekimi bölgesindeki çevre sağlığı sorunlarını tsm ye bildirir diyor." Buda yakında aile hekimine geçer )

YANİ-2010 YILI VE SONRASI

SAĞLIK OCAĞI - AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİ = 0 // SAĞLIK OCAĞI = AİLE HEKİMLİĞİ SİSTEMİ ARADA GÖRÜNMEYEN TEK FARK 657 YE BAĞLI ÇALIŞAN BİR MEMUR OLMAK YERİNE SÖZLEŞMEYLE ÇALIŞAN BİR HEKİM OLMAK OLUR.

YUKARIDA SAYILAN TÜM GÖREVLER ARADA GEÇEN YILLAR İTİBARİ İLE AİLE HEKİMİNE DEVREDİLMİŞTİR.



Alıntı:ailehekimleri.net

17 Aralık 2010 Cuma

Zekai Tahir Burak'tan insan manzaraları: Artık bebek cinsiyeti söylenmeyecek

 ARTIK KANIKSADIK  BÖYLE HABERLERİ..''SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM'' SAYESİNDE  HASTANELERİMİZ YANMAYA BAŞLADI, YAĞMURDA  SEL BASKINLARI  ACİL  SERVİSLERİ BASTI, HATTA  İNSANLAR  ÖLDÜ.YANGINLARDAN YOĞUN  BAKIMLAR BOŞALTILDI.DOKTOR   DÖVMEK , SAĞLIK PERSONELİNİ  DÖVMEK,SÖVMEK  KALİTE STANDARTI  OLDU.SAĞLIK  ÇALIŞANININ HAKKI YOK TABİKİ..

EN SONUNDA  BEBEK  CİNSİYETİ  NEDENİYLE  ANNELER  BIÇAKLANIR OLDU..

112 AMBULANSLARI İLE ''ÖLÜM ORANLARI AZALMIŞTIR'' GİBİ BİR İSTATİSTİK SUNMAYA ÇALIŞMAK  YERİNE ''112 AMBULANSLARININ  VAKA  SAYISI  ARTMIŞTIR '' DİYE İSTATİSTİK SUNULUYOR.112 LER ARTIK GRİPLERE HATTA  CANI SIKILANLARA BİLE GİDİYOR...

SAĞLIKTA DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM  SÜRÜYOR.....


Yılda ortalama 25 bin çocuğun doğduğu Ankara'daki Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anne adaylarına erkek bebek baskısından dolayı bebek cinsiyetlerini doğuma kadar söylenmesini yasakladı. Başhekim Dr. Leyla Mollamahmutoğlu, "Hastanemiz bahçesinde bu olay yüzünden yaşanan bıçaklama olayının ardından anne ve bebeklerin güvenliği için 'cinsiyet söyleme' yasağı getirdik" dedi. Kadın doğum alanında Türkiye'nin tek referans hastanesi olarak kabul edilen Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, farklı sosyo-kültürel yapıdan gelen hastaları nedeniyle ilginç durumlarla da karşılaşıyor. Hastane Başhekimi Dr. Mollamahmutoğlu, özellikle bebek cinsiyeti konusunun hâlâ Türkiye'nin her bölgesinden gelen hastalar için en önemli konular arasında yer aldığını söyledi. Bazen anne-babaların bebeğin sağlığından daha çok cinsiyetine odaklandığını belirten Dr. Mollamahmutoğlu, "Her çeşit hasta geliyor. Bazı ailelerde, çocuğun cinsiyetini öğrendikten sonra anne adayını dışlama veya aile içi şiddet olabiliyor. Ataerkil bir ailede 3. kez kız çocuğunun olacağını öğrenmesi ailede deprem etkisi yaratabiliyor. Bu nedenlerle hastalara cinsiyet söyleme yasağı getirdik" diye konuştu.

HASTANEDE BIÇAKLAMA 

 
Başhekim Dr. Mollamahmutoğlu, bu yasağın daha önce bu kadar sıkı uygulanmadığını ancak birkaç yıl önce bebeğin cinsiyeti yüzünden hastane bahçesinde yaşanan bıçaklama olayının ardından kesin karar aldıklarını söyledi. Dr. Mollamahmutoğlu şunları kaydetti: "Çok şaşırdık, olay iç yüzünü araştırınca, kızı olacağını öğrenen baba adayı daha hastaneden çıkmadan eşine kötü davranmaya başlamış. Bunun üzerine kadının erkek kardeşi savunmaya geçince çıkan kavgada koca, karısının erkek kardeşini bıçakladı. Bu hadiseden sonra kesin talimatla bebek cinsiyetini anne- babalara söylememe kararı aldık. Biz en kötü ihtimali düşünüyoruz. Hatta bazı aileler çocuğun sadece cinsiyetiyle ilgileniyor, cinsiyetini öğrendikten sonra bir daha doktora kontrole gelmiyorlar. "

ŞİKÂYET MEKTUPLARI 

 
Bebeğin cinsiyetini açıklamadıkları için hem hastaneye hem de Sağlık Bakanlığı'na çok sayıda şikâyet mektubu geldiğini belirten Başhekim Dr. Mollamahmutoğlu, "Tabii ki biz de açıklamak isteriz. Aklı başında ebeveynler için bebeğin cinsiyetini öğrenmeleri en doğal hakları. Ancak, kimin nasıl tepki vereceğini bilemiyoruz. Yüz kişide sorun olmuyor, yüz birinci de sorun oluyor. Bizim için cinsiyet değil annenin ve bebeğin güvenliği önceliklidir. Ayrıca herkesin ruh sağlığının da iyi olduğunu söyleyemeyiz. Bazen anne kayınvalidesiyle kontrole geliyor, karnı burnunda kadın ayakta kayınvalidesi oturuyor. Bunun coğrafi bölgeyle ilgisi yok, Edirne'den Diyarbakır'a kadar hastamız var. Münferit olaylar ancak bebekler için risk alamayız" dedi. 


Alıntı : medimagazin.com