aile planlaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile planlaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Doktora Şiddet Nasıl Artmasın?

TARİH:  18 HAZİRAN 2013 

YER: “AİLE OLMAK PROJESİ” TOPLANTISI

SUÇLAYAN :  BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN

SUÇLULAR: HEKİMLER

SUÇLAR:

“HALKIMIZI KISIRLAŞTIRMAK”
“ADETA CİNAYET İŞLEMEK”
“DERTLERİ PARA KAZANMAK VE MİLLETİN NÜFUSUNU AZALTMAK OLMASINA RAĞMEN HALKI ÖLÜMDEN KURTARIYORUZ DİYEREK ALDATMAK”



18 HAZİRAN 2013  BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN KONUŞUYOR:


“Bu ülkede yıllarca doğum kontrolü mekanizmalarını çalıştırdılar. Adeta bizim vatandaşlarımızı halkımızı kısırlaştırdılar. Bununla ilgili tıbbi müdahalelere varıncaya kadar her şeyi yaptılar. Sezaryen denilen olay budur. Kürtaj denilen olay budur.”

“Hep bunları yaptılar. Ve bunları yaparken de adeta cinayet işlediler. Adeta aldattılar. Ölüyorsun seni ölümden kurtaracağız dediler. Onun için sezaryen dediler.”

“Halbuki dert başkaydı. Dert, hem fazla para kazanmak hem de maalesef öyle kampanyalar başlattılar ki sezaryenle ikiden fazla doğum yapamazsın. Bunu aldattılar ve inandırdılar. Birçok anneler aileler buna inanmak zorunda kaldı. Eğer sezaryen olmazsam nolur diye buna inandırdılar.”

“İşin aslı bu muydu? Değildi. Dert başkaydı. Dert bu milletin nüfusu azalsın ve bu millet milletler yarışında geri kalsın.”





Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu tarz konuşmasıyla;

“ BİR MESLEĞİN MENSUPLARINA”,

“Mesleğini özveriyle, mevcut yasalar, yönetmelikler ve bilimsel ölçütler ışığında sürdürmeye çalışan HEKİMLERE HAKARET ETMİŞTİR.”

Bu konuşmasıyla Sayın Başbakan, zaten bilmek zorunda da olmadığı ancak yorum yapmak istediğinde, Sağlık Bakanı başta olmak üzere, bilim insanlarına danışarak bilgi sahibi olmak zorunda olduğu bir konuda, HEKİMLERİN ONURUNU ZEDELEMEYE ÇALIŞMIŞTIR.

SAYIN BAŞBAKAN’IN BU TUTUMUNU MESLEKTAŞLARIMIZ ADINA KINIYORUZ, PROTESTO EDİYORUZ.

SAĞLIK BAKANI’NIN SAYIN BAŞBAKAN’A, AİLE PLANLAMASI, KÜRTAJ VE SEZARYEN UYGULAMALARININ YASA VE YÖNETMELİKLER ÇERÇEVESİNDE YAPILDIĞI KONUSUNU HATIRLATMAMASINI VE MESLEKTAŞLARINA YAPILAN BU HAKARETLER KARŞISINDA SESSİZ KALMASINI DA ÜZÜNTÜYLE KARŞILIYORUZ.

BAZI GERÇEKLERİ SAYIN BAŞBAKAN’A BİZİM HATIRLATMAMIZ GEREKTİĞİ KANISINDAYIZ.

SAYIN BAŞBAKAN,

SEZARYEN, uygun tıbbi gerekçeler ile gerçekleştirildiği takdirde bazen anne adayının sağlığını, bazen doğacak bebeğin sağlığını ve bazen de her ikisinin sağlığını korur. Bunun dışında anne adayının yoğun normal doğum korkusu içinde olduğu durumlarda da uygulanabilir.

Sezaryen yapılması kişinin doğurganlığını anlamlı şekilde azaltmaz.

Sezaryen hekim önerisiyle ve daima hastanın onayıyla uygulanan bir ameliyat olup kesinlikle bir milletin nüfusunu azaltmakla ilgili değildir.

KÜRTAJ, yani 10 haftanın altındaki gebeliklerin sonlandırılması şartları, YASALAR İLE BELİRLENMİŞ TIBBİ BİR UYGULAMADIR. Sağlık Bakanlığının belli hastanelerinde oluşturduğu birimlerde, kişilerin isteği üzerine ve tamamen yasal ve resmi olarak uygulanmaktadır.

AİLE PLANLAMASI ise yine kişilerin kendi talepleri ile istedikleri kadar çocuk sahibi olabilmeleri için kendilerine önerilen tıbbi uygulamaların tümünü kapsar.

GÖREVLERİ DOLAYISIYLA, BİLİMSEL GEREKLİLİKLER VE HASTA HAKLARI DOĞRULTUSUNDA, YASALAR VE SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN YÖNETMELİKLERİ ÇERÇEVESİNDE VE GEREKTİĞİNDE, ANNENİN VE BEBEĞİN HAYATINI KURTARMAK AMACIYLA, YUKARDA SAYILAN TIBBİ İŞLEM VE UYGULAMALARI GERÇEKLEŞTİREN HEKİMLER OLARAK, SAYIN BAŞBAKAN’IN BU DAYANIKSIZ SUÇLAMALARINI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ VE KINIYORUZ.

HER TÜRLÜ OLUMSUZ KOŞULLARA, YETKİLİLERİN BU TARZ KONUŞMALARIYLA ADETA ÖZENDİRİLEN ŞİDDET UYGULAMALARINA RAĞMEN, ÖZVERİYLE GECE GÜNDÜZ HASTALARINA HİZMET VERMEYE DEVAM EDECEK HEKİMLER OLARAK, YURTTAŞLARIMIZI VE ÖZELLİKLE KADINLARIMIZI, BU TARZ KONUŞMALARI KINAYARAK, KENDİ HAKLARINA, BEDENLERİNE VE HEKİMLERİNE SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUZ...
 
Alıntı: İzmir Tabip Odası

13 Haziran 2012 Çarşamba

Türkiye'nin kürtaj gerçeği

Son dönemde kamuoyunda tartışılan kürtajla ilgili bilimsel verilere değinen TJOD, kürtajın yasaklanmasının kadın sağlığını nasıl etkileyeceğine dikkat çekti.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil imzasıyla yayınlanan açıklamada kürtaj ve kadın sağlığı ile ilgili şu bilimsel noktalara yer verildi: 

“Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün hesaplamalarına göre, dünyada her yıl, 210 milyon civarında gebelik meydana gelmekte, bunların yaklaşık 1/3’ü istenmeden oluşmaktadır. Dünyada meydana gelen gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşükle sonlanmaktadır. Yasaklamalar nedeniyle düşüklerin 19 milyonu güvenli olmayan koşullarda gerçekleşmektedir. Güvenli olmayan düşüklere bağlı olarak dünyada her sekiz dakikada bir kadın ölmektedir. Güvenli olmayan düşükler dünyadaki anne ölümlerinin yüzde 13’üne, her yıl 68 bin kadının ölümüne ve 5,3 milyon kadının hastalık ve sakatlığına neden olmaktadır. 

TÜRKİYE’DE 10 BİN ANNE ÖLDÜ

Ülkemizde 1950’li yıllardan başlayarak sağlıksız düşüklerin çok yaygın olarak yapılması ve bu durumun anne ölümlerindeki büyük payı; sağlık politikalarının değiştirilmesindeki temel nedeni oluşturmuştur. Ne var ki bu durumun tıp uzmanlarınca fark edilmesinden sonra, politikalara yansıtılması, verilen yoğun çabalara rağmen yaklaşık on yıl sürmüştür. Bu kaybedilen 10 yılda, yıllık düşük sayısının yılda 500 bin civarında, ölen anne sayısının ise, 10 bin civarında olduğu tahmin edilmiştir. 

Türkiye’de anne ölümleri içinde düşüğün payı yalnızca yüzde 2’dir. Dünyada düşüğün anne ölümleri içindeki payının yüzde 13 olduğu hatırlanacak olursa bu durumun Türkiye açısından bir başarı olarak değerlendirilmesi gerekir. İsteyerek düşükler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadın sağlığında önemli bir sorun oluşturmakta; üreme çağındaki kadınların başlıca ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Türkiye örneği dahil pek çok ülkede, düşüğün yasa ile yasaklanması, onun yapılmasını engelleyememektedir. 

200 BİN ÇOCUK YETİMHANELERE BIRAKILDI 

Romanya’da kürtajın yasaklandığı 1966 ile 1989 arasında 10.000 kadın sağlıksız koşullarda yapılan kürtaj sonucu ölmüş ve yaklaşık 200.000 çocuk yetimhanelere bırakılmıştır. Kürtajın yasaklandığı ülkelerde, düşükler azalmamakta, tersine güvenli olmayan düşükler hızla yükselmektedir. 

İsteyerek düşüklerin yasa dışı olarak yapılması durumunda, kadın sağlığında yaratacağı ciddi sonuçlar bilinen bilimsel gerçeklerdir. Anne sağlığı göstergelerinin gereği, 1983 yılında, Türkiye’de 10 haftaya kadar olan isteyerek düşüklere yasal olarak izin verilmiş; aynı yasa ile aile planlaması hizmetlerinin yaygınlaştırılması da hedeflenerek, diğer bazı önlemler getirilmiştir. Türkiye’de isteğe bağlı düşüğün yasalaştığı dönemin başlangıcında, her dört gebelikten biri istemli düşük ile sonuçlanırken, sadece yirmi yıl içinde bu sayı her on gebelikten bire düşmüştür. 

TÜRKİYE’DE İSTEMLİ DÜŞÜKLERİN ÖZELLİKLERİ 

TNSA -2008 verilerine göre Türkiye’de istemli düşüklerin özellikleri şöyle:
• 40 yaş ve üzerindeki kadınların her üç gebeliğinden biri isteyerek düşük ile sonlanmaktadır.
• Kürtaj oranı eğitimsiz kadınlarda yüzde 5.5 iken, lise mezunu kadınlarda yüzde 13’tür.
• Kürtaj olan kadınların sadece beşte biri öncesinde modern bir gebeliği önleyici yöntemi kullanmaktadır.
• Kürtaj olan kadınların üçte ikisi sonrasında aile planlaması yöntemi kullanmaktadır.
• Kürtaj kararlarının yarısını eşler birlikte, dörtte bir evli kadının kendisi tarafından almaktadır.
• Kürtajların yüzde 90’ı gebeliğin ilk iki ayı içerisinde gerçekleşmektedir.
• Kürtajların yüzde 70’i özel sağlık kuruluşlarınca gerçekleştirilmektedir.
• Türkiye’de isteyerek düşükler genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmamaktadır. 

Türkiye’de 10 haftaya kadar kürtajın serbest bırakılmasından bu yana, • Kürtajlar 3 kat azalmıştır.
• Anne ölüm hızı 6 kat azalmıştır.
• Modern Aile Planlaması Yöntem Kullanımı 2 kat artmıştır.
• Kadınların Yaşam Süresi 14 yıl artmıştır.
• Dünyada 8 anne ölümünden biri sağlıksız kürtajlardan oluşmakta iken, Türkiye’de ise sadece 50 anne ölümünden birinin nedeni sağlıksız kürtajdır.
• 1950’li yıllarda anne ölümlerinin yaklaşık yarısı düşükler nedeni ile iken, bugün sadece anne ölümlerinin yüzde 2’si güvenli olmayan düşükler nedeniyledir.
• Güvenli olmayan düşüklere bağlı ölüm ve sakatlıklar sağlık gündeminden çıkmıştır.
• Kürtajın yasaklanması, anne ölümlerini ciddi biçimde artıracaktır.
Sağlık Bakanlığı’nın 2005 yılında yayınlanan “Üreme Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem Planı’nda düşüklerin azaltılması ile ilgili hedefler ortaya konulmuştur: Sağlık Bakanlığı düşüklere bağlı ölümleri 100 000 canlı doğumda 5’in altına indirmeyi, isteyerek düşükleri 2013 yılında 100 gebelikten 5.7’ye yanı yarı yarıya düşürmeyi hedeflemiştir. Bakanlığımız stratejik eylem planında bu hedeflere ulaşmak için düşük sonrası kontraseptif yöntem kullanımını arttırmak ve aile planlamasında karşılanmamış ihtiyacı azaltmak gerektiğini vurgulamıştır. 

KÜRTAJ İHTİYACINI AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR? 

• İlköğretimden başlayarak yapılandırılmış bir cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularını yaş grubuna uygun olacak şekilde müfredatın parçası haline getirmek,
• Gençlere yönelik cinsel sağlık, üreme sağlığı akran eğitim programlarını yaygınlaştırmak,
• Genç Dostu Sağlık Hizmeti Merkezlerini yaygınlaştırmak,
• İstenmeyen gebeliklerin tümünü oluşmadan önlemek,
• Karşılanmamış aile planlaması ihtiyacını ortadan kaldırmak,
• Aile planlaması hizmetlerini birinci basamakta kaliteli, sürekli ve her düzeyde yaygın sunmak,
• Aile planlaması hizmetleri ve malzemelerinin tümünü genel sağlık sigortası kapsamına almak,
• Kadının statüsünü güçlendirmek,
• Üreme sağlığında erkek katılımını güçlendirmek,
• Aile planlaması alanındaki yanlış toplumsal inanışların önüne geçmek,
• Topluma dayalı üreme sağlığı eğitimlerini ve duyarlılık yaratma çalışmalarını ilgili bakanlık ve kuruluşlar ve STK’larla eşgüdüm içerisinde sürekli uygulamak. Ülkede insan haklarını dayalı, 1994 Kahire Nüfus ve Kalkınma Bildirgesinde güvence altına alınan eylem planlarını tümüyle hayata geçirmek gerekmektedir."

Alıntı: ntvmsnbc.com