mısır şurubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mısır şurubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2011 Çarşamba

Fruktoz (mısır şurubu ya da çin şekeri) insan sağlığı için tehlikeli mi?

Gerçek mısır şurubunun resmi...Yani fruktoz..Yoğunluğuna lütfen dikkat!!
Fruktoz insan sağlığı için şekerden daha mı zararlı? Aşırı fruktoz tüketiminin vücuda ne gibi zararları var? Fruktozun normal şekerden farkı, aşırı tüketiminde ortaya çıkan sağlık sorunları ve fruktoz kaynakları üzerine...

Fruktoz, vücudumuzun enerji kaynağı basit şekerlerden (monosakkarit) biridir. Fruktoz ve diğer şekerler vücudumuza kan yolu ile dağılırlar. Gıdaların, kan şekerimize olan etkileri, onların glisemik endeksleri ile ölçülür.

Bir gıda maddesini glisemik endeksi (GI) ne kadar düşükse, kan sekerimize glikoz olarak yansıması o kadar düşük olur. Zayıflamak isteyen insanlar düşük glisemik endeksli gıdaları tercih etmeli. Aynı gıda maddesinin bile glisemik endeksi farklılıklar gösterebilir. Örneğin ham muzun GI’si 43 iken olgun muzunki 74 olabilir. Portakal suyunun GI’si portakal meyvesinden, patlamış mısırın GI’si de patlamamış mısırdan daha yüksektir.

İşte fruktozun GI’si ve fiyatı normal şekerden daha düşük olduğu için uzun yıllar, fruktozun normal şeker yerine kullanılması tercih edildi. Ancak son zamanlarda Amerikan Diyabet Birliği (American Diabetes Association) bu konuda ki görüşünde bazı değişiklikler yaptı.

Fruktozu doğal yollardan, genelde yediğimiz meyve ve sebzelerden alabiliriz. Bunun vücuda bir zararı yoktur. Aksine vücudumuzun glikozu işlemesine yardımcı olması açısından faydalıdır da diyebiliriz. Ancak fruktozun suni yollarla da aşırı olarak tüketilmesi vücudumuzun çalışmasında bazı aksamalara yol açar. Günlük şeker ihtiyacımızın %10’nun fruktoz tarafından karşılanması normaldir. Ama daha fazlasının bazı zararları vardır.

Tükettiğimiz karbohidratlar glikoz zincirlerinden oluşur. Tükettiğimiz gıdalar ile aldığımız glikoz, kan şekerimize karıştığı zaman, vücudumuz insülin salgılayarak dengeyi sağlamaya çalışır. Eğer, şeker yerine fruktoz tüketirsek, fruktozun vücudumuzda işlendiği yerin karaciğerimiz olmasından hareketle, karaciğerimiz, tükettiğimiz fruktozu şeker olarak kullanmaya yetişemediği için fruktozu yağa dönüştürür ve bu yağlar kanımıza yüksek oranda trigliserit olarak yansırlar.

Bu dönüşüm vücudumuza 3 nedenden zararlıdır:

• Kanda yüksek trigliserit oranı damar tıkanıklıklarına dolayısı ile kalp hastalıklarına yol açar.

• Ortamda ki aşırı fruktoz, vücudumuzun doygunluk alarm sistemini yanıltır ve bize daha açmışız hissini verdiği için biz yeterli gıdayı almış olsak bile açlık hissimiz dinmediği için yemek yemeğe devam ederiz. Bu, vücudunuzun kilo alma nedenlerinden esas nedenlerden biri olmasa dahi biridir.

• İnsülin, kanımızda glikoz halinde bulunan şekerin, vücut hücrelerinde daha sonra enerjiye dönüşebilecek şekilde depolanmasına yardımcı olan ve pankreas tarafından üretilen bir maddedir. Eğer vücudumuzda insülin üretilmesinde veya insülinin gerektiği gibi kullanılmasında bir aksama varsa, bu şeker hastalığına yol açar. İnsülin bir açıdan hücrelerimizin kapısını, enerjiye dönüşecek glikozu depolamaları için, açmaya yarayan anahtardır. Eğer hücrelerimiz, bu anahtarla açılamıyorsa, insülin hücrelerimizi açmaya etkili olamıyor demektir. Bu olaya da “İnsülin direnci” denir. İşte aşırı fruktoz tüketimi insülin direnci denilen bu olaya da neden olabilir.

FRUKTOZ KAYNAKLARI

Günlük yaşamımızda tükettiğimiz sebze ve meyvelerde bulunan doğal fruktozun vücudumuzda enerjiye dönüşümünde bir problem yaşamayız.

Son yıllarda, mısır nişastasından elde edilen şurubun içindeki glikoz, enzimatik yolla belli oranda fruktoza dönüştürülür. Bu işlem sonucu oraya çıkan ürüne yüksek fruktozlu mısır şurubu veya sanayide söylendiği şekilde “high fructose corn syrup- HFCS” denilir. Ve karışımın içinde ki fruktoz yüzdesine göre HFCS kısaltmasının önüne rakamlar konur. Örneğin bugün, Türkiye de en çok kullanılanı, içecek sanayinde kullanılanı HFCS55’dir (Bu karışımda %55 fruktoz %42 de glikoz vardır). Normal kullandığımız şekerde ki glikoz /fruktoz oranı 50/50’dir. HFCS kullanımının ana amacı, normal şekere göre ucuzluğudur (1Kg normal şeker 1,75 TL+KDV, 1Kg HFCS 55 1,25 TL/Kg).

Mısır nişastasından ele geçen fruktozun, kimyasal açıdan normal gıdalardan alınan fruktozdan hiçbir farkı yoktur. Fruktozun menşei, mısır, pancar, kamış, çilek, soğan, domates ne olursa olsun aynıdır.Kimyasal olarak hiçbir farkı yoktur. Sadece tükettiğimiz gıdalardaki miktarları farklıdır. Örneğin 250 gram domates yediğimiz zaman vücudumuza 2.5 gram fruktoz girerse, teneke kutudaki 330 ml gazlı içecek tükettiğimizde vücudumuza giren fruktoz oranı 23 gramdır (Yani aşağı yukarı 2.5 kilogram domatesinkine eşit).

HFCS ve diğer şekerleri içeren gıdalar

Bugün, nerede ise ambalajlanmış tüm gıdalar içlerinde şeker veya fruktoz içerirler. Örneğin bugün sağlıklı tatlandırıcı diye pazarlanan “meyve konsantreleri” yüksek oranda fruktoz içerirler.

Kaynak : Fructose :Sweet but dangerous. Is HFCS worse than sugar? Laura Dolson, Wikipedia.
Sugar’s many disguises-Recognising sugar on food labels: Laura Dolson

Derleyen: Murat Yasa  /Alıntı: Bilim Teknik 11.02.2011
.

13 Şubat 2011 Pazar

Mısır şurubu (yani kronik hastalık) kol geziyor

Gazozdan çikolataya dek pek çok üründe kullanılan mısır şurubu, kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğü ve kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden olduğu için Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklandı. En büyük üretici olan ABD’de üretim kotası yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürülürken, Türkiye’de yüzde 10’dan 15’e çıkarıldı.



Nişasta bazlı şekerin (NBŞ) bazı AB ülkelerinde yasaklandığı halde Türkiye’de üretim kotasının yüzde 10’dan 15’e çıkarılması bilim insanlarını kaygılandırıyor.
Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, dünyanın en büyük 4. şeker pancarı üreticisi olan ülkemizde ton başına 250-300 dolar daha ucuz olan “mısır şurubu” üretmek için 2010’da 500 bin ton mısır ithal edildiği belirtildi.
Uzmanlar, içeriğinde fruktoz olan mısır şurubu ile yapılan gıdaların, kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğü, kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden olduğunu vurguladı.
Daha az maliyetle elde edilen ve gazozdan çikolataya dek pek çok üründe kullanıldığı belirtilen NBŞ Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklanıp en büyük üreticisi olan ABD’de ise üretim kotası yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürülürken ülkemizde üretim kotasının arttırılması yoğun tartışmalara neden oluyor.
İsa Gök (Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı): Avrupa’da kişi başına NBŞ tüketimi 1-1.5 kilo, Türkiye’de ise 6 kilo civarında. Fransa, İngiltere, Hollanda, Almanya gibi ülkelerde de pancardan şeker elde ediliyor. 25 Avrupa ülkesi 1 milyon 200 bin ton NBŞ üretirken Türkiye tek başına 500 bin ton üretiyor. Bir tarafta GDO’lu mısır tüketip halkın sağlığını bozuyoruz diğer taraftan Türkiye’deki çiftçiyi değil, başka ülkeleri desteklemiş oluyoruz. Sendika olarak kotanın düşürülmesi için her yıl dava açıyoruz, mahkeme bizi haklı buluyor ama Bakanlar Kurulu kararı uygulamıyor. ‘Çocuklarınızı NBŞ’den uzak tutun’ adlı kampanya başlattık.
Kenan Demirkol (Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.): Fruktoz şişmanlığa, şişmanlık da başta kalp damar hastalığından kaynaklı inmeye ve birçok kronik hastalığa yol açıyor. Türkiye’de denetim yok. Piyasada kayıt dışı fruktoz var. Etiketlerde fruktoz oranları belirtilmiyor.
Dr. Yavuz Dizdar (İstanbul Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü): Nişasta bazlı şeker insan metabolizmasıyla uyumlu değil. Mısır şurubu elde edilen mısırın da GDO’lu mısır olma olasılığı yüksektir. Mısır şurubundan elde edilen yüksek fruktoz içerikli şeker, iç organlarda ve karın içinde yağlanmanın en önemli nedenlerinden birisidir. Yağlanma sonucu oluşan metabolik sendromla siroz, karaciğer kanseri, karaciğer rezeksiyonu (karaciğerin bir kısmının ameliyatla alınması) ve transplantasyonu gereken hasta sayısı da artmaktadır. Alkolik olmayan insanlarda da karaciğer yağlanması sık görülür oldu. Bu yağlanmayla diyabet ve kanser gelişmesi olasılığı artmakta…
Türkiye İçecek Gıda Dernekleri Federasyonu üyesi İlknur Menlik ise Türkiye’de GDO’lu üretim olmadığını, fruktoz ve glikozun da tamamıyla yerli mısırdan elde edildiğini savundu.
 Alıntı: Cumhuriyet