diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Yanlış ara öğün şişmanlatıyor


Beslenme uzmanları her fırsatta sağlıklı bir yaşam ve kilo vermek için ara öğünlerin asla atlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise ara öğünlerde amaç kan şekerini dengede tutmak ve gerektiği kadar insülin salgılanmasını sağlamak.

Yanlış ara öğünler kilo verdirmek yerine tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi aksine daha çok şişmanlatıyor. Örneğin karbonhidratlı ara öğünler fazla insülin salgılanmasına, bunun sonucunda hemen acıkmaya, dolayısıyla ana öğünlere fazlaca yüklenmeye neden oluyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, böylece kilo kaybı sağlamak yerine kilo sabitlenmesi veya artışı oluştuğunu söyleyerek, “Hem sağlıklı beslenmek hem de ideal kiloya ulaşmak, yani zayıflamak için kişinin yaşam şekli ile sağlık durumuna göre gerekli sayıda ve doğru ara öğün besinleriyle beslenmesi çok önemli” diyor.

ARA ÖĞÜNÜN 4 AMACI VAR
Beslenme ve diyet uzmanı Oya Yüksek ara öğünün 4 amacı olduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:
1- Kişinin alması gereken kalori hesabını tamamlamak.
2- Kan şekeri ve insülin dengesini sağlamak.
3- Psikolojik olarak oluşan atıştırma hissini doğru seçimlerle baskılamak.
4- Ana öğünlere yüklenmeyi önlemek.

GENELLİKLE 2 ARA ÖĞÜN YETERLİ GELİYOR

Yüksek, günde kaç öğün yenilmesi gerektiğinin tamamen bireyin kendisine özel olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Kişinin gerçekte hangi saatte acıktığını belirlemesi veya bunun beslenme uzmanı tarafından iyi bir değerlendirmeyle tespit edilmesi gerekiyor. Çünkü her bünye kendine özeldir. Genel olarak sağlık problemi bulunmayan kişilerin günde 2 kez ara öğün tüketmeleri yeterli geliyor. Ancak diyabet, hipoglisemi (düşük kan şekeri), hamilelik ve hamilelik diyabeti ile enerji (kalori) ihtiyacının çok olduğu durumlarda 3 ara öğün almak gerekiyor.”

KİM, HANGİ ARA ÖĞÜNÜ ATLAMAMALI?
1 -Kahvaltıyı geç yapacaklar için: Gece ara öğünü önemli.
2- Öğlen yemeğini geç yiyecekler için: Kuşluk önemli.
3- Akşam yemeğini geç yiyecekler için: ikindi önemli.

GECE ARA ÖĞÜNÜ ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ…
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, hipoglisemi, bir başka deyişle kan şekeri düşüklüğü sorunu yaşayan kişilerde gece ara öğününün çok önemli olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri veriyor: “Hipoglisemi hastalarının bazen uyku sırasında veya sabah uyandıklarında kan şekerleri çok düşük çıkabiliyor. Bunun sonucunda baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk, iç ezilmesi veya saldırır tarzda yemek yeme gibi sorunlar oluşabiliyor. Çünkü gece uzun bir süreç ve bu yüzden gece ara öğün alınması çok önemli. Ancak doğru ara öğünler seçmek şartıyla. Ara öğünün gece yatmadan yarım saat veya 45 dakika önce alınması yeterli geliyor.”

SAĞLIKLI ARA ÖĞÜNLER NASIL OLMALI?

Kan şekerini yavaş yükselten ve belli bir dengede sabit kalmasını sağlayan besinlere ‘düşük glisemik indeksli’ besinler denildiğini belirten Yüksek, “Ancak unutmamak gerekir ki böyle belirlenen her besin herkese iyi gelecek diye bir kural yok. Doğruya deneme yanılma yoluyla ulaşmak en mantıklı olanı” diyor.

DOĞRU ARA ÖĞÜN SEÇİMLERİ
Yoğurt-süt-ayran.
Peynir+ ekmek.
Meyve+yoğurt.
Kuru meyve +yoğurt.
Diyet bisküvi+süt-ayran.
Latte veya sütlü filtre kahve.
Protein barı (haftada 2 defa gibi).
10 adeti geçmeyecek şekilde tuzsuz (kavrulmamış) badem.

YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHLERİ
Gofret tarzı şekerli atıştırmalar.
Tek başına meyve, kuru meyve.
Pasta-börek tarzı atıştırmalar.
Gazlı içecekler.
Hazır meyve suları.
Reçel-bal.

Alıntı:egedesonsöz.com

15 Temmuz 2012 Pazar

Diabet hastalarına müjde...

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Haziran ayı sonunda yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği ile özellikle oral antidiyabetik ilaçlar kullanan hastalarda şeker ölçüm çubuklarının bir seferde 3 aylık gereksinim kadar (25'lik paketler halinde) ödenmesi sağlamıştı.

Ancak bu uygulama ile hastaların bir seferde 50'lik paketlere ulaşımında sıkıntılar ortaya çıktığı belirtildi. 

SGK, gerek 25'lik paketlerin piyasa az bulunması gerekse hastaların ellerindeki cihazların 25'lik paketler halinde sunulan şeker ölçüm çubuklarına uyumlu olmaması sebebiyle yaşanan mağduriyetler üzerine yeni bir düzenlemeye gitti. 

Yapılan düzenleme ile özellikle oral antidiyabetik ilaçlar kullanan hastalara 50'şerlik paketlerde şeker ölçüm çubukları ödemesi yapılarak, şeker ölçüm çubuklarına erişimindeki sıkıntılar giderildi.
Öte yandan, firmaların büyük bir çoğunluğu şeker ölçüm çubuğunu 50'şer adetlik kutularda piyasaya sürüyor, bu da hastaları zor duruma düşürüyordu.

Şimdi ise hastalar piyasada daha çok bulunan 50'şer adetlik kutulara daha rahat ulaşma imkanı bulacak. 

Düzenlemeye göre hasta 3 ayda aldığı şeker ölçüm çubuğunu 6 ayda bir alacak. 

Alıntı: AA

25 Şubat 2012 Cumartesi

Böbrek yetmezliği hakkında bilinmesi gerekenler

Türk Nefroloji Derneği verilerine göre; ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 70 bin hasta bulunuyor. Bu sayının, gelişmiş birçok ülkenin neredeyse 2 katı olan yıllık yüzde 10 artış oranı ile 2015 yılında 100 bini aşacağı tahmin ediliyor. Yine Türk Nefroloji Derneği tarafından 23 ilde 10.750 erişkinin katılımı ile yapılan ve 2009 yılında sonuçlanan CREDIT çalışması, Türkiye de erişkinlerin yüzde 15.7 sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını ortaya koydu. Bu oran, ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon kronik böbrek hastası bulunduğuna, yani her 6–7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğuna ve sorunun boyutunun tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekiyor. İşte bu noktada hemen herkesin aklına şu soru takılıyor: Böbrek yetmezliğine hangi faktörler yol açıyor? En önemlisi de bu hastalığın erken tanısı için hangi sıklıkta hangi testi yaptırmalı? Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Ülkem Yakupoğlu, en çok merak edilen bu soruları yanıtladı...

 
 
Böbrek Yetmezliğine Neler Yol Açabiliyor?
 
Böbrek yetmezliğine neden olan pek çok faktör var. Bunlar arasında en sık görülen etkenleri şöyle sıralayabiliriz:
 
1 - Yüksek Tansiyon: Yüksek tansiyon böbrek içindeki incecik damarlarda yapısal bozukluğa ve tıkanıklığa neden oluyor. Bunun sonucunda da böbrek yetmezliği gelişebiliyor. Ancak koldan ölçülen tansiyon bazen normal değerlerde çıkarak kişiyi yanıltabiliyor. Bunun aksine idrardaki protein kaçağı bunu net olarak gösterebiliyor. İdrarda protein oranını gösteren test Türkiye nin her yerinde yapılabiliyor.
 
2 - Diyabet: Tip 2 diyabet de, tıpkı kan basıncı yüksekliğinde olduğu gibi böbrek içindeki incecik damarlarda yapısal bozukluğa ve tıkanıklığı yol açarak böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Özellikle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedeni olan diyabet hastalığı görülme oranının 2002 de yüzde 7.2 iken, günümüzde yüzde 12 nin üzerine çıkmış olması endişe verici bir durum olarak görülüyor.
 
3 - Fazla Kilolu Olmak: Fazla kilolu olmak böbreğin içinde yer alan kılcal damarlardaki basıncı artırarak idrarda protein kaçağına yol açıyor.
 
4 - 60 Yaşın Üzerinde Olmak: Yaş ilerledikçe vücuttaki tüm damarlar yaşlanıyor. Doğal olarak kılcal damarlardan çok zengin olan böbrekler de bu süreçten çok etkileniyor. Damar sertliği arttıkça, böbreklerin süzme işlevi de yavaşlıyor.
 
5- Tek Böbrekli Doğmak: Tek böbrekli kişiler dikkat ettikleri zaman ömürlerinin sonuna kadar sağlıklı yaşayabilirler. Ancak susuz kalmamaya, aşırı tuz ve bilinçsiz ilaç tüketmemeye daha çok dikkat etmeliler.
 
 
6- Sigara Alışkanlığı: Sigara böbrek içindeki kılcal damarlardaki dolaşımı yavaşlatıyor ve oksijen miktarını azaltıyor. Bir başka deyişle yüksek kan basıncına benzer şekilde damarlar üzerinde olumsuz etki yaratarak böbrek yetmezliği riskini artırıyor.
 
7- Genetik Geçiş: Böbrek hastalıkları genetik geçişli de olabiliyor. Böbreklerde kist oluşumu, idrar kanallarında tıkanıklık, geri kaçak veya böbrek boyutlarının küçük oluşu gibi yapısal değişiklikler ailenin birçok bireyinde gözlenebiliyor. Tekrarlayan böbrek taşları da yine kalıtsal özellik gösterebiliyor.
 
Diğer Risk Faktörleri Neler?
 
Böbrek taşı,
 
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,
 
Sık ağrı kesici kullanımı,
 
Bağ dokusu hastalıkları.
 
Erken Evrede Yakalanırsa Diyaliz Ve Organ Nakline Gerek Olmayabiliyor
 
 
Aslında böbrek yetmezliğine yol açan faktör düzeltilebilir bir aşamadaysa vücutta bir sorun yaratmadan geri dönebiliyor. Bunun nedeni ise böbreklerin çok idareli organlar olmaları. Böbreklerin süzme kapasiteleri yüzde 60 ın altına düştüğünden itibaren kronik böbrek hastalığı olarak kabul ediliyor. Bu organların tamamen iflas etmeleri için süzme kapasitelerinin yüzde 15 ve altına düşmüş olması gerekiyor. Yüzde 15-60 arasında ise geniş bir dönem var. Hasta bu dönemde düzenli bir nefroloji takibi içinde olursa diyaliz ve organ nakline nakle gerek kalmama şansı yüksek oluyor.
 
Testler Ne Zaman Yapılmalı?
 
 
Böbrek yetmezliğinin ileri aşamalara gelmeden yakalanması büyük önem taşıyor. Bu nedenle 60 yaşın üzerindeki kişilerin bilinen bir hastalıkları olmasa bile böbreklerini kontrol ettirmeleri çok büyük bir önem taşıyor.
 
Tansiyonu 40 yaş altında başlaması halinde nefroloji uzmanına mutlaka muayene olmak gerekiyor, çünkü genç yaşlarda ortaya çıkan tansiyon genellikle böbrek kökenli oluyor.
 
Yüksek risk grubundaki kişilere yapılacak olan tarama testleriyle hastalık erken evrede saptanıyor ve bu sayede ilerlemesi önlenebiliyor. Özellikle 40 yaşından itibaren yılda bir kez idrar ve kan tahlili yaptırmak yararlı oluyor.
 
Alınıt: egedesonsoz.com