hastane acil servis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane acil servis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2019 Pazartesi

Ispanağa Karışan Yabancı Ot Sonucu Birçok Kişi Acil Servislere Başvurdu



İstanbul'da birçok kişi bulanık görme ve kas güçsüzlüğü şikayetiyle hastanelerin acil servislerine başvurdu. Başta Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma, Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma, Esenyurt Devlet, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma hastaneleri olmak üzere yüzlerce vatandaş, zehirlenme şüphesi ile acil servisleri doldurdu. Çanakkale'de de görülen, İstanbul'la sınırlı kalmayan ıspanak zehirlenmesinde ilk bulgu böcek ilacı kalıntıları olduğu belirtildi. Yoğun Bakım Derneği, "10-15 gün ıspanak yemeği yemeyin" uyarısında bulundu.


İstanbul'da başta Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma, Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma, Esenyurt Devlet ve Okmeydanı Eğitim ve Araştırma hastaneleri olmak üzere yüzlerce vatandaş, zehirlenme şüphesi ile acil servislere başvurdu. Tuzla'da bir grup işçinin ıspanak tüketimi sonrası benzer bulgularla hastaneye başvurdukları öğrenildi. Rahatsızlananlar bulanık görme ve kas güçsüzlüğü şikayetiyle hastaneleri doldururken, şüphelinin ıspanak olduğu iddia edildi. Günün ilerleyen saatlerinde artan vaka sayılarının İstanbul'la sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. Konuya ilişkin açıklama yapan Yoğun Bakım Derneği, "Tarlalarda üretilen ispanaklara sıkılan böcek öldürücü ilaçların yol açtığı organofosfat zehirlenme nedeniyle başta İstanbul'da olmak üzere pek çok ilde zehirlenme vakalrına yol açmıştır" dedi, "En az 10-15 ıspanak tüketmeyin" uyarısında bulundu.

44 KİŞİ ACİL SERVİSE BAŞVURDU

DHA'nın haberine göre de Esenyurt'ta bir marketten aldıkları ıspanağı yedikten sonra zehirlendiği iddia edilen 1'i çocuk 44 kişi çevre hastanelere kaldırıldı.

İddiaya göre, Esenyurt'ta dün 1'i çocuk 25 kişi yemek yedikten sonra rahatsızlanarak çevre hastanelere kaldırıldı. 4 kişi Esenyurt Devlet Hastanesi'ne, biri çocuk 5 kişi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne, 15 kişi de Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. 44 kişi hastanedeki tedavilerinin ardından taburcu edilirken, 9 yaşındaki erkek çocuk ise ailenin isteği üzerine özel bir hastaneye sevk edildi.

Rahatsızlanan vatandaşlara ilk müdahale acil servislerde yapılırken, hastalar ıspanak yemeği yedikten sonra rahatsızlandıklarını belirtti. Yapılan tetkiklerde kişilerin yemekten zehirlendikleri tespit edildi.

Zehirlenmenin tazeliğini uzun süre koruması için çeşitli kimyasal işlemler gören ıspanaktan olduğu ileri sürüldü. İddialar üzerine polis ekipleri, zehirlenen vatandaşların satın aldıkları ıspanakların bulunduğu marketi tespit etmek için çalışma başlattı.

YOĞUN BAKIM DERNEĞİ UYARDI

Yaşanan zehirlenme vakaları sonrası bir uyarı da Yoğun Bakım Derneği'nden geldi.Dernekten yapılan açıklama şöyle; "Tarlalarda üretilen ispanaklara sıkılan böcek öldürücü ilaçların yol açtığı organofosfat zehirlenme nedeniyle başta İstanbul'da olmak üzere pek çok ilde zehirlenme vakalarında artışın nedeni olarak gösterilmiş. Hiç olmazsa 10-15 gün kadar ıspanak yemeği yenmemesi tavsiye edilmiş".

ÇANAKKALE'DE VE TEKİRDAĞ'DA BENZER VAKALAR


Çanakkale'de görev yağan doktorların yaptığı açıklamada, benzer şikayetlerle birçok hastanın acil servise başvurduğunu belirtti. İstanbul'daki hastane çalışanlaırnı da konu hakkında uyarıldığı açıklamada, "Hastaların ortak bir toksine maruz kalma ihtimalleri yüksek. Bu yüzden İstanbul içinde çalışan arkadaşları bu tarz vakalar açısından uyarmak istiyoruz" ifadesi kullanıldı.Tekirdağ'da da 22 kişinin benzer şikayetlerle hastanelere başvurduğu öğrenildi.

SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN AÇIKLAMA


İstanbul Sağlık Müdürlüğü, zehirlenme vakaları ile açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada, medyada yer alan 'İstanbul'da yemek yiyen çok sayıda kişi zehirlendi' başlıklı haberlere ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi.

Açıklamada ifadelere yer verildi: "1-3 Kasım tarihleri arasında İstanbul geneli sağlık tesislerimize gıda zehirlenmesi (ıspanak ve ıspanağa benzer bitkiler) sebebiyle 44 vatandaşımız hastanelere başvurmuş olup, bunların 25'i taburcu olmuştur. Geriye kalan 19'unun ise takibi ve tedavisi acil gözlem servislerinde devam etmektedir. Şu ana kadar hastanelerimize toplam başvuran hastalarımızın hayati tehlikesi bulunmadığı gibi ilgili süreç, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İstanbul Valiliğimizce yakından takip edilmektedir."

TARIM MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN AÇIKLAMA

İl Tarım Müdürlüğünden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “İl Müdürlüğümüze, İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden 02.11.2019 tarihinde yapılan ihbarda ıspanak tüketimi sonrası zehirlenme olduğu bildirilmiştir. Zehirlenme şüphesi ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapanların ürün satın aldıkları ilimizde, faaliyet gösteren satış noktalarından analiz yapılmak üzere taze ıspanak, evlerden ise pişmiş ıspanak yemeği numunesi alınmıştır. Alınan numunelerin ileri tetkik sonuçlarında ıspanak içerisinde tespit edilen yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda atropin ve scopalamin maddesi tespit edilmiştir”

İKİ FABRİKADA DA ZEHİRLENME VAKASI

Esenyurt'ta iki hafta önce iki ayrı fabrikada çalışan yaklaşık 80 işçi, ıspanak yemeği yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Akçaburgaz'da bulunan bir fabrikada çalışan yaklaşık 50 işçi yemekhanede makarna, ıspanak, yoğurt ve ekler yedikten sonra rahatsızlanmıştı. İşçiler zehirlenmeye şüphesiyle hastanelere başvurmuştu.

Yine aynı bölgede başka bir fabrikada çalışan yaklaşık 30 işçi de mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye başvurmuştu. İki fabrikanın yemek şirketinin de aynı olduğu belirtilmişti.

Kaynak:sözcü.com.tr,saglıkaktüel.com

27 Kasım 2013 Çarşamba

Menemen Devlet Hastanesi'nde acil servis hekimine saldırı


Edinilen bilgilere göre, bir hafta önce acil servise gelen ve ortopedi servisine yatmak isteyen Y.K'nın (18) bu talebi nöbetçi doktor Ali Rıza Deniz tarafından gerekli görülmediği için reddedildi.

Doktor Deniz ile hastanenin güvenlik görevlilerine küfür ettiği ve tehditler savurduğu öne sürülen Y.K, polis tarafından gözaltına alındıktan sonra savcılık tarafından serbest bırakıldı.
Bir hafta sonra nöbeti bitiminde doktorun otomobiline doğru koşarak elindeki bıçağı fırlattığı iddia edilen Y.K, aynı günün akşamı bir daha hastaneye geldiğinde gözaltına alındı. Y.K. sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Doktor Ali Rıza Deniz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, pazar günü sabah saatlerinde Menemen Devlet Hastanesi acil servisine gelen Y.K’nın burada güvenlik görevlilerine ve kendisine yeniden küfür ederek tehditler savurduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bir hafta önceden gelen husumetle pazar sabahı ben nöbetçiyken acil servise yeniden geldi. Güvenlik görevlileri ve bana küfür edip tehditler savurdu. Sonra güvenlik güçleri gelmeden kaçtı. Nöbetimin bitiminde hastane güvenliği nezaretinde aracıma bindim ve evime gitmek için yola çıktım. Hastaneden 100 metre ileride kaymakamlık lojmanının önünden geçerken yola çıkarak üzerime koştuğunu gördüm. Hızlanarak solundan geçerken elindeki bıçağı bana fırlattı. Şans eseri bıçak arka cama isabet etti. Camı kırarak arka koltuğa düştü. Polise haber verdim. Şahıs polis gelene kadar kaçtı. Akşam saatlerinde bir daha hastaneye gelmiş ve ‘Doktoru bıçaklamaya, deşmeye geldim’ diye bağırmış. Hastane polisi hemen gözaltına almış.”

"HER AY BİN SAĞLIK ÇALIŞANI ŞİDDETE MARUZ KALIYOR”


İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mete Güzelant, AA muhabirine yaptığı açıklamada, resmi verilere göre ayda bin sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığına işaret ederek "Bunun bir parçası olarak Ali Rıza Deniz arkadaşımız da böyle bir saldırıya uğradı. Bir hekimin bir hastaya 'Polikliniğe git' demesinin karşılığı bu değil. Küfür, hakaret, bıçak çekme ve öldürmeye teşebbüs olmamalı. Hastane acillerinde acil olmayanların çoğunlukta olduğu bir yapı var. İşini erken halletmek isteyen veya 5 lira katkı payı vermek istemeyen acilden giriyor. Buradaki karmaşada gerçek aciller gözden kaçıyor. Bu tip şiddet olaylarında artışların yaşanma sebeplerinden biri de bu. Böyle şiddet olaylarının faillerine verilebilecek en büyük cezanın verilmesi ve bu tip olayların önüne geçilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Alıntı:AA

4 Eylül 2013 Çarşamba

İzmir Sağlık Müdiresi Açıkladı:Doktorlarımız acil serviste çalışmak istemiyor

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre, hasta hakları birimlerinin hayata geçirildiği 2004 yılında 749 kişi, sağlık uygulamalarına ilişkin şikayet ve taleplerini hasta hakları birimlerine iletti.

Kamu hastanelerinden hizmet alan vatandaşların, Sağlık Bakanlığı, hastaneler, sağlık müdürlükleri ile internet üzerinden ulaşabildiği birime 2005 yılında bin 650 müracaat gerçekleşirken, 2006'da bu sayı 4 bin 40'a ulaştı.

Sisteme, 2007 yılında ulaşan kişi sayısı 6 bin 99, 2008'de 6 bin 837, 2009'da 9 bin 909, 2010'da 11 bin 490, 2011'de 17 bin 653 olarak gerçekleşti. Başvuruların sonucunun, en geç 15 gün içinde talep sahibine iletildiği sistem, 2012'yi 19 bin 390 başvuru ile sonlandırırken, 2013'ün ilk 6 ayında 10 bin kişi hasta hakları birimleri aracılığıyla sisteme ilişkin sorunlarını paylaştı.

Hasta hakları birimleri, kurulduğu 2004 yılından 2013'ün ilk yarısına kadar, İzmir genelinde yaklaşık 90 bin kişinin sağlık hizmetlerine ilişkin öneri, şikayet ve taleplerine yanıt verdi. 

 Şikayet teşekkürün önünde

Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) ise 2010 yılında 2 bin 963, 2011 yılında 4 bin 34, 2012'de ise 5 bin 970 kişinin başvurusuna yanıt verdi.

SABİM'e 2012 yılında gerçekleşen başvuruların 3 bin 13'ü hizmete yönelik eleştirilerden oluşurken, şikayet müracatı bin 584 olarak gerçekleşti. Sağlık hizmetlerine ulaşmada sıkıntı yaşayan 939 kişi de SABİM'e başvurarak yardım talebinde bulundu.

SABİM, 2012'de 347 teşekkür, 70 bilgi alma ve 17 ihbar müracatına karşılık verdi.
 
 "Talepler 15 gün içinde sonuçlandırılıyor"

İzmir Sağlık Müdiresi Bediha Türkyılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlık alanında mağduriyete uğradığını düşünen kimselerin hakkını aramasının en kolay yolunun SABİM ve hasta hakları birimlerinden geçtiğini söyledi.

Yaşanan sıkıntıların ilgililere iletilmesiyle sorunların çözümünün mümkün olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, "İnsanlar, talep, şikayet, eleştiri, bilgi alma ya da teşekkür için gönül rahatlığı ile SABİM ve hasta hakları birimlerine başvuruyor. 15 gün içinde taleplerine ilişkin sonucu kendilerine iletiyoruz" dedi.

Hasta hakları birimleri ile SABİM üzerinden gerçekleşen başvuruların yıllar içinde gözle görülür şekilde artmasını olumlu yorumladıklarını vurgulayan Türkyılmaz, şöyle konuştu:

"Haklarını bilen vatandaş, gördüğü veya uğradığı haksızlığı doğru değerlendirip ilgililere ulaşabileceğini, başvurusunun dönüşünün olduğunu da biliyor. Başvuru artışı, hastanın hakkını doğru aramayı öğrenmesinden kaynaklanıyor. Hasta hakları kavramı daha çok duyurulur, bilinir oldu. İletişim araçlarının kullanımının artması da sorunların ve çözümlerin paylaşımında etkili oldu. Hepimiz için iyi birer iletişim aracı olduğuna inanıyorum. Sağlık çalışanları da sıkıntılarını SABİM'e ulaştırabiliyor. Geri dönüş yapılıyor olması da insanlara güven veriyor. Vatandaş memnuniyeti, talepleri, sıkıntıları ve mağduriyeti her zaman dikkate alınıyor."
 
"Şiddet, hak arama yöntemi olamaz"

Türkyılmaz, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarından üzüntü duyduklarını, iletişimle çözülebilecek sorunlara kaba kuvvetle yaklaşılmaması gerektiğini vurguladı.

Yaşanan sorunlara yönelik iletişim kanallarının sürekli açık olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, şunları kaydetti:

"Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti hiçbir şey haklı çıkarmaz. Hastanede haksızlığa uğradığında ya da mağduriyet yaşadığında başhekime dilekçe ile başvurabilir. Hasta hakları birimlerine başvurabilir. SABİM'e sıkıntısını ileterek, kendisine yapılacak dönüşü bekleyebilir. Haksızlığa uğrayan kişi, sağlık personelini döverek, bıçak sallayarak, silah doğrultarak hakkına ulaşamaz. Ancak hayatını zora sokar. Hem kendi stresini artırıyor hem de sağlık personelini ürkütüyor. Doktorlarımız acil servislerde çalışmaktan çekiniyor. Neden böyle olsun? 'Kapıdan giren silahla mı bıçakla mı girdi, dövecek mi beni?' endişesi taşıyan hekim, mesleğini ne derece dört dörtlük icra edebilir? Sağlık personelimiz rahat çalışacak ki vatandaşımıza tam tekmil hizmet ulaşabilsin. Vatandaşımız bilsin ki onların haklarını koruyacak kendileri dışında çok fazla merci var ama kendi kaba kuvvetine hiç gerek yok''

Alıntı:medimagazin.com

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Aile Hekimlerine Acil Nöbeti Yasalaştı : Karşılaştırmalı Haliyle Yeni Yönetmelik

Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
 
19 Temmuz 2013 CUMA                         Resmi gazete                         Sayı : 28712
 
MADDE 1 – 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Aile hekimliği birimine kişi kaydı ve aile hekimi seçimine ilişkin esaslar

MADDE 8 – (1) Kişilerin aile hekimlerine ilk kaydı, müdürlük tarafından ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak yapılır. Yenidoğanlar ile henüz nüfusa kayıtlı olmayan bebek ve çocuklar annelerinin kayıtlı olduğu aile hekimine kaydedilir. Her ilçe ve 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olmayan il merkezleri ayrı bir bölgedir. Kişiler, aile hekimini bölge sınırlaması olmaksızın serbestçe seçebilirler. Zorunlu haller dışında aile hekimi üç aydan önce değiştirilemez. Aile hekimi değişikliği kişilerin yazılı talebi üzerine hizmet almak istediği aile hekimince veya ilgili toplum sağlığı merkezince yapılır. Aile hekimince yapılan değişiklik, talep belgesi ile birlikte beş iş günü içerisinde ilgili toplum sağlığı merkezine ulaştırılır.

(2) Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen şiddet olayının adli veya mülki idare makamlarınca verilen belgeyle belgelendirilmesi durumunda, aile hekimi veya aile sağlığı elemanına şiddet uygulayan kişinin müdürlükçe mevcut aile hekiminden kaydı silinir. Bu şekilde kaydı silinen kişinin, aynı iş günü içerisinde yeni aile hekimi seçmemesi durumunda ikamet ettiği bölge göz önünde bulundurulmak suretiyle kayıtlı nüfusu en düşük aile hekimine müdürlükçe kaydı yapılır.

(3) İkamet ettiği ilden başka bir ile ikamet amacıyla yeni gelen kişiler istedikleri bir aile hekimine kayıt yaptırırlar. İkamet amacıyla yer değiştiren kişinin talepte bulunmaması halinde, 30 gün içerisinde toplum sağlığı merkezi tarafından kişiye ulaşılarak ve kendisine bilgi verilmek sureti ile yeni adresine yakın aile hekimlerinden nüfusu en düşük olanına kayıt edilir.

(4) Herhangi bir nedenle bölgedeki aile hekimleri tarafından kayıt edilemeyen kişi, müdürlük tarafından öncelikle ikamet ettiği yere yakın ve en az kişi kaydı olan aile hekiminin listesine eklenir. 

(5) Gezici sağlık hizmeti verilen yerlerde oturan kişiler, gezici sağlık hizmeti almak üzere başka bir aile hekimine kayıt olamazlar. Ancak başka bir aile hekimine kayıt olmak isterlerse, kayıt oldukları aile hekiminin aile sağlığı biriminden hizmet alırlar. Bu durumda, kayıt olunan yeni aile hekimi, o kişi veya kişiler için gezici sağlık hizmeti vermekle yükümlü tutulmaz.

(6) Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.

“(7) Altı aydan daha kısa süreli ziyaret veya seyahat amacı hariç olmak üzere yurtdışına çıktıları belge ve/veya kaynaklarla tespit edilen kişilerin aile hekiminden kayıtları silinir. Bu kişilerin yurda kalıcı olarak döndükleri yine uygun belge ve/veya kaynaklarla tespit edilmesi halinde bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenmiş bulunan usûl ve esaslar çerçevesinde aile hekimine kayıtları yapılır.”

YORUM : Özellikle yurt dışına çıkan ve yurt dışında yaşayan anne ve bebeklerin kayıtları artık sistemden silinebilecek. Altı aydan fazla yurt dışında kalacak olanlar için geçerli olacaktır.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Çalışma saatleri 

MADDE 10 – (1) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları tam gün esasına göre çalışırlar.
(2) Mesai saatleri ve günleri, çalışma yerinin şartları da dikkate alınmak suretiyle çalıştığı bölgedeki kişilerin ihtiyaçlarına uygun olarak aile hekimi tarafından teklif edilir ve müdürlükçe uygun görülmesi halinde onaylanır. Yapılacak ev ziyaretleri ve gezici/yerinde sağlık hizmetleri çalışma süresine dâhil edilir. Çalışılan günler ve saatler aile sağlığı merkezinin dış levhasının yakınında ve görülecek bir yerine asılarak kişilerin bilgilenmesi sağlanır.

(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda çalışma saatlerine bağlı kalınmaksızın çalıştırılabilirler.

(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Ancak 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Aile hekimliği çalışanlarına isteği dışında nöbet tutturulabilmesi için;
a) Sağlık tesisinin büyükşehir belediye sınırları dışında olması,
b) Sağlık tesisinin personel dağılım cetveline (PDC) göre hekim doluluk oranının ve fiilen çalışan hekimlerin %60'tan aşağı olması,
c) Sağlık tesisinin ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyeni kadrolarında PDC'ye göre bu unvanlarda fiilen çalışan personelin doluluk oranlarının %60'ın altında olması,
ç) İldeki hastaneler ve 112 acil sağlık hizmetlerindeki hekim ve yardımcı sağlık personelinin PDC'ye göre doluluk oranlarının ve fiilen bu unvanlarda çalışan personelin %80'in altında olması, şartlarının bir arada bulunması gerekir. Aile hekimliği çalışanlarına görev yaptıkları mahalli mülki sınırlardaki sağlık tesislerinde nöbet görevi verilebilir. Beldelerde çalışanlar ancak bağlı olduğu ilçe merkezinde nöbet tutabilirler. Nöbet tutulacak sağlık tesisinde hastane yöneticisi ve başhekim hariç diğer tüm personelin (başhekim yardımcısı, uzman hekimler, diyaliz hekimleri, kan bankası hekimleri ve benzerleri) nöbet listesine dâhil edilmesine rağmen ihtiyacın devam etmesi durumunda nöbet görevi verilebilir. Tek aile hekimliği biriminin bulunduğu aile sağlığı merkezindeki aile hekimliği çalışanlarına nöbet görevi verilemez. Nöbetlere ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat, haftasonu ise onaltı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler için ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenir. PDC doluluk oranı değerlendirilmesine, hastane yöneticisi ve başhekim hariç diğer tüm personel (başhekim yardımcısı, uzman hekimler, diyaliz hekimleri, kan bankası hekimleri ve benzerleri) dâhil edilir. 

“(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır. Ancak 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbetücreti ödenir. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan Onayı ile belirlenir.” 

YORUM : 5258 sayılı Aile Hekimliği kanununda yazan"Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına ihtiyaç ve zaruret hâsıl olduğunda haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde nöbet görevi verilebilir ve bunlara aynı maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.(değ:6354 sayılı Kanun*)" Hükmü ortadan kalmadığı sürece acil nöbeti konusu her zaman önümüzde duruyor olacaktır. Bu madde de yapılan değişiklikle inisiyatif bakanlığa geçmiş oldu. Aile hekimlerine acil nöbeti konusunda Prof .Dr. Nihat TOSUN imzalı genelgenin, yönetmeliğe aktarılmasıyla aile hekimleri bir koruyucu kalkan oluşturabilmişlerdi, nöbetleri kısmen de olsa sınırlayabilmişlerdi. Ama şimdi özellikle bakan beyin değişmesiyle beraber bu koruyucu yönetmeliğimiz ortadan kaldırılmış oldu ve tamamen inisiyatif bakanlığa geçmiş oldu. özellikle büyük şehir belediyesi sınırlarının dışındaki maddesinin de kaldırılması, nöbetin büyükşehirlerde de bakanlık onayıyla geleceğini işaret etmektedir. Aile hekimlerine acil nöbeti uygulaması kabul edilemez bir durumdur. Herkes kendi görevini yapmalıdır. Artı birde haftalık 30 saatlik bir nöbet uygulamasının getirilmesi 160+120=280 saat+ayda bir adli nöbet 24 saat+ayda bir defin nöbeti 24 saat =328 saatlik bir çalışmanın aile hekimlerinden beklenmesi insan haklarına aykırıdır..

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Sözleşmeli aile hekimleri 

MADDE 15 – (1) İl genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda en geç bir ay içinde, sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki sıralamaya göre yerleştirilir.

a) Askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkı bulunan aile hekimleri: bu grupta bulunan aile hekimlerine askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre öncelik verilir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre öncelik verilir.

b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise; o pozisyonu önce o ilde aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra ildeki diğer aile hekimliği uzmanları.

c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, yargı kararının uygulanması nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği kapsamında mazeret nedeni ile naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olanlar. 

ç) Varsa yedek liste: İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar.

d) İl içindeki tabip ve uzman tabipler.

“c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; yargı kararının uygulanması bakımından başka birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler, il sağlık müdürü ve halk sağlığı müdürü olarak fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler.”

YORUM : Burada özellikle sözleşme fesh nedeniyle boşalan kadroya yerleşen aile hekimleri , sözleşmesi fesh edilen aile hekiminin yargı kararı nedeniyle görevine iade edilmesi durumunda, mazeret nedeniyle naklen tayin olanlar atama kararından önce bir yıl aile hekimliği yapmış olanlar ve il sağlık müdürü ve halk sağlığı müdürü olarak fiilen bir yıl görev yapmış olanlar ilk yerleştirmede c) torbasından yerleştirmeye katılabilecektir. 

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Açılmış aile sağlığı merkezlerinin durumu 

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette olan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları bakımından 1/1/2014 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari fiziki şartlara uygun hale getirilmek zorundadır. 

“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette olan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları ile teknik donanım bakımından 1/1/2014 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari şartlara uygun hale getirilmek zorundadır.” 

YORUM : Bina şartları ve fiziki mekanlara, teknik donanım ve malzemelerde eklenerek süre 1.1.2014 olarak bildirilmiştir. Isı takip, defibilatör ve diğer malzemeler için son tarih 1.1.2014 olmuştur. 

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) İl sağlık müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimliğine başvurmaları ve yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler, ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.

“GEÇİCİ MADDE 2 – (1) İdari görevlerinin son bulmasına müteakiben ilk yerleştirmede kullanılmak şartı ile; ilin aile hekimliği uygulamasına geçtiği tarihte il sağlık müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimliğine başvurmaları ve yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler, ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.” 

YORUM : İdari görevden ayrılanlar için ilk yerleştirmede kullanmak şartı getirilmiştir. 

MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Alıntı:Resmi Gazete

8 Ocak 2012 Pazar

Hasta acil değilse Acil Servis'e gittiğinde fark ödeyecek

Hastanelerin acil servislerinde katkı payı alınmaması, hastaların bu servislere akın etmesine sebep oldu. Başı ağrıyan, grip olan, poliklinik yerine acil servise koşuyor.

Bunun sonucu olarak acil servislerinde büyük yoğunluk yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre her üç hastadan biri acil servise gidiyor. Yılda acile başvuran hasta sayısı 90 milyona ulaştı.

Bu durum, gerçek hastaların mağdur olmasına yol açıyor. Yığılmanın önüne geçmek isteyen SGK, yeni bir karar aldı. Doktor, muayene ettiği hastanın acil olup olmadığını online olarak işaretleyecek. Böylece doktorun acil görmediği hasta, eczaneden ilacını alırken katılım payını ödeyecek.
Zaman Gazetesi'ne konuşan SGK Başkanı Fatih Acar, bu uygulamanın öncelikle gerçekten durumu acil olan hastaların sorunlarına çözüm getireceğini söyledi. Bu arada SGK, ilaç fiyatlarında yaşanan düzenlemeler sonrası ortaya çıkan sorunların çözümü için yeni bir adım daha attı. Daha önce 125 ilacın iskontosunu kaldıran kurum, 142 ilacın daha iskontosunu kaldırma kararı aldı. Böylece toplamda 267 ilaçta eski iskontolara dönülmüş oldu. İlaçta artan maliyet üzerine iskontolar yüzde 7,5 eklenerek yüzde 41'e çıkarılmıştı. Bu duruma tepki gösteren ilaç üreticileri, kimi ilaçları piyasaya vermemeye başlamıştı. SGK'nın aldığı bu son karar, sektör için büyük rahatlama getirecek. SGK Başkanı Acar, ilaçta son kez iskonto indirimine gittiklerine dikkat çekti.

Türkiye sağlık alanında çok önemli açılımlar yaparken özellikle ilaç harcamalarında büyük artış yaşanıyor. Global bütçe uygulamasına geçilmesine karşın geçen yıl ilaç harcaması öngörülen rakamın 1,1 milyar üzerine çıktı. Bunun üzerine Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK), tedbir olarak ilaç iskontolarının artırılması yönünde karar verdi. Ancak bu durum, ilaç üreticilerinin sert tepkisine yol açtı. Çok sayıda ilaç piyasadan çekildi. Bunun üzerine SGK yeniden bir değerlendirme yaparak, çoğu kanser ve kan ilacı olan 142 ilaçta kamu kurum iskontosunda eskiye dönülmesine karar verdi. Bu ilaçların piyasada bulunmaması gibi bir sorun artık yaşanmayacak. Acar, attıkları bu adımla hastaların mağduriyetinin önüne geçileceğini belirtti ve ekledi: "Vatandaşın yaşanan sorundan etkilenmemesi için son kez 142 ilacın iskontosunda eskiye dönüyoruz." İlaçta israfa dikkat çeken Fatih Acar, bu amaçla çeşitli adımlar attıklarını anlattı. Hastalardan katılım payı alınması uygulamasının kuruma gelir getirmek için değil, aşırı tüketimi önlemek ve talebi kontrol için konulduğunu söyledi. Bu amaçla aile hekimlerince yazılan reçeteler dahil olmak üzere reçetede yer alan üç kutudan sonraki ilave her bir kutu ilaç için 1 Türk Lirası katılım payı alınacağını söyledi. Ancak raporlu ilaçların bu kapsam dışında olacağını söyleyen Acar, "Örneğin bir reçetede 3 raporlu, bir de raporsuz ilaç varsa o raporsuz ilaç için 1 TL katkı payı ödenmeyecek. Ama örneğin 3 raporlu 4 de raporsuz ilaç varsa sadece bir kutu için 1 TL'lik katkı payı ödenecek. Ayrıca bir reçetede 3 çeşit ilaç yazılmış, ama bunlardan biri iki kutu yazılmışsa yine bu iki kutudan biri için 1 TL istenecek.'' dedi.

DOKTORA NEGATİF PERFORMANS NOTU

Gereksiz ilaç yazan doktorların kontrolü için negatif performans uygulamasına geçileceği bilgisini de veren Acar, reçetelerin yüzde 46'sının aile hekimleri tarafından yazıldığını aktardı. Acar'a göre, bu konuda hassas olunması şart. Bir reçeteye 10 ilaç yazıp hasta gönderilmemeli. Gerçekten o ilaca hastanın ihtiyacı varsa yazılmalı.

SGK'nın Türkiye bütçesinin yaklaşık yüzde 42'sini kontrol ettiğini anlatan Acar, bu yönüyle ülkenin en öneli kurumu olduklarını düşünüyor. Çünkü Türkiye'nin gider bütçesi 350 milyar TL. Bunun 161 milyar TL'lik kısmı SGK'da. Fatih Acar, özel hastanelerle ilgili yapılacak düzenlemelere de değindi. Acar, SGK ile anlaşması olan ancak bazı branşlarda anlaşma yapan özel hastanelerin bundan böyle bütün branşlarda hasta tedavisi yapmak zorunda olacağını anlattı. Acar, "Bizimle sözleşme yapan hastaneler tüm doktor ve branşlarını hastalara açmak zorunda kalacak. Sadece özel hastane değil, hekim de bu işten sorumlu olacak." dedi.

Yaklaşık 9,1 milyon yeşil kartın 1 Ocak'ta SGK'ya devredildiğini hatırlatan Fatih Acar, "Yeşil kartlılar, 1 yıllık vize süreleri doluncaya kadar aynı şekilde sağlık imkânlarından yararlanmaya devam edecek. Vize süreleri dolduğunda ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflarına gidecekler ve gelir testi yaptıracaklar. Gelir düzeyi asgari ücretin üçte birinden az olduğu tespit edilen kişiler, primleri devlet tarafından ödenerek sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edecekler. Eğer geliri yüksek çıkarsa kademeli olarak prim ödeyerek sağlık hizmeti alabilecekler." dedi. Acar, uygulama ile yeşil kart hakkı olmadığı halde kullananların ayıklanacağını dile getirdi. Yeni dönemde özel hastanede tedavi olan hastalar, kendisine yapılan işlemlerin detaylı belgesini de görebilecek. SGK Başkanı Acar, hastaların ne kadarlık tedavi aldığını, ne kadar fark ücreti ödediğini, tahlil ve tetkikin ne kadar tuttuğunu, devletin kendisi adına ne kadar ödeme yaptığını görebileceğini anlattı. Hastanelerin hastaya bu belgeleri vermek zorunda olacağını söyledi.

Alıntı : ntvmsnbc.com

31 Ocak 2011 Pazartesi

Herkes acil memlekette....

Katkı payı alınmaması ve bekleme süresinin "sıfıra inmesi", 'çok da acil olmayan' hastaları da acil servislere yöneltti. Grip olanlar bile poliklinik yerine acil servise koşunca acilde tedavi edilen hasta sayısı, bir yılda 80 milyonu buldu. Bu yoğunluk, gerçekten de ölüm kalım savaşı veren hastaları zor durumda bıraktı. Bu tablo üzerine Sağlık Bakanlığı da harekete geçti. Acil vakaların uluslararası tanımı, "24 saatte müdahale edilmediği zaman ölüme sebebiyet veren vaka" şeklinde... Fakat Türkiye'de son dönemde bu tanımlamanın dışına çıkıldı. 12 liralık katkı payını ödemek istemeyen vatandaş, acil servisleri doldurdu. Üstüne bir de son dönemde patlayan grip salgını eklenince, acil servislerde kriz çıktı. Hatta doktorlar, "acil" teşhisi koymadığında vatandaş tepki göstermeye başladı. Böylelikle gerçekten de durumu acil olan hastalar hizmet alamaz hale geldi.

İKİ ETKEN: PARA VE ZAMAN

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü İrfan Şencan da, acil servislerdeki sorunu çözmek için bilim adamlarını bir araya getirerek, profesyonel bir çalışma başlattı. Şencan, bu çalışmayı SABAH'a şöyle açıkladı: "Devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerine yılda 250 milyon hasta geliyor. 250 milyon hastanın yüzde 30'u acil servislere gidiyor. Bu da 80 milyon hasta demek. Bu rakam dünya ortalamasının çok üstünde. Bu başvurular, gerçekten acil müdahale gereken hastanın hayatını tehlikeye sokuyor. Acil servislere niçin çok fazla ilgi olduğu konusunda iki hipotez geliştirdik. Birincisi vatandaş, sıfır bekleme süresi olduğu için bu servisleri tercih ediyor. İkincisi ise acile gelen hastadan 12 liralık katkı payı alınmayışı."


AİLE HEKİMLERİNE GECE MESAİSİ

Acil servislerdeki hasta sayısını azaltmak için alınacak önlemleri de sıralayan Şencan, "Özellikle büyükşehirlerde çalıştıkları için gündüz hastaneye gidemeyenler için akşam poliklikleri uygulamasını artıracağız. Ayrıca aile hekimlerine sadece mesai saatlerinde değil, gece de ulaşılabilecek. Gece saat 20.00'de de aile hekimine gidilebilecek. Belki böylelikle acile başvuran hasta sayısını azaltabileceğiz" dedi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom da, "Hastalar aile hekimlerine telefonla dahi ulaşabilirler. Aile hekimi onları polikliniğe gönderiyorsa, acil servis yerine mutlaka polikliniğe gidip muayene olmalılar" dedi.


"GELENLERİN YÜZDE 60'I ACİL DEĞİL"

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Özgür Yiğit: Hastanemizin acil servisine günde 600 kişi geliyor. Bunun yüzde 60'ı 12 liralık fark ödememek için acili seçenlerden oluşuyor.

Özel Lokman Hekim Hastaneleri Genel Müdürü İrfan Güvendi: Acil hasta olmadığı halde 12 liralık katkı payını vermek istemediği için acil servisi tercih eden vatandaşlar yoğunluk yaratıyor. Ve acil hastaya müdahale zorlaşıyor.

Gazi Üniversitesi Gazi Hastanesi Acil Servis Uzmanları: Son zamanlarda patlak veren grip salgını ve acil serviste katkı payı alınmamasını sağlayan genelge sonrası acil servislerde yoğunluk arttı. Acil servisler tıkandı.


Ayakta tedavi 'yeşil' kalp krizi ise 'kırmızı' vaka

Hastaların acildeki yoğunluktan mağdur olmamaları için kısa vadeli önlemler aldıklarını söyleyen İrfan Şencan şunları anlattı: "Kapasitesi genişletilmiş olmasına rağmen acil servisler çok kalabalık. Bu da önemli vakaların hekimin gözünden kaçmasına yol açabiliyor. Hekim. hastayı muayene etmeden 'Sen acil vaka değilsin' diyemez. Önce muayene ediyor. Hastanın mağdur olmaması açısından yeşil, sarı ve kırmızı vaka uygulaması başlattık. Bu uygulama yoğunluğu azaltmadı belki ama gerçekten acil hastaya ulaşmamızı kolaylaştırdı. Ayakta tedavi edilecek hasta yeşil, tetkik istenen hasta sarı, kalp krizi ya da trafik kazası sonucu gelen ağır hasta ise kırmızı vaka olarak tanımlıyor."

Alıntı : sabah