sgk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sgk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2015 Çarşamba

3 Üniversite Hastanesi SGK ile Borç Yapılandırması İçin Anlaşma İmzaladı

BU SON DURUM ASLINDA BEKLENEN BİR DURUMDU.ÜNİVERSİTELERDE KOLONOSKOPİ, ENDOSKOPİ , MR GİBİ GİRİŞİMLER İÇİN DIŞ MERKEZLERE , DEVLET HASTANELERİNE YÖNLENDİRMELER BAŞLAMIŞTI BİR SÜREDİR.TEK TEK TÜM ÜNİVERSİTE HASTANELERİ BU YOLA BAŞVURACAK ÇÜNKÜ PARALARI YOK BORÇLARI ÇOK...

Üniversite hastanelerinin son yıllarda ekonomik durumunun pek de iyi olmadığı biliniyor. Bu durumun yönetimsel yetersizlik olduğu kadar SUT fiyatlarının 7 yıl artmaması, Tam gün Yasasıyla öğretim üyesi kaybı, hizmetin dışında ayrı bir eğitim ödeneği olmaması gibi sorunlar içerdiği biliyor.

Geçtiğimiz yıl Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Cerrahpaşa, Çapa, Hacettepe gibi borç batağındaki hastanelere ilişkin çalışma başlatmış ve  üniversitelerin arsa satışlarından elde ettiği gelirin bir kısmını döner sermayeye aktararak borç ödemesinde kullanacağını açıklamıştı.

Diğer taraftan ortak kullanım yani afiliasyon yapılan üniversite hastane sayısı da artıyor. Bakanlıkla ortak kullanılan üniversite hastane sayısı bu yıl 19 oldu.

3 üniversite ile anlaşma imzalandı

Sosyal Güvenlik Kurumu bu durumla ilgili olarak 2015 yılında 3 üniversite ile global bütçe anlaşması imzaladı. Ankara Üniversitesi, Hacettepe ve Dicle Üniversitesi ile yapılan anlaşmaya göre bu kurumlara global bütçe anlaşması çerçevesinde sabit ödeme yapılacak. SGK yetkililerinden alınan bilgiye göre diğer üniversitelerden de global anlaşma yapılması için SGK’ya teklifler geliyor. SGK ise teklif gelen üniversitelerin finansal analizini  yapıyor. 2016’da global bütçe anlaşması yapılan üniversite hastane sayısının artacağı öngörülüyor.

Çözüm olacak mı?

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Kudret Doğru ise global bütçe anlaşmasının üniversite hastanelerinin finansal sorunlarını çözebilmesi için ‘geliştirilmesi’ gerektiğini iddia ediyor.

Türkiye’de  artan sağlık ve personel giderlerinin her geçen yıl finansman sorunu oluşturduğunun anlaşılabilir bir durumda olduğunu belirten Prof.Dr.Doğru, ancak Maliye Bakanlığı ve SGK’nın, sağlık ve personel giderlerindeki finansman sorunlarının faturasının kayda değer kısmını üniversite hastanelerine kestiğini belirtiyor.
 
‘Borç üniversitelerin değil SGK’nın borcu’

Son 5 yılda üniversite hastanelerinin gelir gider dengelerine bakıldığında  “kısır bir döngünün” oluştuğunu, işlem sayılarını artırdıkça gider oranının daha da arttığını, tüm gelirlerinin giderleri karşılama oranlarının %85-90 olduğunu belirten Prof.Dr.Doğru ‘Bu oran ölçülebilir ve reel bir orandır. Sağlık hizmetlerin neredeyse tamamını Sosyal Güvenlik Kurumu hastalarına veren üniversite hastanelerinin birikmiş borçları aslına bakılırsa SGK’nın borcudur ve uyguladığı fiyat politikalarının eseridir.  Bu durumda üniversite hastanelerinin kapsamlı sağlık hizmetlerini sürdürmesi ve finansmanında rolleri değerlendirilerek yeni fiyatlandırma politikası ile açılım yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu açılım ile SGK ile önceden yapılmış olan protokol yeniden değerlendirilmeli ve yeni ‘Götürü Bütçeleme’ modeli geliştirilmelidir’ görüşünü savunuyor.

Gelirler giderleri karşılamıyor

Üniversite Hastanelerinin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin asgari gerekleri ve “Götürü Bütçe” uygulaması konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu ile her türlü paylaşıma hazır olduğunu da belirten Prof. Dr. Kudret Doğru,  üniversite hastanelerinin Maliye Bakanlığı ve SGK’nın uyguladığı personel ve fiyat politikaları sürecinde ekonomik olarak sırayla batmaları, süreç içerisinde borçlarının sürekli artmasının nedeni gelirlerinin giderleri karşılama oranının 0.85-0.90 düzeyinde olmasından kaynaklandığını belirtirken  ‘Ülkemizin 3. basamak gelişmiş sağlık hizmeti veren ve son nokta konumunda referans kurumlarının son 5 yıl içinde bu  hale gelmeleri, buralardan hizmet alan hastalarımızı ve o bölgede yaşayan halkımızın sağlığını da riske atmaktadır’ uyarısında bulunuyor.


Götürü bütçe için uyarılar

 Prof. Dr. Doğru “Götürü Bütçe” uygulamasının Üniversite Hastaneleri açısından “olmazsa olmazları” olarak ise şunları sıralıyor;

a)    Üniversite Hastanelerinde verilen sağlık hizmetlerinin kapsam ve farklılığı nedeniyle günümüz şartlarında SUT fiyatları ve kuralları ile verilemeyeceği,
b)    Götürü Bedel Sözleşmesi, ayakta ve yatarak tedavi toplamı veya ayrı ayrı olmak üzere yapılmalı,
c)    “Götürü Bütçe” modelinde son 5 yıldaki gelirlerin giderleri karşılama oranının dikkate alınmasının ve bir yıl önceki bütçesinin en az 1.15 çarpanı ile yıllık götürü bütçeleme yapılmasının gerekliliği,
d)    Tıbbi malzeme ve ilaç alımları konusunda üniversite hastanelerini rahatlatmak amacıyla, SGK’nın, firmalarla çerçeve anlaşması sağlaması ve yayınlayacağı ürün ve tedarikçi listesiyle, üniversite hastaneleri bu anlaşma üzerinden sipariş vererek tıbbi malzeme ve ilaç temin etmesinin sağlanması,
e)    Bulundukları bölgenin tüm komplike hastalarının tedavi edildiği son durak olma konumundaki üniversite hastanelerinin götürü bütçeleme üzerinden en azından bir bölümünü Teşhisle ilişkili gruplar (DRG) odaklı almasının sağlanması,
 f)    Yeni “götürü Bütçe” modelinde sunulan hizmetin kalitesini de dikkate almak üzere,  otelcilik ve tıbbi tedavi hizmet sonuçlarını gösterir kalite göstergelerinin göz önünde bulundurulması,
g)    Üniversite hastanelerinin personel istihdam maliyetinin her yıl maaş artışlarının göz önünde bulundurulmasının gerekliliği, fatura gönderen diğer hastanelerden farklı olarak, yatak başına düşen asistan, yan dal asistanı, öğretim üye ve görevlisi sayısı ve diğer personel sayısı bakımından daha maliyetli olduğu,
 h)    Üniversite hastaneleri hizmetlerini son teknoloji cihazlarla vermek durumundadır. Bu nedenle yeni “global bütçe” modeli cihaz ve teknoloji yenileme maliyetini de ön görmelidir.
i)    Bina bakım onarım ve nitelikli yatak sağlama giderleri yeni “götürü bütçe” modelinde göz önünde bulundurulmalıdır.
 j)    Üniversite Hastanelerinden kesilen % 1 hazine payının tamamen kaldırılması veya yeni “götürü bütçe” modelinde dikkate alınmasının gerekliliği,
 k)    Üniversite Hastanelerinden kesilen % 5 BAP payının tamamen kaldırılması veya yeni “götürü bütçe” modelinde dikkate alınmasının gerekliliği,
l)    Tıbbi atık, enfeksiyon önleme giderleri ve çamaşır yükü gibi maliyetlerinde yeni “götürü bütçe” modelinde düşünülmesi gerekliliği,
 m)    Kapasite artırımı, yeni ünitelerin açılması, yatak sayılarının artması, işlem sayılarının yükselmesi durumunda götürü bütçelemede ara ve yılsonu ek kaynak sağlanmasının gerekliliği,
 n)    İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının da yeni “götürü bütçe” modelinde düşünülmesinin gerekliliği,
  o)    Eğitim giderlerinin de yeni “götürü bütçe” modelinde göz önünde bulundurulmasının gerekliliği,
 p)    Kamu kurumlarında ek ödemelerin farklı oranlarda dağıtılması personel memnuniyeti ve çalışma barışını bozmaktadır. Ek ödeme dağıtım oranı Kamu Hastaneleri Kurumunda gelirlerin ortalama %36’sı iken bu oran üniversite hastanelerinde %22’i civarındadır. Daha düşük ek ödeme, daha yüksek iş yükü nedeniyle üniversite hastanelerinden personel kaçışının önünün alınması için üniversite hastanelerinin ek ödeme dağıtım oranlarını artırması gerekmektedir. Yeni “götürü bütçe” modelinde gelir gider dengesinin sağlanması bu alanda da personel memnuniyetini artıracaktır.
 q)    Üniversite hastanelerinin mevcuttaki borçları SGK hastalarına hizmet verdiği için oluşmuştur. Bu nedenle üniversite hastanelerinin birikmiş borçlarını da eritecek bir bütçeleme düşüncesi olmalıdır.
 
Üniversite hastaneleri kar amaçlı kuruluşlar değil

Bu uyarıların dikkate alınması durumunda, üniversite hastanelerinin mevcutta içinde bulunduğu kısır döngüden hızla çıkacağını da belirten Prof. Dr. Kudret Doğru ‘Bu uygulama yalnızca sağlık hizmetlerinde önemli role sahip üniversite hastanelerinin finansal problemlerini çözmekle kalmayacak, aynı zamanda hızlı, zamanında ve uygun endikasyonunda tedavilerin gerçekleştirmesiyle de SGK tedavi giderlerinin zaman içinde azalmasına katkı sağlayacaktır. Üniversite Hastanelerinin kar amaçlı kurumlar olmadığı akılda tutulmalıdır. Merkezi politikalar nedeniyle tasarruf edelim derken zor duruma düşürülmüşler, adeta kaş yaralım derken göz çıkarılma durumu oluşmuştur. Üniversite hastaneleri eğitim ve kapsamlı sağlık hizmeti verirken kar ve zarar hesabı yapamazlar. Üniversite hastaneleri her başvuran hastaya cevap vermek, en son teknoloji ve imkânlar ile bunu yapmak durumundadır. Bunu yaparken maliyeti ne olursa olsun SGK tarafından finansmanı sağlanan hastalara hizmet vermek durumunda olduğu unutulmamalıdır’ dedi.

Alıntı:medimagazin.com

8 Aralık 2013 Pazar

HPV Aşısı SGK tarafından ödenebilir

Genç kız, aşı bedelini almak için SGK’ya başvurdu, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) listesinde yeralmadığı için ödenemeyeceği yanıtı aldı.

SGK’ye dava açtı

C.D., avukatı Mahmut Dikmen aracılığıyla Ankara 13. İş Mahkemesi’nde dava açtı, dilekçede, “Müvekkilim öğrenci. Sağlık yardımından da faydalanmaktadır. Meme kanserinden sonra, kadınların en çok ölüm yaşadığı rahim kanseridir. Bunun devlet tarafından karşılanması gerekir. Kurumun koruyucu aşı bedelini yasal faizi ile ödenmesi gerekir” denildi. SGK avukatı ise, “Sağlık Bakanlığı’nca tüm sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yürütülmesi gereken bağışıklama programları hazırlanmakta ve yürütülmektedir. 2013 için belirlenen takvimde dava konusu HPV aşısı yer almamaktadır. Dava haksız yere açıldığından, reddine karar verilsin” diye itiraz etti.

Yüzde 100 koruma sağlar

Mahkemenin başvurduğu bilirkişinin raporunda ise şu görüş savunuldu: “Aşı rahim kanserinden korunmak amacıyla yaptırılmakta. Davacı aşı için 805.40 TL ödemiştir. Sigorta katkı payı yüzde 20’si 161.080 TL, kurumca karşılanması gereken bedel 644.32 TL’dir. Rahim ağzı kanseri tüm dünyada kadın ölümlerinin sebebi olan kanser türleri içinde en yüksek ölüm sebebi oranına sahip (meme kanserinden sonra) hastalıktır. Aşının henüz cinsel yönden aktif olmamış ve virüsle karşılaşmamış kişilere yapılması halinde yüzde yüz koruma sağladığı ve aşının altı ay içerisinde üç doz yapılması gerekmektedir.”

SAĞLIĞIN ÖNEMİNE VURGU

Raporun gelmesinin ardından yapılan son duruşmada hakim Suat Subaşı, SGK’nın parayı ödemesine karar verdi. Kararda şu ifadeler yeraldı:  “Ana ilke, Anayasa’da ifadesini bulan sosyal devlet ilkesi olup devlet vatandaşlarının sosyal ihtiyaçlarını gidermek zorundadır. Anayasa’nın amir hükmü gereği toplum sağlığını koruyucu tedbirlerin en geniş manada uygulanması gerekir. Burada sınırlandırıcı hükümler getirmek Anayasa’ya aykırı olduğu gibi toplum salığına da tehdit edici sonuçlar doğurur. Rapora göre davaya konu aşının uygulanması bu hastalığın neredeyse yüzde yüz önlenmesine neden olmaktadır. Bu itibarla kurumun bu aşının bedelini ödemesi sonradan bu hastalığa yakalanarak kanser tedavisi gibi pahalı bir tedavi ve masraflarla karşılaşmaya tercih edilmelidir. Toplum sağlığı ve insan hayatı her türlü olumsuz değerlendirmenin üzerinde tutulmalıdır. 644.32 lira aşı bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davacıya verilmesi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti 512.80 liranın da kurum tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.”

Avukat Dikmen, mahkemenin verdiği kararın örnek olduğunu, bu tür mağdur olanların dava açıp paralarını alabileceklerini söyledi.

Alıntı:hürriyet

15 Ocak 2013 Salı

Hangi durumlarda elden reçete yazılabilir?




Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yaşanan teknik sıkıntılar sebebiyle 15 Ocak 2013’e ertelenen “e-reçete” uygulamasına istisnalar getirdi.

SGK, eczanelerin kurum, işyeri hekimlikleri ya da 112 acil sağlık hizmeti ve üniversitelerin mediko gibi birimlerinde düzenlenen manuel reçeteleri kabul edeceğini bildirdi.


SGK Başkanlığı’nın duyurusuna göre, e-reçete uygulaması, sistemde yaşanan teknik sıkıntılardan dolayı 15 Ocak 2013’e ertelendi. Bu tarihten itibaren yazılmış olan manuel reçetelerin eczaneler tarafından karşılanmayacağı belirtildi. Yeni uygulamaya göre, hekim tarafından hastaya yazılan e-reçetelerin manuel çıktılarının hastaya verilmesi gerekiyor. Ancak düzenlenen manuel çıktılar hastada kalıyor. Yeni sisteme rağmen eczaneler tarafından kabul edilecek manuel reçete uygulamasında bazı istisnalar da söz konusu oldu. İstisnalar şöyle:

* Kamu idareleri bünyesindeki kurum hekimliklerinde, işyeri hekimliklerinde, verem savaş dispanserlerinde, ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezlerinde, sağlık merkezi ve toplum sağlığı merkezlerinde, 112 acil sağlık hizmeti birimlerinde, üniversitelerin mediko-sosyal birimlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1., 2., ve 3. basamak sağlık hizmet sunucularında düzenlenen reçeteler.
* Majistral ilaç içeren reçeteler.
* Kişiye özel yurt dışından getirtilen ilaçları içeren reçeteler.
* Yabancı ülkelerle yapılan “Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri” kapsamında Kurum tarafından sağlık hizmeti verilen kişilere düzenlenen reçeteler.
* Medula hastane sisteminden provizyon alınamamasına rağmen sağlık hizmeti sunulması durumunda düzenlenen reçeteler.
* Acil hal kapsamında düzenlenen reçeteler.
* Aile hekimlerinin “gezici sağlık hizmeti” kapsamında düzenledikleri reçeteler.
* Evde bakım hizmeti kapsamında düzenlenen reçeteler.
* Medula sisteminin ve sağlık hizmet sunucusuna ait sistemin çalışmaması nedeniyle e-reçetenin düzenlenememesi halinde manuel olarak düzenlenen, üzerinde e-reçete olarak düzenlenememesine ilişkin “Sistemlerin çalışmaması nedeniyle e-reçete düzenlenememiştir ibaresi kaşe ya da el yazısı şeklinde bulunan ve bu ibarenin reçeteyi düzenleyen hekim tarafından onaylandığı reçeteler.

Alıntı: Milliyet

15 Temmuz 2012 Pazar

Diabet hastalarına müjde...

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Haziran ayı sonunda yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği ile özellikle oral antidiyabetik ilaçlar kullanan hastalarda şeker ölçüm çubuklarının bir seferde 3 aylık gereksinim kadar (25'lik paketler halinde) ödenmesi sağlamıştı.

Ancak bu uygulama ile hastaların bir seferde 50'lik paketlere ulaşımında sıkıntılar ortaya çıktığı belirtildi. 

SGK, gerek 25'lik paketlerin piyasa az bulunması gerekse hastaların ellerindeki cihazların 25'lik paketler halinde sunulan şeker ölçüm çubuklarına uyumlu olmaması sebebiyle yaşanan mağduriyetler üzerine yeni bir düzenlemeye gitti. 

Yapılan düzenleme ile özellikle oral antidiyabetik ilaçlar kullanan hastalara 50'şerlik paketlerde şeker ölçüm çubukları ödemesi yapılarak, şeker ölçüm çubuklarına erişimindeki sıkıntılar giderildi.
Öte yandan, firmaların büyük bir çoğunluğu şeker ölçüm çubuğunu 50'şer adetlik kutularda piyasaya sürüyor, bu da hastaları zor duruma düşürüyordu.

Şimdi ise hastalar piyasada daha çok bulunan 50'şer adetlik kutulara daha rahat ulaşma imkanı bulacak. 

Düzenlemeye göre hasta 3 ayda aldığı şeker ölçüm çubuğunu 6 ayda bir alacak. 

Alıntı: AA

12 Temmuz 2012 Perşembe

Sağlıkta kasko sigortası dönemi


Herkes için zorunlu olan Genel Sağlık Sigortası (GSS), katkı-katılım paylan, ilave ücret yetmedi; şimdi de tamamlayıcı sigorta adıyla eşitsizlikleri daha da artıracak olan yeni bir ek ödeme düzenlemesi getirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bütçesinden özel sağlık kuruluşlarına, üniversite hastanelerinden daha yüksek miktarda aktarılan kaynaklar ve hastalardan alınan ölçüsü belirsiz paralar yetmedi. Özel sağlık kuruluşları ek sağlık kasko vergisiyle yeni bir kaynağa daha kavuşmuş oldular.

SGK, 28 Haziran 2012'de tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortasının tanım, kapsam ve uygulamalarıyla ilgili olarak bir genelge (2012/25) yayımladı. Bu genelgeyle GSS primlerinin tüm sağlık hizmederine erişmek için yeterli olamayacağı ve "istisnai hizmeder" olarak tanımlanan ve kapsam dışı bırakılacak olan hizmederi içeren paketin giderek genişleyeceği SGK tarafından kabul edilmiş olmaktadır. Bu tür hizmedere ulaşabilmek ve A grubu hastanelerden yararlanabilmek için, ödeyebilenden "tamamlayıcı sağlık sigortası" primi adı allında ek bir vergi talep edilmektedir. Sigorta yaptıranlar, araç kasko sigortasında olduğu gibi eğer sağlık hizmetini kullanmazlarsa da 'hasarsızlık indiriminden' yararlanacaklar! 5510 Sayılı SSGSS Kanunu Madde 98'de; yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veya destekleyici özel sağlık sigortalarına ilişkin usul ve esasların Kurumun uygunluk görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirleneceği belirtilmektedir.

Bu madde'ye bağlı olarak yayımlanan Genelgede "tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası", SGK tarafından kapsama alınmayan ya da kapsama alındığı halde genel sağlık sigortalısı tarafından ilave ücret ödemesi gerektiren sağlık hizmederinin, özel sağlık sigorta aracılığıyla sigorta kapsamına alınması olarak tanımlanmaktadır. 

Ancak Genelge'de sağlık hizmederinden yararlanan genel sağlık sigortalıların hizmeti aldıkları anda prime ek olarak ödemekle yükümlü oldukları katkı-katılım paylarının özel sigorta şirkederi tarafindan teminat veya ödeme konusu yapılamayacağı hükmü de getirilmektedir.

Sağlık hizmet sunucusuyla sigorta şirketi arasında yapılabilecek anlaşmaya göre tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası konusu yapılabilecek bedeller;
•Kurumca finansmanı sağlanmayan "istisnai" sağlık hizmederine ait bedeller,
•İlave ücret tutarları,
•Otelcilik hizmeti gibi hastalardan alınabilecek tutarlar,
•Sağlık Uygulama Tebliği fiyadarı üzerinde kalan tutarlar.
Yapılacak iş ve işlemler özel sigorta şirketlerine prim ödemek suretiyle özel sağlık sigortası poliçesi satın alanlar için uygulanacakür.

Tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortasına sahip genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere aynı tedavi döneminde sunulan sağlık hizmet bedellerinden;
1-Kurumun 63. maddesi kapsamında sunulan sağlık hizmederine ait olanlar kuruma,
2-63. maddenin birinci fıkrasında sayılan ve tamamlayıcı sağlık sigortası poliçesi kapsamında tanımlı olanlar ilgili özel sağlık sigortası şirketine,
3-Sigorta poliçesi kapsamında yer almayan ilave ücret, otelcilik hizmeti, kapsam dışı sağlık hizmetine ait bedeller, hastaya fatura edilecektir,
4-Hasta katılım paylan ise hiç bir şekilde teminat konusu yapılamayacağından hastalar tarafindan ödenecektir.

5510 sayılı kanun madde 64'te; Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri şöyle sınıflandırılmıştır:
•Estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmetiyle estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri,
• Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmederi ile Sağlık Bakanlığınca tıbben hizmeti kabul edilmeyen sağlık hizmederi, •Yabancı ülke yurttaşlannın genel sağlık sigortalı olduğu tarihten önce mevcut kronik hastalıklan Görüldüğü gibi tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası, genelgede ifade edildiği gibi sadece kapsam dışı olan estetik amaçlı sağlık hizmetleri üzerine kurgulanmamış, SGK tarafından temel teminat paketinin daraltılmasıyla paket dışına çıkarılacak olan sağlık hizmederi ve kurumca finansmanı sağlanmayan ve kısmen karşılanan sağlık hizmetleri üzerine kurgulanmıştır.

Özede bu uygulamayla SGK tarafindan karşılanmayan (estetik ameliyadar) veya SGK tarafindan sağlık hizmeti olarak sigortalılara verilmeyen sağlık hizmederini almak isteyenler, GSS öncesi dönemde olduğu gibi özel sigorta şirketine poliçenin kapsamına göre miktan değişecek olan bir prim bedeliyle bu hizmederi alabileceklerdir. Aynca yine prim miktarı artırılarak özel hastanelere ödenen ilave (fark) ücreder ve kamu/özel hastanelerine ödediğimiz özel yatak ücrederi de poliçe kapsamına alınarak özel sağlık sigortasına sigorta ettirilebilecektir. Bunun için özel sağlık sigortalan "Tamamlayıcı veya Destekleyici Sağlık Sigortası" poliçesi hazırlayıp isteyenlere satacak; içerdiği teminat pakederini de ilan edeceklerdir. Tamamlayıcı sağlık sigortası, muayene ücrederinden, protez ve ortezlerden ve ilaçlardan alınan katılım paylannı hiç bir şekilde içermeyecektir.

5510 sayılı kanun madde 63; finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresini tanımlamıştır: Kurum (SGK), finansmanı sağlanacak sağlık hizmederinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, sağlık hizmederinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarım Sağlık Bakanlığı'nın görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir.

Görüldüğü gibi kanunda bir hayli geniş olarak tanımlanmış olan katılım paylarında artış ve temel teminat paketini gerektiğinde daraltmak tamamen SGK yetkisine bırakılmış durumdadır.

ŞAPKA DÜŞTÜ...KEL GÖZÜKTÜ

Genel Sağlık Sigortası Asgari Sağlık Sigortasına dönüş türülüyorl Sağlık hizmederine ulaşabilmek için GSS'li olmanın yeterli olmayacağı, GSS'nin aslında sadece bir asgari sağlık sigortası sağlayacağı, kapsamı genişletebilmek için zorunlu GSS primi ödeyen yurttaşlann, aynca ek bir sağlık vergisi anlamına gelen tamamlayıcı sigorta primini de özel sigorta şirketine yatırması gerekecektir. Yani SGK sağlık giderlerinin belirli bir miktara kadar olanını karşılayacak, dileyenler de SGK'nın karşılamadığı hizmeder için özel sigorta yaptıracaklardır.

Böylece GSS hastaların ihtiyaç duyduğu bütün sağlık hizmederini kapsamayacaktır.
Temel teminat paketi içinde yer almayan sağlık hizmederi için yurttaşlann ceplerinden para ödemeleri gerekecektir. Bazı sağlık hizmederi temel teminat paketi içinde yer alsa dahi SGK tarafindan kısmen ödenecektir, kalan kısmını ise yurttaş cebinden ödeyecektir.

Artık sağlık hizmederine gereksinimi olanlar değü, parası olup 'kasko' sigortası yaptıranlar ulaşabilecektir! Araba aldığınızda trafik sigortası yaptırmadan trafiğe çıkamadığınız gibi; zorunlu GSS'ye de prim ödemezseniz sağlık kuruluşundan içeri giremeyeceksiniz. Üstelik sağlık kurumlarına giremediğiniz gibi o ana kadar birikmiş olan tüm prim borçlarını da ödemeniz gerekmektedir. Arabanız yeni ve pahalı ise kazalara karşı kasko sigortası yaptırdığınızda hasar durumunda tüm masraflar karşılanabilmektedir. Benzer şekilde özel sağlık kuruluşlan ve özel sigorta şirkederi de insanların hastalıkları üzerinden sağlık kaskosu yaptırmaya çalışarak yurttaştan alacağı parayı garanti etmek istemektedir. Parası olup kasko primini yatıranlar A tipi özel hastaneler ile A tipi kamu hastane birliklerine gidecek; parası olmayanlar ve böylece kasko yaptıramayanlar da ancak "E tipi" hastanelere gidebileceklerdir. Bu "Alta kalanın canı çıksın!" ifadesinin en gerçekçi hah olacaktır.

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI KİM(LER) İÇİN ÖNGÖRÜLMEKTEDİR? 

Hiç kuşkusuz özel sigorta şirkederi ve özel hastane patronları içindir. Devlet destekli, müşteri garantili, paralar güvenceli, ödemeler sabit süreli... Serbest piyasa ekonomisi için tadı bir rüya.

GARİBANA NE Mİ OLACAK... FAKİR FUKARANIN CANI CEHENNEME...! 

Kimler en çok mağdur olacaktır; özel sigorta şirkederinin yaşldar, doğumsal ya da sonradan edinilmiş kronik hastalığı olanları sigorta kapsamına almaktan kaçındıkları, çok para istedikleri bilinmektedir. Tamamlayıcı sağlık sigortası en çok yoksulları, yaşlıları ve kronik hastalığı olanları mağdur edecektir. Bu gruptakiler sağlık hizmetine gerektiği gibi erişip yararlanamayacaklardır.

Dünya örneklerinden de bilindiği gibi özel hastaneler her zaman pastanın kremasını sıyırmayı tercih ederler. Kâr oranı düşük, külfedi, zahmedi übbi işlemlerden kaçınırlar. Kronik, riskli yoksul hastalan kabul etmemek için ellerinden gelen yaparlar.

Mümkün olduğunca basit, hızlı, kazançlı işlemleri ve varlıklı müşterileri seçerler.
Birçok ülkede sağlık alanında yapılanlara bakıldığında aralannda birkaç yıllık zaman farla olsa da neredeyse tümüyle aynı sağlık politikalan uyguladıklan görülmektedir. Dünya Bankası (DB), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararası Para Fonu (İMF) ve diğer uluslararası finans ve sağlık sektöründeki çokuluslu şirkederin isteği ve baskısıyla uygulanan programlann iki somut değişimi ortaya koyduğu görülmektedir. Küresel kapitalist düzenin hüküm sürdüğü ve bu sisteme eklemlenmiş tüm ülkelerde sağlık hizmetine erişim ve yararlanma artık bir hak değildir; sağlık küresel kapitalizmin yeni ve yüksek kâr oranlı alanlarından birisidir. Bunu sağlayan modellerin uygulandığı ülkelerde yaşayan toplumlar bir karşılık ve bedel ödeseler de sağlık hizmetine gerektiği gibi erişip yararlanamamakta ve hem ülke çapında, hem de küresel ölçekte toplumların sağlığı giderek daha çok bozulmaktadır.

SONUÇ OLARAK 

Söz konusu katkı paylarının miktar ve oranlarının artırılması; giderek daha çok sayıda hastalık ve hizmet konusunun genel sağlık sigortası ödeme kapsamı dışına çıkarılması, ikinci ve üçüncü basamak hizmedere ulaşma için sevk zorunluluğunun getirilmesi, sigorta primlerinin daha yüksek oranda ve bazı kesimler için tümüyle cepten ödenmesi, kapsam dışı hizmeder için tamamlayıcı sağlık sigortasının zorunlu olması, sigorta kurumlarının kısmen ya da tamamen özelleştirilmesi diğer ülkelerdeki uygulamalarda gözlenen ve çok uzak olmayan bir süreç için de bizim de yaşayarak göreceğimiz uygulamalar olacaktır.

Nihai amaçları sağlık hizmederine gerektiği erişimin kısıdanması ve sağlıksız toplum yaratarak sağlık hizmederinden daha fazla kâr elde etmektir.

Alıntı: Dr. Ergün Demir - Dr. Güray Kılıç-Birgün Gazetesi

17 Aralık 2011 Cumartesi

Reçetelerde 4 kalem sınırlaması geliyor

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gereksiz ilaç tüketimini azaltmak amacıyla bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi tane ile ilaç satışına hazırlanıyor. 2012 içinde başlanması öngörülen sisteme göre, ilaç eczanelere artık ambalajda değil kavanozda gelecek. Hastanın tedavisi için 5 hap gerekiyorsa 5 hap, 10 hap gerekiyorsa 10 hap sayıyla verilecek. Bu uygulama ile SGK gereksiz ilaç tüketimini de azaltma peşinde. Normalde hasta tedavi süresince sadece 30 hap kullanacaksa, bir ilaç kutusunda 20 hap olduğu için iki kutu ilaç parası ödenmek zorunda kalınıyor ve artan 10 hap ya çöpe gidiyor, ya da ecza dolaplarında bekliyor. Yeni sistemde ilaç eczanelere kavanozlarda gelecek. Doktor bir tedavi için sadece on adet hap kullanılmasını istediyse eczacı hastaya hapı sayıyla verecek.

TEKNOLOJİ HAZIR DEĞİL

Bu uygulamayı hemen başlatamadıklarını, çünkü sektörün henüz teknolojik olarak hazır olmadığını belirten SGK yetkilileri, hazırlıkların tamamlanmasının ardından uygulamaya başlanacağını ifade etti.

"SGK BÜTÇESİ İLAÇ NEDENİYLE AŞILMIYOR"

İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Başkanı Nezih Barut, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) bütçe detaylarını göremediklerini belirterek, “Eczaneye verdiğimiz ilacın değerini biliyoruz. SGK’nın bütçe aşımına ilaç neden olmuş olamaz. Ama fatura bize kesiliyor” dedi. “Türkiye İlaç Endüstrisinin Küreselleşmesi için Devletle Ortak Yol Haritası” raporunun açıklandığı toplantıda Habertürk’e konuşan Barut, 350 ilaçta kalkan iskontolarla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu 350 ilacın sahibi şirketler, iskontolu fiyattan satamayacaklarını belirterek Çalışma Bakanlığı’na başvurdu. Depolardaki ilaçlar bittiğinde başka ilaçların da yokluğu çekilebilir.”

REÇETE BAŞINA 4 İLAÇ SINIRI YASAYLA GELİYOR

Danıştay 10. Dairesi’nin Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine nisan ayında verdiği kararla SGK’nın Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan “İstisnai durumlar hariç bir reçetede en fazla 4 kalem ilaç yazılır ve her kalem ilaçtan bir kutunun bedeli ödenir” hükmünü iptal etmesinin ardından reçete başına 4 ilaç sınırı bu kez yasayla geliyor. Reçete katılım payı olarak adlandırılan sistemle bir reçeteye yazılan ilaç sayısına göre taksimetre gibi artan 3+1 formülüyle katılım payı alınmasına ilişkin düzenleme kanun tasarısı olarak TBMM’nin gündeminde yer alıyor. Aynı tasarıyla en çok reçete yazan doktorlar arasında yer alan aile hekimlerinin gerçekleştireceği muayenelerde de katılım payı öngörülüyor. Bu tedbirlerin de yetersiz kalacağı öngörüsü üzerine reçete başına 4 ilaç sınırlaması bu kez tebliğ yerine yasa ile yapılacak. Yasalarla ilgili iptal kararı Anayasa Mahkemesi tarafından verildiğinden Danıştay’ın yeniden iptali önlenecek.

Alıntı: Gazete Habertürk/Ahmet KIVANÇ

5 Mayıs 2011 Perşembe

Aynı firmanın ilacını yazan doktora takip...

Hükümet,vatandaşa verilen sağlık hizmetinin kalitesini artırmak, usulsüz faturaların önüne geçebilmek için devrim niteliğinde adım atıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), hastaneleri 25 kategoriye ayırırken, kurumla çalışan 120 bin doktorun da aylık karnesini çıkarmak için özel bir sistem kurdu. Her bir doktorun, aylık kaç hasta muayene ettiği ve yatış verdiği, ameliyat sayısı, hangi ilaç firmasını tercih ettiği, yazdığı reçete, eczanelerin dağılımı gibi ayrıntıların yer aldığı aylık karnesi çıkarılacak. Bu karne her ay ilgili doktora da mail atılacak. Sürekli aynı firmanın ilacını yazan, ya da yazdığı reçete sürekli aynı eczane tarafından ödenen doktorlardan bu durumu izah etmeleri istenecek. Hastane ve doktor şüpheli ameliyatlar, fahiş ilaç faturaları konusunda açıklama yapamazsa, kimlik numarasından bizzat hastaya ulaşılacak. Bu çalışmanın ardından kendi kategorisindeki hastaneye göre faturası kabarık çıkan hastane sorguya alınacak. Harcamalarındaki artışın nedeni sorulacak. SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Hasan Çağıl, "Hastaların doğru tedavi edilip edilmediği, hastalığın başlangıcından seyrine, kullandığı ilaçlardan düzenli kullanıp kullanmadığına kadar bütün gelişmeler sistem üzerinden izlenecek" dedi. Sahte reçete, gereksiz tetkik ve muayene gibi suistimallerin devlete faturasının yıllık 3 milyar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Alıntı : medimagazin.com