kamu hastane birlikleri yasası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kamu hastane birlikleri yasası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2013 Perşembe

Müdürlükler Tekrar Birleşiyor



Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Pazartesi günü itibariyle tüm birim amirleriyle birebir görüştü.

Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı bürokratlarını değiştirme kararı aldı. Başta müsteşar olmak üzere, Bütün genel müdürlüklerin ve daire başkanlıklarının değişeceği belirtiyor.

Müezzinoğlu, yaklaşık 15 gündür yeni ekibini kurmaya başladı. Müzezzinoğlu'nun tamgün ve teşkilat yasasını beğenmediği ifade ediliyor.

Müezzinoğlu Müdürlükleri Birleştirecek


Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, illerdeki teşkilat yapısı konusunda aldığı prifingler sonucunda bakanlığı temsil eden 3 farklı kurumun olmasını kabul etmedi.

Yeni bakan kamu hastanelerinin ayrı olabileceğini ancak sağlık müdürlükleri ile halk sağlığı il müdürlüklerinin ayrılmasına karşı çıktı. Bu kapsamda bürokratlarına birleşme için talimat verdi. Önümüzdeki günlerde konu netlik kazanacak. İllerde 1. Basamak ve 2. Basamak olmak kaydıyla bakanlığın 2 kurumu olacak. 2 il müdürlüğünün birleşmesine kesin gözüyle bakılıyor.Sadece zamanlaması konusunda belirsizlik var.


Alıntı:personelsaglik.net

23 Ocak 2013 Çarşamba

700.000 sağlık çalışanı işçi mi olacak?


Sağlık Bakanlığı’nın kamu özel sektör işbirliğiyle dev şehir hastaneleri yapımına ilişkin tasarısı muhalefeti ayağa kaldırdı. 'Yerli ve yabancı yandaşlarınıza ülkenin geleceğini peşkeş çekiyorsunuz' '2.5 yıllık kira bedeliyle binayı yapacak, geri kalan 46.5 yıl kira alacak' 'Doktor, hemşire, sağlık teknisyeni 700 bin sağlık çalışanını işçi yapacaksınız" sözleri havada uçuştu. Tasarı görüşmelerine sendikalar gelmezken, Uluslar arası Yabancı Sermaye Derneği hazır bulundu. Sağlık Bakanı Akdağ, "Türkiye'de bugün kimse öküzlerini ya da karısının kolundaki bilezikleri satarak sağlık hizmeti almıyor" dedi.


Sağlık Bakanlığı’nın İstanbul, Ankara, Kayseri, İzmir, Eskişehir gibi illerde kuracağı dev şehir hastanelerine ilişkin yasa tasarısının Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki dünkü görüşmeleri sert tartışmalara neden oldu. Muhalefet milletvekillerinin sıkı bir hazırlık yaparak geldikleri toplantıda, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

FİYAT FARKI YÜZDE 60

CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı bu modelde sağlığın alınır satılır bir meta haline geldiğini belirterek, 25 yıllığına kira garantisi verilen Kayseri hastanesinin 3 yılda kendini amorti edeceğini, ama firmaya 22 yıl boyunca kira ödeneceğini ileri sürdü. Kayseri’de yatak başına 5.8 lira olan bakım bedelinin; Ankara Bilkent’te 7 liraya çıktığına dikkat çekti. “Hadi diyelim, Ankara daha pahalı. Peki o zaman aynı kentte, Bilkent’te 7 lira olan bakım bedeli, Etlik’te nasıl oluyor da 11,5 liraya çıkıyor. Fiyat nasıl oluyor da yüzde 60’tan fazla artıyor” diye sordu.

Aytuğ, “Hem bugünümüzü hem geleceğimizi satıyorsunuz. Bizi 49 yıl kira ödemeye mahkum ediyorsunuz” dedi.

“ÖNCE EVİN KİLİMİNİ ŞİMDİ KENDİSİNİ SATIYORSUNUZ”


CHP Milletvekili İzzet Çetin, sağlık tesislerinin kiralama karşılığı yaptırılması modelinin neden Kamu İhale Kanunu ile KDV ve harçlardan muaf tutulduğunu sordu. İngiltere’de bu model üzerine Sayıştay’ın yazdığı raporlara dikkat çeken Çetin, “Osmanlı’dan bu yana halkın birikimlerini kötü bir miras yedi gibi sattınız. Rahmetli Erbakan sizleri, ‘evin halısını, kilimini satan hayırsız evlatlara’ benzetmişti. Şimdi de evin kendisini satıyorsunuz” dedi.

Bu düzenlemeyle sağlığın bir kamu hizmeti olmaktan çıktığını belirten Çetin, Erzurum’da bin 200 yataklı bir kamu hastanesinin (Bakan 700 yatak, diye düzeltti) 193 milyon liraya mal olurken, Kayseri’de 1500 yataklı hastanenin nasıl oluyor da 650 milyon liraya mal olacağını sordu. “Yıllık 138 milyon lira kira vereceksiniz. Adam 3-5 yıllık kira karşılığı servete konacak. Bu bir peşkeş çekme modelidir. Kamudan yandaşa kaynak transferidir” dedi.

Kar amacıyla bu işe giren firmaların kredilerine ve bunların türevlerine Hazine garantisi verildiği gibi bir de KDV’den ve harçlardan muaf tutulduğunu vurgulayan Çetin, “Oysa adam zaten kar etmek için işi alıyor, burada zaten çıkarları var. Bu garanti niye? Tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi yerli yabancı yandaşlarınıza imtiyazlar veriyorsunuz” diye konuştu.

“PATRONLAR BURADA ÇALIŞANLAR YOK”

MHP Milletvekili Mehmet Günal, tasarının 700 bin sağlık çalışanını yakından ilgilendirmesine rağmen, hiçbir sendikanın komisyona çağrılmamasına sert tepki gösterdi.

“Bütün hastaneler yerle bir oluyor, bütün çalışanların yerleri, statüleri değişiyor. Ama temsilcileri buraya çağrılmıyor” diyen Günal, Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK gibi memur konfederasyonları ile işçi konfederasyonlarının da toplantıya çağrılarak görüşlerini bildirmelerini özellikle talep etmelerine rağmen çağrılmamalarını eleştirdi.

Bunun üzerine Türk Tabipleri Birliği ve Uluslar arası Yabancı Sermaye Derneği’nin (YASED) davet edilmediği halde toplantıya geldiği bilgisi verilmesi üzerine CHP Milletvekili İzzet Çetin, “Demek ki YASED yandaş kuruluş, kendilerine haber verilmiş ama sendikalara haber verilmemiş” yorumunu yaptı.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan ise davetlerin sadece konuyla doğrudan ilgili sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına yapıldığını ancak dolaylı ilgisi olup da gelmek isteyen kimseyi geri çevirmediklerini vurguladı.

TÜRKİYE İÇİN VAZGEÇİLEMEZ BİR MODEL


AKP Milletvekili Recai Berber, bu modelle sadece inşaat yapılmadığını, bu nedenle klasik yöntemle yapılan hastane bedelleriyle bunların karşılaştırılamayacağını savundu. Kamu özel ortaklığının Türkiye için vazgeçilmez bir model olduğunu belirten Berber, bu yöntemle özel sektör kaynaklarını da yatırımlara dahil ettiklerini söyledi.

“2.5 YILLIK KİRA MALİYETİNİ KARŞILAYACAK 46.5 YIL KİRA ALACAK”

CHP Milletvekili Aydın Ayaydın tasarı ile sağlığın bir emtia haline getirildiğini belirterek, milyarlarca dolarlık hastane yapımlarının Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarıldığına dikkat çekti. “Yüklenici firma tesisleri yapacak, devletten 49 yıla kadar uzanan sürelerde kira alacak. Yani 2.5 yılda yaptığı yatırımı geri alırken, 46.5 yıl boyunca devlet kendisine kira ödemeye devam edecek” diyen Ayaydın, Etlik, Bilkent ve Elazığ şehir hastanelerinin ihalelerinin Danıştay tarafından durdurulduğunu anımsattı.

Sağlık Bakanlığı Yasasını ‘asli görevlerini’ devrettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığını söyledi. “Bırakın kamunun yararını kamu zarar etme noktasına gelmiştir” diyen Ayaydın, klasik yöntemle çok ucuza yapılabilecek hastanelerin, bu sistemle kat be kat pahalıya çıkacağını söyledi.

“DOKTOR İŞÇİYE DÖNÜŞÜYOR”


Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Beyazıt İlhan, alt komisyonda bulunmalarına karşın görüşlerinin sadece doktorlarla sınırlı tutulması konusunda uyarıldıklarını anlattı. Ancak TTB’nin sağlık konusunda kamusal sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Beyazıt, bu tasarının sadece finansman tasarısı olmadığını, 700 bin sağlık çalışanının özlük haklarını, çalışma koşullarını yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti. Kamu-Özel sektör ortaklığının bir özelleştirme modeli olduğunu vurgulayan İlhan, İngiltere’de uygulanan bu modelin birçok sağlık çalışanının işten atılmasıyla sonuçlandığını söyledi.

“DOKTORLAR İŞTEN ATILDI”


Bu modelin yüklenici firmaya yapılacak yıllık kira ücretlerini döner sermayeden ödenmesini öngördüğünü, İngiltere’de kirasını ödeyemeyen hastanelerin çalışanları işten attığını anlattı.

“Tasarıda net olarak görüyoruz ki; Sağlık Bakanlığı kendi tesis ve hastanelerinde hatta toplum sağlığı merkezlerinde kiracıya, sağlık çalışanları ise işçiye dönüşüyor. Çekirdek sağlık hizmetleri, hekim, hemşire, sağlık teknisyenlerinin yaptığı işlerin de ihaleyi alan firma aracılığıyla yapılmasının önü açılıyor. 130 bin hekim adına talep ediyoruz ki, bu madde değişmeli” dedi.

“HASTANELERDE LASTİK SATMA DÖNEMİ”


BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise bu yasanın bir AVM yasası olduğunu, hastane alanlarında oto lastikçisine kadar izin verdiğini, hastanelerin AVM’ye dönüştürüldüğünü söyledi. Devletin hemşire, laborant, teknisyen çalıştırmayacağını bunları taşeron işçiye dönüştüreceğini belirten Kurt, “Yüklenici firmalara çalışanların emeği üzerinden kar sağlayacak bir sistemin neresi doğrudur” diye sordu.

CHP Milletvekili Müslim Sarı ise 30 milyar dolarlık sağlık yatırımının yanı sıra ulaştırma, enerji ve eğitim yatırımlarının da bu modelle yapılacağı düşünüldüğünde 100 milyar dolara ulaşmasının hesaplandığını söyledi. Hazine garantilerinin sadece yatırım için gerekli finansman tutarını değil, türev ürünlerini de kapsadığına dikkat çeken Sarı, “Olası bir riskte Hazine ne kadar garanti üstlenecek” diye sordu. Bunun gelecek nesillere çok büyük yükler getireceğini belirten Sarı, “Olası ödemelerin yapılamaması durumunda doktor ve sağlık çalışanlarının döner sermaye paylarının düşmesinden, vatandaştan alınan katkı paylarının artmasından endişeliyim” dedi.

700 BİN ÇALIŞAN İŞÇİ Mİ OLACAK?

Muhalefet milletvekilleri ve Türk Tabipleri Birliği Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel Sektör İşbirliği Modelince Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi, ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarının 1. maddesinin e fıkrasının 700 bin sağlık çalışanını kamu çalışanı statüsünden çıkarıp, işçi yapacağını iddia ettiler. Buna neden olan fıkra ise şöyle:

e) Hizmet Bedeli: Bedelin bir unsuru olup 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 36.maddesinde belirtilen yardımcı hizmetler sınıfı ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı personeli tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetlerden yükleniciye gördürülecek hizmetlerin sunulması karşılığında iadere tarafından yükleniciye ödenen ve dönemsel piyasa testi ile güncellenen bedeli.


“SAĞLIK İÇİN ÖKÜZ YA DA BİLEZİK SATILMIYOR”


Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra eleştirileri yanıtladı. Amaçlarının hastaneleri şehir dışına çıkarmak olmadığını, ilçe hastanelerinin yapımının devam ederken, şehir hastaneleri ile bölgedeki hastalara hizmet vermeyi hedeflediklerini anlattı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün geçen yılki raporunda başarılı sağlık sistemleri içinde Türkiye’yi de anlattığına vurgu yapan Akdağ,sağlık göstergelerinde son 10 yılda önceki on yıllarla kıyaslanamayacak şekilde iyileşmeler sağlandığını söyledi. Akdağ, “Türkiye'de bugün kimse öküzlerini ya da karısının kolundaki bilezikleri satarak sağlık hizmeti almıyor” dedi.

Yapılacak hastanelerle ilgili etki analizi yapmanın mümkün olmadığını dile getiren Akdağ, komisyon üyelerine, “Biz sizden yatırım bütçesi istemiyoruz. Bu bir ihale kanunu, bir model. Bu kanunla 1 hastanede yapılabilir 100 hastane de yapılabilir” dedi.

Muhalefetin iddia ettiği gibi yüklenici firmaların maliyetlerini 3-5 yılda değil; 12 yılda geri alacaklarını bunun da makul, kabul edilebilir bir süre olduğunu ifade eden Akdağ, “Biz bu modelde sadece binayı yaptırmıyoruz. Aynı zamanda tüm donanımı ile bunların kiralama süresi boyunca tüm bakım hizmetleri de bu bedeller içinde. O nedenle klasik yöntemle yapılan bir hastanenin maliyetiyle bu karşılaştırılamaz” dedi.

Danıştay’ın hastane ihalelerini, Türk Tabipler Birliği’nin dava dilekçesinde yer almayan bir nedenden iptal ettiğini belirten Akdağ, konuyu Anayasa Mahkemesine götüren 13. Dairenin ise, daha önce uygun görüş bildirdiği bir konuyu mahkemeye götürerek kendisiyle çeliştiğini söyledi.

Alıntı:Aysel ALP/Hürriyet

14 Ocak 2013 Pazartesi

Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'nde Kur'an Kursu...

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’nde bazı çalışanların talebi üzerine bir “sosyal etkinlik” olarak Kuran kursu açılmıştır.
Bunun üzerine hastane yöneticisi sayın Op.Dr.Ali Kasap ile görüşülmüş ve bu uygulamanın bir kamu kurumunda gerçekleştirilmesinin uygun olmayacağı görüşü paylaşılarak, vazgeçilmesi talep edilmiştir. Ancak şu ana kadar durumda bir değişiklik olmadığı gibi uygulamayı savunan demeçler verilmiştir.
Ülkemizde eğitim başta olmak üzere kamusal alanın dinselleştirilmesi çabaları olduğu su götürmez bir gerçektir. Yaşanan durum, “sırada kamu hastaneleri mi var?” sorusunu akla getirmektedir.
Öncelikle şunu belirtmekte büyük yarar vardır; Türkiye Cumhuriyeti birçok niteliklerinin yanında “ laik”  bir devlettir. Ve bu ilkenin en çok geçerli olduğu ortam ise devletin en önemli yüzü olan “ kamudur”.
Hastanelerimiz ise 24 saat “ kamu hizmeti veren kurumlardır”.
Kuran kursu bir sosyal faaliyet derecesine indirgenemez. Bu, en başta, kutsal din duyguları ve inançlarla ilgili olarak birçok  tartışmanın kapısını açar. İnançlar kişilere özgüdür ve onların özel alanına aittir.  Kuran öğrenmek, tahta boyamak, ebru yapmak, halk oyunları oynamak ya da saz çalmak gibi bir etkinlik değildir, aralarına eşit işareti konulamaz.
Doğaldır ki her insanın inanç özgürlüğü vardır. İstediği takdirde dinini öğrenmek hakkıdır. Bu, temel bir insan hakkı olup, Anayasa’mızca da koruma altına alınmıştır.
İsteyen herkes buna uygun ortamı bulacak olanaklara bol miktarda sahiptir. Her işin kendine uygun ortamı ve yeri vardır.
Ancak bunun yeri bir kamu kuruluşu olamaz ve olmamalıdır. Eğer bu uygulama böyle giderse inanmayanlar ya da şu ya da buna inananlar; şu ya da bu ideolojiye inananlar aynı hakkı talep edebilirler. Doğal olarak bunun da bir hak olarak kabulü gerekir.  Böylesine uygulamalar kabul edilirse ortaya çıkacak akıl almaz tabloyu herkesin değerlendirmesine sunmak isteriz.
Bu durum aynı zamanda çalışanlar arasında ciddi bölünmelere yol açacaktır. Kursa gidenler, kursa gitmeyenler; başını örtenler, başını örtmeyenler gibi birçok ayrılıklar gelişecektir. Hastane yöneticileri ise inanç ve ideolojilerine göre bazı çalışanları kollayıp koruyacak, diğerlerine ise en azından mesafeli duracaklardır. Hatta bizzat bazı yöneticiler bu türden eğilimleri ve uygulamaları teşvik edeceklerdir.
Nitekim hastane yöneticisi  Op.Dr. Ali Kasap’ın Hürriyet gazetesinde yayınlanan ve “kursa gidenler için “Bunlar ince ruhlu, kibar, hastalara iyi davranan insanlar. Bunları şikayet edenlerse fevkalade kavgacı, hırçın insanlar” şeklindeki demeci tehlikenin boyutunu göstermesi açısından son derecede uyarıcıdır.
Bu açık ve çok tehlikeli bir ayrımcılıktır !
Sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu mutsuz ortam ortadadır. Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı politikalar tüm sağlık çalışanlarında aşırı bir gerilim yaratmıştır. Aşırı işyükü, düşük ücretler, gelecek kaygısı, işgüvencesinin ortadan kaldırılma çabaları, resen tayinler, artık bir eziyete dönmüş olan  geçici görevlendirilmeler, yönetici baskıları, taraftar sendikaya geç baskıları ve tehditler, sıradanlaşan şiddet vb. meslekten soğumaya, kamudan kaçışa yol açmaktadır. Bunun yanısıra liyakat, birikim, bilgi ve becerinin yerini alan hükümetten yana olma, yandaşlık hali ciddi olarak tepkilere yol açmaktadır.
Sağlık çalışanlarının bu tepkilerini yapay ayrımlar yaratarak soğutmak ve başka alanlara yönlendirmek de bir yönetici niteliği olsa gerektir. Meslekler arası, aynı meslek içi, kurumlar arasında yaratılan bölünmeler ve rekabet asıl sorunları örtmenin perdesi olmaktadır.
Her görüş ya da inançtan tüm sağlık çalışanlarının sorunları ortaktır. Hep birlikte sağlık hizmeti üretiyoruz. Yapay ayrımlar yaratarak bizleri bölme ve dikkatimizi temel konulardan uzaklaştırmaya neden olacak uygulamalara karşı uyanık olmalıyız ve olacağız.
Uygun ve insanca çalışma koşulları, iş ve can güvencesi, emeğimize uygun ücret mücadelesinde birleşeceğiz ve haklarımızı alacağız.
Sağlık Bakanlığı’nı, Kamu Hastane Birliği Genel Sekreterini ve hastane yöneticisini uyarıyoruz ve bu uygulamanın biran önce sonlandırılmasını talep ediyoruz.
İZMİR TABİP ODASI
HERKES İÇİN ACİL SAĞLIK DERNEĞİGENEL SAĞLIK İŞ SENDİKASI İZMİR ŞUBESİ

Alıntı:izmirtabip.org.tr

16 Kasım 2012 Cuma

Doktora eziyette yeni dönem

Yozgat’ta göreve başlayan Kamu Hastaneleri Birliği (KHB) Genel Sekreteri Dr. Tuncay Öztürk, sağlık konusunda sürekli iyiye koşacaklarını ve bütün halka en iyi hizmeti sunmaya çalışacaklarını belirterek, “Burada bizim arzumuz sahipsiz olarak adlandırılan yol yöntem noktasında sıkıntısı olan halkımıza gönül rahatlığıyla işini yaptırma en iyi hizmeti alma noktasında çaba sarf edeceğiz” dedi.

Yozgat’ta şuanda ilçe devlet hastanelerini ziyaret edip orda görev yapan personelle tanışma toplantısı yaptıklarını ifade eden Öztürk, “Şimdi dahili olarak önce bir sıkıntıları ortaya koymamız gerekiyor. En kısa sürede yapılabilecekleri yapmak istiyoruz. Yozgat’ta problemin büyük çoğunluğunu halledecek bir proje zaten varmış ama hukuk noktasında bir takılma yaşanmış, yani onu tekrar gündeme çekip bir şeyler yapılabilirliği noktasında o hastane projesini tekrar canlandırmamız gerekiyor” diye konuştu.
Yozgat’ta bulunan binaların 1963 yılından kalan eski binaların olduğuna dikkat çeken Öztürk, “Bu binaları kabul edilir bir şekilde ek binalarla geçici destekleyeceğiz. Biz yeni yapılacak hastane veya her hangi bir proje bir yılı geçecek bir sürede tamamlanacaksa biz bunu uzak bir mesafe olarak algılıyoruz. Elimizdekini en iyi şekilde değerlendirme noktasında düşüncelerimiz var. Ama şuanda birliğimiz Yozgat noktasında kurumsal kimliğini oluşturmaya çalışıyoruz. İnşallah bir hafta 10 gün sonra sebep sonuç noktasında düşüncelerle ilçelerimize uğrayacağız. Elimizden gelen her şeyi en iyi şekilde yapacağız. Bütçemizi el verdiği sürece hizmet kalitesinden ödün vermeden daha da ileriye götüreceğiz” şeklinde konuştu.

Donanım noktasında hastanelerimizin bir sıkıntısı bulunmadığını sadece fiziki mekan sıkıntısı bulunduğuna değinen Öztürk, sözlerini şöyle sürüdür. “Uzman hekim noktasında ciddi bir açığımız var. Daha önce kazanılmış hak noktasında mecburi süresini bitiren hekimler tayin isteyip gidiyordu. Şimdi böyle olmayacak, mecburi hizmet süresini dolduran doktor yerine yeni birisi gelinceye kadar başka bir yere gidemeyecek, bekleyecek. Yeni sistemin başka bir amacıda buydu. Bu yetki artık bakanlıkta değil bizdedir. Hekim yönünden düşünürseniz kötü bir durum ama halk açısından düşünürseniz bunu yapılması gerekiyor.

Alıntı:medimagazin.com

4 Kasım 2012 Pazar

İşte genel sekreterlerin tam listesi

İdari yapıdaki köklü değişiklikle yöneticilerin görevleri yeniden tanımlandı, kamu hastane birlikleri faaliyete geçerek 87 genel sekreter atandı. Başhekimler artık sadece tıbbi hizmetlerden sorumlu olacak.

Sağlık bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı Hasan Çağıl, bugün başlayan yeni dönemi anlattı.

Bugün itibariyle Türkiye genelinde 87 kamu hastane birliğinin faaliyete geçtiğini bildiren Çağıl, “Kamu hastane birlikleri, kamu hizmeti sunan hastanelerin, her ilde bir tane kurulan birlik bölgesi içerisinde tek bir yönetim altında toplanmasıdır” dedi.

İstanbul, Ankara ve İzmir'de birden fazla birlik bulunduğunu ifade eden Çağıl, bu nedenle 87 birlik genel sekreterinin görev yapacağını bildirdi.

SÖZLEŞMELİ YÖNETİCİ DÖNEMİ

Yeni sistemle gelen en önemli değişiklikle hastaneler ve bunların bağlı olduğu birliklerdeki yöneticilerin tümünün sözleşmeli hale geldiğini anlatan Çağıl, sözleşme süresince bu yöneticilerin belirli kriterler baz alınarak karneyle takip edileceğini bildirdi.

Karnesi iyi olanların görevine devam edebileceğini, yeterli başarı gösteremeyenlerin ise ya kazancının düşeceğini ya da “sınıfta kalacağını” bildiren Çağıl, bunların sözleşmesinin sona ereceğini kaydetti.

Sistemden amacın, hastanelerde vatandaşa daha iyi hizmet sunmak olduğunu dile getiren Çağıl, “Bir yöneticinin karnesinde hangi notlar olacak?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Sağlık hizmetlerini, hastaneleri her yönüyle takip ediyoruz. Hazırladığımız çok değişik karne notlarını oluşturacak parametreler var. Mesela en önemlileri çalışanlarla hastaların memnuniyeti. Bu en önemli parametrelerden birisi. Yine hastalarımızın sağlık hizmetine ulaşmasındaki süreler. Gecikme var mı, zamanında ulaştırabiliyor muyuz veya ihtiyaç olan malzemeyi temin edebilme kabiliyeti. Bunu doğru bir şekilde takip etme. Bunun gibi yüze yakın parametre karne notunu oluşturacak. Hizmet kalitesi, tıbbi hizmetin kalitesi, aynı hastanın tekrar hastaneye gelme oranı gibi birçok parametre var. Bunlar yöneticilerimizin karne notlarını oluşturacak.”

BAZI DURUMLARDA İKİNCİ ŞANS VERİLMEYECEK

Yılda iki kez genel değerlendirme yapılacağını, bunun haricinde her ay gözlemciler vasıtasıyla notlar verileceğini ifade eden Çağıl, obezite mücadelesi yapan ya da 112 acil gibi bakanlığın diğer birimlerinin vereceği notların da göz önüne alınacağını söyledi.

Bazı önemli parametrelerin yerine getirilmemesi halinde ise yöneticilere ikinci bir şans tanınmayacağını vurgulayan Çağıl, “Ciddi sağlık problemlerine sebep olabilecek, vatandaşımızın sağlık hizmeti alımını aksatabilecek ciddi noktalarda affetme, ikinci şans verme, ikinci altı ayı bekleme imkanımız yok. O noktalarda kötü not alındığında hemen ilişiği kesilecek” diye konuştu.

BAŞHEKİM YERİNE HEKİMBAŞI

Bir soru üzerine, hastanelerdeki başhekimlerin görev tanımlarının da değiştiğini bildiren Çağıl, başhekimlerin geçmişte hastanelerin tüm yönetiminden sorumlu olduğunu anımsattı.

Ancak ülkede eğitimi verilmesine rağmen sağlık idareciliğinin gelişemediğine dikkati çeken Çağıl, şu bilgileri aktardı:

“Bundan sonrası için başhekim dediğimiz kişileri gerçek anlamda hekimlik hizmetlerinin, tıbbi hizmetlerin sorumlusu haline getiriyoruz. Onlar için hekimbaşı ya da tıbbi hizmetler direktörü diyebiliriz. Sadece tıbbi hizmetlerden, tıbbi hizmeti veren kişilerin, nöbetlerin, çalışma yerlerinin planlanması. Yani bugünkü başhekimlik, sağlık hizmetine artık ağırlık olarak yönelmiş bulunuyor. Verdiğimiz sağlık hizmetinin kaliteli olup olmadığı, doğru hizmeti verip vermediğimiz hususları tamamen bugünkü başhekimlerin sorumluluğunda olacak.”

"ÖZELLEŞTİRMEYE Mİ GİDİYOR?"

“Kamu hastane birliklerinin kurulmasıyla, bir süre sonra kamu hastanelerinin özelleştirilmesinin gündeme geleceği” tartışmalarının anımsatılması üzerine Çağıl, “Ülkedeki sağlık sistemi, hizmet sunumunda oluşmuş fiyatlar, özel hastanelerin bile 'lütfen bizi kamu satın alsın' dediği bir dönemde, kamu hastanelerinin özelleştirilmesi hiç bir zaman gerçekleşmez ki bu sistem bunu da öngörmüyor” dedi.

Sistemin, tamamen işini beceremeyen yöneticilerin, kamunun sağladığı olanaklar içinde oturduğu koltuktan kalkmaması hadisesini ortadan kaldırdığını vurgulayan Çağıl, bunun sağlık hizmetinin gelişmesini bugüne kadar engelleyen en önemli problemlerden biri olduğuna dikkati çekti.

VATANDAŞ MEMNUNİYETİ ARTACAK

Vatandaş memnuniyetini artırmanın başlıca hedefleri olduğunu ifade eden Çağıl, hizmetin iyi sunumuyla memnuniyetin daha da artacağını söyledi.

Hasta memnuniyetini çok yakından takip edeceklerini bildiren Çağıl, bunun anketler ya da bakanlığın SABİM gibi iletişim hatları yoluyla yapılacağını bildirdi.

OTELCİLİK HİZMETİ İÇİN AYRI YÖNETİCİ


Bakanlık hastanelerinde aynı zamanda otelcilik hizmeti verildiğini, bu konuda ciddi mesafe katettiklerini ifade eden Çağıl, “Bundan sonrasını çok daha profesyonellerin yönetimine devretmeyi düşünüyoruz. O sebeple birlik yapısında, kamu hastaneleri içerisinde özellikle belirli bir büyüklüğün üstündeki hastanelerde sağlık otelciliğini çok daha geliştirebilmeye yönelik ilave müdür dediğimiz otelcilik hizmetleri müdürlükleri oluşturduk. Bunlara yönelik altyapıyı da oluşturmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Bu hizmetin profesyonellerce yapılmasının yerinde olacağını vurgulayan Çağıl, uygulamanın ilk etapta 300 yatağın üzerindeki hastanelerde başlayacağını, sonrasında daha küçük hastaneler için de yaygınlaştırılabileceğini belirtti.

Bütün bunların hastalara daha iyi bir hizmet sunulması amacıyla uygulamaya geçirildiğini vurgulayan Çağıl, yeni yöneticilerin ciddi bir çalışmayla seçildiğini söyledi.

Çağıl, “Eskiden her hastane kendi adına her işi yapan birer yapıydı ama şimdi birlik yapısı oluşturduğumuz için 10 hastanede ayrı ayrı yapıyı farklı ekiplerle oluşturmak yerine birçok hizmeti tek bir yerde birlik noktasında oluşturduk. Hastanelere de çok küçük işler kaldı” dedi.

Çalışanlar için farklı bir sistem öngörülmediğini, insan kaynaklarının verimli kullanılması için bu sisteme geçildiğini belirten Çağıl, çalışanların düzenini bozmak ya da yerlerini değiştirmek niyetleri olmadığını vurguladı.


BİRLİK SEKRETERLERİ


Bugün itibariyle göreve başlayacak birlik genel sekreterleri şunlar:

Adana: Kemal Kiraz
Adıyaman: Hüseyin Şen
Afyonkarahisar: Ayhan Erenoğlu
Ağrı: Burak Karabulut
Aksaray: Ertuğrul Ünkoç
Amasya: Mehmet Rüştü Ertosun
Ankara 1: Şerif Serdar Mercan
Ankara 2: Doğan Akdoğan
Antalya: Erdoğan Taş
Ardahan: Gökhan Demiral
Artvin: Ekrem Akbaş
Aydın: Mehmet Özkan
Balıkesir: Hasan Yılmaz
Bartın: Osman Açıkgöz
Batman: Faruk Günak
Bayburt: Hulki Aşır
Bilecik: Mustafa Yılmaz
Bingöl: Muhammet Akif Güler
Bitlis: Şevki Erkal
Bolu: Murat Özmen
Burdur: Sedat Kavas
Bursa: Yavuz Baştuğ
Çanakkale: Kenan Eliuz
Çankırı: Mehmet Tahiroğlu
Çorum: Turgay Happani
Denizli: Kasım Çetin
Diyarbakır: Muhammet Güzel Kurtoğlu
Düzce: Lütfi Çırakoğlu
Edirne: İlhan Açıkgöz
Elazığ: Tarkan Özdemir
Erzincan: İsmayil Yılmaz
Erzurum: Fazlı Erdoğan
Eskişehir: Hüseyin Seyhan Fidan
Gaziantep: Kadir Çağlar Çatak
Giresun: Beytullah Şahin
Gümüşhane: Aziz Ahmet Surel
Hakkari: Vakkas Özmercan
Hatay: Ömer Akın
Iğdır: Bülent Kaya
Isparta: Osman Aydın
İstanbul Ana Güney: Tuncay Palteki
İstanbul Ana Kuzey: Şuayip Birinci
İstanbul Bakırköy: İhsan Bakır
İstanbul Beyoğlu: Güven Bektemur
İstanbul Fatih: Hamza Müslümanoğlu
İzmir Güney: Behzat Özkan
İzmir Kuzey: Osman Nuri Dilek
Kahramanmaraş: Kamil Türkmen
Karabük: Seyfettin Kalay
Karaman: Nuriye Ulu
Kars: Hasan Arslan
Kastamonu: Mustafa Uyanık
Kayseri: Ahmet Gödekmerdan
Kırıkkale: Dilek Öztaş
Kırklareli: Muhammed Mustafa Saymaz
Kırşehir: Mehmet Öncel
Kilis: Sedat Çakıcı
Kocaeli: Hasan Aydınlık
Konya: Mehmet Bekerecioğlu
Kütahya: Mithat Ekici
Malatya: Şükrü Özdemir
Manisa: Murat Türkyılmaz
Mardin: Muhammet Şemseddin Döğücü
Mersin: Mehmet Yavuz Gözükara
Muğla: Gürbüz Akçay
Muş: Hacı Yusuf Güneş
Nevşehir: Atila Oğuz Boyalı
Niğde: Emirhan Yardan
Ordu: Hasan Öztürk
Osmaniye: Cem Uraldı
Rize: Şafak Sünbül
Sakarya: Ünal Küçükyılmaz
Samsun: Hasan Rıza Aydın
Siirt: Muhammet Doğan
Sinop: Haluk Ünver
Sivas: İbrahim Ethem Özsoy
Şanlıurfa: Turhan Sulhan
Şırnak: Hakan Tokur
Tekirdağ: Yakup Çağ
Tokat: Arslan Erkan
Trabzon: Mustafa Kasapoğlu
Tunceli: Yusuf Güney
Uşak: Yalçın Atlı
Van: Vural Polat
Yalova: Ahmet Altıner
Yozgat: Tuncay Öztürk
Zonguldak: Korkut Eren

26 Ekim 2012 Cuma

İzmir'de sağlığın patronları belli oldu

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin kurucu Dekanı ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, İzmir Kuzey Kamu Hastane Birliği Genel Sekreterliği'ne atandı. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Behzat Özkan ise Güney Kamu Hastane Birliği Genel Sekreterliği'ne getirildi. Atanması ile ilgili sözleşmeyi imzaladığını belirten Prof. Dr. Behzat Özkan, "Güney bölgesindeki 12 hastane bize bağlı olacak. Sağlık Bakanlığı'ndan 'işe başlama' yazısını bekliyorum. Amacımız gece gündüz çalışıp, vatandaşımıza daha kaliteli sağlık hizmetini sunmak" dedi.

ÖZKAN, AYDIN'A GİTTİ

Öte yandan 6 yıldır İzmir İl Sağlık Müdürü olan Op. Dr. Mehmet Özkan'ın ise Aydın'da kurulacak Kamu Hastane Birliği'ne Genel Sekreter olarak görevlendirildiği öğrenildi. Dr. Özkan'ın yardımcısı Dr. Murat Işıl ile birlikte Aydın'a gideceği, yeni görevine için Kurban Bayramı'ndan sonra başlayacağı kaydedildi.

Alıntı: Yeni Asır-Erkan DOĞAN

19 Ekim 2012 Cuma

CEO'lar gelmeye başladı

Kamu hastaneleri büyük hastaneler çatısı altında toplanıyor. Birleştirilen hastanelerin yönetimine atanacak CEO'lar belirlenme aşamasında. CEO adayları listesindeki isimler, mülakata tabi tutuluyor. Mülakata çağrılanlar arasında Van Vali Yardımcısı Murat Uzunparmak, bazı eski AK Parti milletvekilleri, çok sayıda bürokrat ve başhekimin ismi geçiyor.

Kamu hastaneleri büyük hastaneler çatısı altında toplanıyor, CEO'ların açıklanmasıyla tüm Türkiye'deki 850 kamu hastanesi 100 ayrı çatı altında yönetilecek.

54 kamu hastanesi 5 bölgede birleşecek olan İstanbul için, Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ali İhsan Bakır ve Üsküdar Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Tunçay Palteki'nin isimleri CEO olarak atanacaklar arasında geçiyor.

Ankara'da Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Koordinatörü Dr. Serdar Mercan, İzmir'de Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ali Rııza Odabaş ve Muş'ta, Van Vali Yardımcısı Murat Uzunparmak CEO adayları arasında.

Diyarbakır'a ise, İstanbul Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Mehmet Güzel Kurtoğlu düşünülüyor.

CEO'larla yapılan sözleşme sonrası Türkiye'nin sağlık sistemi yeni bir döneme girecek. Türkiye kamu hastaneleri kurumu, toplam 40 milyar lirayı bulan cirosuyla ülkenin en büyük şirketi halini gelecek.

54 ayrı kamu hastanesi olan İstanbul, 'Anadolu Kuzey, Anadolu Güney, Fatih, Beyoğlu, Bakırköy olarak 5 ayrı bölgeye ayrılacak.

Birlik, şirketler gibi yönetim kuruluyla yönetilecek.

Ve hastaneler; hizmet altyapısı, organizasyonu, kalite, verimlilik ve hasta memnuniyeti gibi konularda bakanlığın belirleyeceği puanlama sistemiyle değerlendirilecek.

Birleşmeyle birlikte sınırlı sayıdaki sağlık personelinin tek elden yönetilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve sağlık giderlerinin azaltılması amaçlanıyor.


Alıntı: Cnnturk

Hastane birliklerinde yöneticilere karne verilecek

Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 3 Kasım'a kadar geçilecek ''birlik'' sisteminde yöneticilere karne verilmeye başlanacak.

Sistemle kamuda ilk kez sözleşmeli yönetici dönemi de başlayacak.

2 Kasım 2011'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı'nın teşkilat yapısını yeniden düzenleyen 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu hastane birlikleri oluşturulması kararlaştırılmış, bunun için de bir yıllık süre tanınmıştı.

Düzenleme, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'na bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarının il düzeyinde Kamu Hastaneleri Birlikleri kurularak işletilmesini öngörüyor.

KAMU HASTANE BİRLİKLERİ
Hizmetin büyüklüğüne göre illerde birden fazla kurulabilecek birlik kapsamı dışında sağlık kurumu kalmayacak.

Birlik teşkilatı genel sekreterlik ve hastane yöneticiliklerinden oluşacak. Genel sekreterlik birliğin en üst karar ve yürütme organı olacak. Genel sekreterlik bünyesinde tıbbi, idari ve mali hizmet başkanlıkları bulunacak.

Birliğe bağlı hastaneleri, hastane yöneticisi yönetecek. Hastane yöneticisine bağlı başhekimlik, idari ve mali işler ile sağlık bakım hizmetleri müdürlükleri kurulacak.

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı, genel sekreterle doğrudan, başkanlar, hastane yöneticileri, başhekim ve müdürlerle genel sekreterin teklifi üzerine sözleşme yapacak.

2-4 yılı kapsayacak sözleşmeler, bu sürelerin sonunda yenilenebilecek. Genel sekreterin başarısızlık sebebiyle değişmesi halinde başkanların ve başarısızlığa sebebiyet veren hastane yöneticilerinin sözleşmeleri kendiliğinden bitecek.

Birlikler oluşturulduktan sonra baştabip, baştabip yardımcısı, hastane müdürü, hastane müdür yardımcısı ve başhemşirelerin görevleri sona erecek.

YÖNETİCİLERE KARNE
Sağlık Bakanlığı, birliklerin verimliliğin ölçülebilmesi için değerlendirme kriterlerini bir yönergeyle belirledi.

Yönerge, birliklerle sağlık tesislerinin temmuz ve ocak aylarında olmak üzere yılda iki kez verilecek karnelerle değerlendirmeye tabi tutulmasını öngörüyor. Karnedeki puanlar birlik, sağlık tesisi ve yöneticilerin başarı grubunu belirleyecek.

Değerlendirmede tıbbi, idari, mali, memnuniyet ve eğitim kriterleri baz alınacak. Buna göre de 5 farklı (A'dan E'ye kadar) başarı grubu belirlenecek.

Puanı bin-800 arasındakiler (A), 700-800 arasındakiler (B), 600-700 arasındakiler (C), 500-600 arasındakiler (D), 500'den düşük olanlar (E) grubunda olacak.

Bulundukları gruptan düşenler ya da belirli sürede bir üst gruba çıkamayan birliklerin genel sekreterinin görevine son verilecek.

KAMUDA SÖZLEŞMELİ YÖNETİCİ DÖNEMİ
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı Hasan Çağıl, sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatacak kamu hastane birlikleri ile ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamu hastanelerinde yeni bir yönetim tarzının uygulamaya geçirileceğini bildirdi.

Yeni sistemle kamuda ilk kez ''sözleşmeli'' yönetici dönemine geçileceğine dikkati çeken Çağıl, illerde birlik sekreterleri ile hastane yöneticilerinin sözleşmeli olacağını söyledi.

Bu yöneticilerin performansının yılda iki kez verilecek karneyle değerlendirileceğini anlatan Çağıl, ''Yeni sistemde denetim ve takip mekanizması işletilecek. Belirlediğimiz kriterlere göre başarı elde edemeyenlerle yeni sözleşme imzalanmayacak ya da ücretleri düşürülecek'' diye konuştu.

Türkiye genelinde 87 birlik sekreteri atanacağını açıklayan Çağıl, sağlık bölgesi yapılanmasına göre belirlenen ve iş yükü fazla olan bazı illerde birden fazla birlik sekreteri bulunacağını dile getirdi.

Yayımlanan verimlilik yönergesiyle yöneticilerin performansının ölçüleceğini kaydeden Çağıl, ''Yöneticiler, sağlık hizmetinde bakanlığımız açısından büyük önem taşıyan konularda başarısız olurlarsa görevlerine devam edemeyecek. Sağlık hizmetini doğrudan ilgilendirmekle birlikte bazı göstergelerde yetersizliği saptananlara ise ya uyarı verilecek ya da ücretlerinde azalma olacak'' dedi.

Alıntı: AA/Selma BIYIKLI

11 Ekim 2012 Perşembe

Dev hastane kampüslerinin faturası:Şu anda 2 milyar...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özel bir sağlık kuruluşuna ait hastane kompleksinin açılışında Türkiye’de dev şehir hastaneleri kurmanın 9 yıllık hayali olduğunu belirterek, “Ne yazık ki hala bunu gerçekleştiremedik. Danıştay’da vesaire bazı engellemeler oluyor. Ancak şimdi adımlarını attık. Bunları da aşıp süratle ihalesini yaptığımız şehir hastaneleriyle işe başlıyoruz” dedi.

25 ilde şehir hastaneleri kurulacağını belirten Başbakan Erdoğan, bu sayede yatak sayısının 43 bin 200 adet artacağını söyledi.

Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararlarında, yapılacak şehir hastanelerine “ancak mevcut hastanelerin yatak sayısından, yapılacak hastanenin yatak sayısı kadar indirim yapılması koşuluyla” izin verildi. Yani yatak sayısı artmayacak. Başbakan Erdoğan’ın kendisinin de imzası bulunan YPK'nın bu kararını ekte kamuoyunun değerlendirmesine sunuyoruz. (Karar için...)

Peki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 yıllık hayali neticesinde bugünden başlayıp önümüzdeki 25 yıl için oluşan kamu borcunun tutarı ne?


İhale

Kira Bedeli (TL)

Hizmet Bedeli TL

Toplam Yıllık Kira

Kayseri

137.730.000

-

137.730.000,00

Ankara-Etlik

276.000.000

256.288.181,53

532.288.181,53

Ankara-Bilkent

240.000.000

233.881.598,64

473.881.598,64

Elazığ

 94.837.104

58.451.037

153.288.141,00

Yozgat

54.750.000

-*

54.750.000

Manisa

64.250.000

-*

64.250.000

Konya-Karatay

88.791.634

-*

88.791.634

İstanbul-İkitelli

258.900.000

-*

258.900.000

Mersin

140.900.000

-*

140.900.000

TOPLAM

1.356.158.738

 

1 Milyar 904 Milyon 779 Bin 555 Lira 17 Kuruş

25 yıllık toplam(bugünün rakamlarıyla)

33.903.968.450

 

47 Milyar 619 Milyon 488 Bin 879 Lira 20 Kuruş
 *Hizmet satın alım bedeli henüz öğrenilememiştir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “engelleme vesaire” olarak yorumladığı Danıştay kararlarında da ihaleyi alan şirketlere mevcut hastanelerin ticari amaçla kullanılmak üzere verilmesi temel hukuka aykırılık olarak değerlendirildi. Zaten devlete hizmet satacak, yaptığı binayı Sağlık Bakanlığı’na kiraya verecek şirketlere; bir de kamuya ait mevcut hastane binalarının otel, alış veriş merkezi vb. yapmak ve işletmek üzere verilmesi hukuka aykırı bulundu. Türk Tabipleri Birliği’nin Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent ve Elazığ ihalelerine ilişkin davalarda mevcut hastane binalarının özel şirketlere verilmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığı belirtildi.

O halde bu ısrar niye?

İngiltere’nin pop şarkıcılarıyla birlikte en iyi “ürün” olarak Olimpiyat Oyunları açılış töreninde tanıtımını yaptığı Ulusal Sağlık Hizmetlerini (NHS)  pazara açmasına neden olan ve sistemi tüketen kamu özel ortaklığı uygulamasında ısrar edilmesinin nedeni nedir?

Ortalama insan ömrüne göre iki kuşağı borçlandıran bu uygulama “ortaklarından” hangisinin yararına yapılmaktadır?

“Çılgın Projeler” arasında sayılan şehir hastanelerinin esası kamuoyuna neden açıklanmamaktadır?
Bazı projelerin sadece “çılgın” olduğu kabul edilerek vazgeçilmesi mümkündür. ABD’li özelleştirme teorisyeninin sözü olan “kürek çeken değil, dümen tutan devlet” 663 Sayılı KHK sayesinde Sağlık Bakanı tarafından da kullanılmıştır. Dünya Ticaret Örgütü’nün sözleşmelerinde belirlendiği gibi “bir kamu hizmeti alanının rekabete açılması durumunda, devlet burada tekel hakkı olduğunu iddia ederek, şirketlerin rekabetini engelleyemez” kuralı gereği Türkiye sağlık hizmeti alanını “rekabete” açmıştır. Kamu özel ortaklığı, özelleştirmenin Truva atıdır. Bu yoldan dönülmelidir.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ

6 Ocak 2012 Cuma

Kamu Hastane Birlikleri'nde ilk atama...

Kamuya ait hastanelerin birleşmesi sonrasında oluşturulan Kamu Hastaneleri Birliği yönetimine Genel Sekreter olarak atama yapıldı. 2005 yılında Kayseri’ye Vergi Dairesi Başkanı olarak atanan ve 3 yıl bu görevde kalan İlhan Yıldız , Genel Sekreter oldu.

Alıntı: iyihekimlik.org

7 Kasım 2011 Pazartesi

663 sayılı KHK ile başhekimler sözleşmeli oldu , yabancı doktora yol verildi

02.11.2011 Çarşamba gece yarısı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayınlandı.


Yangından mal kaçırırcasına bir üslupla hazırlanan ve yayınlanan KHK ile Sağlık Bakanlığı’nın ve bağlı birimlerinin teşkilat yapısından Kamu Hastane Birlikleri kurulmasına, hekimlerin mesleki uygulama ve yeterliliklerinden uzmanlık eğitimi sorumlularına kadar birçok konuda temel değişiklikler yapıldı.

İşte kararname ile gelenler:

Buna göre 11 üyenin yanı sıra müsteşar ve bu KHK ile 3'ten 5'e çıkarılan müsteşar yardımcılarından oluşan Sağlık Politikaları Kurulu oluşturuldu.

Bakanlığın sağlık sistemi yönetimi ve politika belirleme ile ilgili temel görevlerini yerine getirecek kurul bünyesinde, Bakanlığın görev alanı ile ilgili olarak bilimsel ve uzmanlık gerektiren konularda çalışma yapmak ve görüş bildirmek üzere danışma kurulları ve komisyonlar oluşturulabilecek. Danışma kurullarında ve komisyonlarda, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının personeli ile üniversitelerden ve diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından veya yabancı uzmanlardan görevlendirme de yapılabilecek.


-Birimlere düzenleme-

KHK'ye göre bakanlık birimleri, şu başkanlık ve müdürlüklerden oluşuyor:

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü, Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Hukuk Müşavirliği, Denetim Hizmetleri Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Özel Kalem Müdürlüğü.


-Yeni bağlı kuruluşlar-

KHK'ya göre, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu kurulacak.

Bir yıl içinde Bakanın onayıyla kaynakların etkili ve verimli kullanılması amacıyla Kuruma bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları, il düzeyinde Kamu Hastaneleri Birlikleri kurularak işletilecek. Hizmetin büyüklüğü göz önünde bulundurulmak suretiyle aynı ilde birden fazla birlik kurulabilecek ve bir ilde birlik kapsamı dışında sağlık kurumu bırakılmayacak.


-Sözleşmeli uzman-

Söz konusu KHK'de ''Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında özel bilgi ve ihtisas gerektiren nitelikli bir işin yapılması veya proje hazırlanması veya yürütülmesi için 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın proje süresince ve her halde üç yıla kadar sözleşme ile yerli ve yabancı uzman çalıştırılabilir'' hükmüne yer verildi.

-Sağlık Serbest Bölgeleri-

Bakanlık, Türkiye'nin sağlık alanında bölgesel bir cazibe merkezi haline getirilmesi, yabancı sermaye ve yüksek tıbbî teknoloji girişinin hızlandırılması amacıyla, 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu hükümleri çerçevesinde, Sağlık Serbest Bölgeleri oluşturacak. Bakanlık ve bağlı kuruluşları insanî ve teknik yardım amacıyla yurt dışında geçici sağlık hizmet birimleri de kurabilecek, kurdurabilecek, işletebilecek ve işlettirebilecek. Bu amaçla ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, finans ve yardım kuruluşları ile işbirliği ve ortak çalışma yapabilecek, insan ve mali kaynakları ile destek sağlayabilecek.

Profesör veya doçentlerin eğitim ve araştırma hastanelerine eğitim görevlisi olarak atanmaları, kurumca yapılacak ilan üzerine müracaat eden adayların bilimsel çalışmaları ve eğitici nitelikleri değerlendirilerek yapılacak.


-Yabancı sağlık çalışanları-

KHK ile 11 Nisan 1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci cümlesindeki ''Türk hekimlerinin'' ibaresi ''hekimlerin'' şeklinde değiştirildi.

Ayrıca 25 Şubat 1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan ''Türkiye'de hemşirelik sanatı bu kanun hükümleri dahilinde hemşire unvanını kazanmış Türk kadınlarından başka hiçbir kimse yapamaz'' ifadesi, ''Bu Kanun hükümlerine göre hemşire unvanı kazanmış olanların dışında hiç kimse Türkiye'de hemşirelik mesleğini icra edemez'' ifadesi ile değiştirildi.

KHK'ya göre Sağlık Bakanlığında 657 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre vekil ebe ve hemşire olarak en az bir yıldan beri çalışmakta olan ve Kanunun 48. maddesinde belirtilen genel şartları taşıyanlardan otuz gün içinde yazılı olarak başvuranlar, çalıştığı pozisyon unvanlarına göre, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında vizelenecek ebe ve hemşire unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilecek.


Alıntı: doktoraktuel.com