GSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2012 Perşembe

Sağlıkta kasko sigortası dönemi


Herkes için zorunlu olan Genel Sağlık Sigortası (GSS), katkı-katılım paylan, ilave ücret yetmedi; şimdi de tamamlayıcı sigorta adıyla eşitsizlikleri daha da artıracak olan yeni bir ek ödeme düzenlemesi getirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bütçesinden özel sağlık kuruluşlarına, üniversite hastanelerinden daha yüksek miktarda aktarılan kaynaklar ve hastalardan alınan ölçüsü belirsiz paralar yetmedi. Özel sağlık kuruluşları ek sağlık kasko vergisiyle yeni bir kaynağa daha kavuşmuş oldular.

SGK, 28 Haziran 2012'de tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortasının tanım, kapsam ve uygulamalarıyla ilgili olarak bir genelge (2012/25) yayımladı. Bu genelgeyle GSS primlerinin tüm sağlık hizmederine erişmek için yeterli olamayacağı ve "istisnai hizmeder" olarak tanımlanan ve kapsam dışı bırakılacak olan hizmederi içeren paketin giderek genişleyeceği SGK tarafından kabul edilmiş olmaktadır. Bu tür hizmedere ulaşabilmek ve A grubu hastanelerden yararlanabilmek için, ödeyebilenden "tamamlayıcı sağlık sigortası" primi adı allında ek bir vergi talep edilmektedir. Sigorta yaptıranlar, araç kasko sigortasında olduğu gibi eğer sağlık hizmetini kullanmazlarsa da 'hasarsızlık indiriminden' yararlanacaklar! 5510 Sayılı SSGSS Kanunu Madde 98'de; yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veya destekleyici özel sağlık sigortalarına ilişkin usul ve esasların Kurumun uygunluk görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirleneceği belirtilmektedir.

Bu madde'ye bağlı olarak yayımlanan Genelgede "tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası", SGK tarafından kapsama alınmayan ya da kapsama alındığı halde genel sağlık sigortalısı tarafından ilave ücret ödemesi gerektiren sağlık hizmederinin, özel sağlık sigorta aracılığıyla sigorta kapsamına alınması olarak tanımlanmaktadır. 

Ancak Genelge'de sağlık hizmederinden yararlanan genel sağlık sigortalıların hizmeti aldıkları anda prime ek olarak ödemekle yükümlü oldukları katkı-katılım paylarının özel sigorta şirkederi tarafindan teminat veya ödeme konusu yapılamayacağı hükmü de getirilmektedir.

Sağlık hizmet sunucusuyla sigorta şirketi arasında yapılabilecek anlaşmaya göre tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası konusu yapılabilecek bedeller;
•Kurumca finansmanı sağlanmayan "istisnai" sağlık hizmederine ait bedeller,
•İlave ücret tutarları,
•Otelcilik hizmeti gibi hastalardan alınabilecek tutarlar,
•Sağlık Uygulama Tebliği fiyadarı üzerinde kalan tutarlar.
Yapılacak iş ve işlemler özel sigorta şirketlerine prim ödemek suretiyle özel sağlık sigortası poliçesi satın alanlar için uygulanacakür.

Tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortasına sahip genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere aynı tedavi döneminde sunulan sağlık hizmet bedellerinden;
1-Kurumun 63. maddesi kapsamında sunulan sağlık hizmederine ait olanlar kuruma,
2-63. maddenin birinci fıkrasında sayılan ve tamamlayıcı sağlık sigortası poliçesi kapsamında tanımlı olanlar ilgili özel sağlık sigortası şirketine,
3-Sigorta poliçesi kapsamında yer almayan ilave ücret, otelcilik hizmeti, kapsam dışı sağlık hizmetine ait bedeller, hastaya fatura edilecektir,
4-Hasta katılım paylan ise hiç bir şekilde teminat konusu yapılamayacağından hastalar tarafindan ödenecektir.

5510 sayılı kanun madde 64'te; Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri şöyle sınıflandırılmıştır:
•Estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmetiyle estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri,
• Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmederi ile Sağlık Bakanlığınca tıbben hizmeti kabul edilmeyen sağlık hizmederi, •Yabancı ülke yurttaşlannın genel sağlık sigortalı olduğu tarihten önce mevcut kronik hastalıklan Görüldüğü gibi tamamlayıcı veya destekleyici sağlık sigortası, genelgede ifade edildiği gibi sadece kapsam dışı olan estetik amaçlı sağlık hizmetleri üzerine kurgulanmamış, SGK tarafından temel teminat paketinin daraltılmasıyla paket dışına çıkarılacak olan sağlık hizmederi ve kurumca finansmanı sağlanmayan ve kısmen karşılanan sağlık hizmetleri üzerine kurgulanmıştır.

Özede bu uygulamayla SGK tarafindan karşılanmayan (estetik ameliyadar) veya SGK tarafindan sağlık hizmeti olarak sigortalılara verilmeyen sağlık hizmederini almak isteyenler, GSS öncesi dönemde olduğu gibi özel sigorta şirketine poliçenin kapsamına göre miktan değişecek olan bir prim bedeliyle bu hizmederi alabileceklerdir. Aynca yine prim miktarı artırılarak özel hastanelere ödenen ilave (fark) ücreder ve kamu/özel hastanelerine ödediğimiz özel yatak ücrederi de poliçe kapsamına alınarak özel sağlık sigortasına sigorta ettirilebilecektir. Bunun için özel sağlık sigortalan "Tamamlayıcı veya Destekleyici Sağlık Sigortası" poliçesi hazırlayıp isteyenlere satacak; içerdiği teminat pakederini de ilan edeceklerdir. Tamamlayıcı sağlık sigortası, muayene ücrederinden, protez ve ortezlerden ve ilaçlardan alınan katılım paylannı hiç bir şekilde içermeyecektir.

5510 sayılı kanun madde 63; finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresini tanımlamıştır: Kurum (SGK), finansmanı sağlanacak sağlık hizmederinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, sağlık hizmederinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarım Sağlık Bakanlığı'nın görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir.

Görüldüğü gibi kanunda bir hayli geniş olarak tanımlanmış olan katılım paylarında artış ve temel teminat paketini gerektiğinde daraltmak tamamen SGK yetkisine bırakılmış durumdadır.

ŞAPKA DÜŞTÜ...KEL GÖZÜKTÜ

Genel Sağlık Sigortası Asgari Sağlık Sigortasına dönüş türülüyorl Sağlık hizmederine ulaşabilmek için GSS'li olmanın yeterli olmayacağı, GSS'nin aslında sadece bir asgari sağlık sigortası sağlayacağı, kapsamı genişletebilmek için zorunlu GSS primi ödeyen yurttaşlann, aynca ek bir sağlık vergisi anlamına gelen tamamlayıcı sigorta primini de özel sigorta şirketine yatırması gerekecektir. Yani SGK sağlık giderlerinin belirli bir miktara kadar olanını karşılayacak, dileyenler de SGK'nın karşılamadığı hizmeder için özel sigorta yaptıracaklardır.

Böylece GSS hastaların ihtiyaç duyduğu bütün sağlık hizmederini kapsamayacaktır.
Temel teminat paketi içinde yer almayan sağlık hizmederi için yurttaşlann ceplerinden para ödemeleri gerekecektir. Bazı sağlık hizmederi temel teminat paketi içinde yer alsa dahi SGK tarafindan kısmen ödenecektir, kalan kısmını ise yurttaş cebinden ödeyecektir.

Artık sağlık hizmederine gereksinimi olanlar değü, parası olup 'kasko' sigortası yaptıranlar ulaşabilecektir! Araba aldığınızda trafik sigortası yaptırmadan trafiğe çıkamadığınız gibi; zorunlu GSS'ye de prim ödemezseniz sağlık kuruluşundan içeri giremeyeceksiniz. Üstelik sağlık kurumlarına giremediğiniz gibi o ana kadar birikmiş olan tüm prim borçlarını da ödemeniz gerekmektedir. Arabanız yeni ve pahalı ise kazalara karşı kasko sigortası yaptırdığınızda hasar durumunda tüm masraflar karşılanabilmektedir. Benzer şekilde özel sağlık kuruluşlan ve özel sigorta şirkederi de insanların hastalıkları üzerinden sağlık kaskosu yaptırmaya çalışarak yurttaştan alacağı parayı garanti etmek istemektedir. Parası olup kasko primini yatıranlar A tipi özel hastaneler ile A tipi kamu hastane birliklerine gidecek; parası olmayanlar ve böylece kasko yaptıramayanlar da ancak "E tipi" hastanelere gidebileceklerdir. Bu "Alta kalanın canı çıksın!" ifadesinin en gerçekçi hah olacaktır.

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI KİM(LER) İÇİN ÖNGÖRÜLMEKTEDİR? 

Hiç kuşkusuz özel sigorta şirkederi ve özel hastane patronları içindir. Devlet destekli, müşteri garantili, paralar güvenceli, ödemeler sabit süreli... Serbest piyasa ekonomisi için tadı bir rüya.

GARİBANA NE Mİ OLACAK... FAKİR FUKARANIN CANI CEHENNEME...! 

Kimler en çok mağdur olacaktır; özel sigorta şirkederinin yaşldar, doğumsal ya da sonradan edinilmiş kronik hastalığı olanları sigorta kapsamına almaktan kaçındıkları, çok para istedikleri bilinmektedir. Tamamlayıcı sağlık sigortası en çok yoksulları, yaşlıları ve kronik hastalığı olanları mağdur edecektir. Bu gruptakiler sağlık hizmetine gerektiği gibi erişip yararlanamayacaklardır.

Dünya örneklerinden de bilindiği gibi özel hastaneler her zaman pastanın kremasını sıyırmayı tercih ederler. Kâr oranı düşük, külfedi, zahmedi übbi işlemlerden kaçınırlar. Kronik, riskli yoksul hastalan kabul etmemek için ellerinden gelen yaparlar.

Mümkün olduğunca basit, hızlı, kazançlı işlemleri ve varlıklı müşterileri seçerler.
Birçok ülkede sağlık alanında yapılanlara bakıldığında aralannda birkaç yıllık zaman farla olsa da neredeyse tümüyle aynı sağlık politikalan uyguladıklan görülmektedir. Dünya Bankası (DB), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararası Para Fonu (İMF) ve diğer uluslararası finans ve sağlık sektöründeki çokuluslu şirkederin isteği ve baskısıyla uygulanan programlann iki somut değişimi ortaya koyduğu görülmektedir. Küresel kapitalist düzenin hüküm sürdüğü ve bu sisteme eklemlenmiş tüm ülkelerde sağlık hizmetine erişim ve yararlanma artık bir hak değildir; sağlık küresel kapitalizmin yeni ve yüksek kâr oranlı alanlarından birisidir. Bunu sağlayan modellerin uygulandığı ülkelerde yaşayan toplumlar bir karşılık ve bedel ödeseler de sağlık hizmetine gerektiği gibi erişip yararlanamamakta ve hem ülke çapında, hem de küresel ölçekte toplumların sağlığı giderek daha çok bozulmaktadır.

SONUÇ OLARAK 

Söz konusu katkı paylarının miktar ve oranlarının artırılması; giderek daha çok sayıda hastalık ve hizmet konusunun genel sağlık sigortası ödeme kapsamı dışına çıkarılması, ikinci ve üçüncü basamak hizmedere ulaşma için sevk zorunluluğunun getirilmesi, sigorta primlerinin daha yüksek oranda ve bazı kesimler için tümüyle cepten ödenmesi, kapsam dışı hizmeder için tamamlayıcı sağlık sigortasının zorunlu olması, sigorta kurumlarının kısmen ya da tamamen özelleştirilmesi diğer ülkelerdeki uygulamalarda gözlenen ve çok uzak olmayan bir süreç için de bizim de yaşayarak göreceğimiz uygulamalar olacaktır.

Nihai amaçları sağlık hizmederine gerektiği erişimin kısıdanması ve sağlıksız toplum yaratarak sağlık hizmederinden daha fazla kâr elde etmektir.

Alıntı: Dr. Ergün Demir - Dr. Güray Kılıç-Birgün Gazetesi

24 Mart 2012 Cumartesi

GSS gerçeği ile tanışma

Dokuz yıldır süren 'sağlıkta dönüşüme' geniş halk kitlelerinin desteğini sağlayan 'promosyon döneminin' bittiğini, ilköğretimde parasız yatılı ve burslu okuyan öğrencilerin bile muayene ve ilaç katılım payı ödeyecek olmasıyla anlaşılmıştı.

Önceden 'sağlık yardımları okullarınca karşılanan' ilköğretim ve ortaöğretimdeki parasız yatılı, burslu öğrencilerin sağlık masrafları, 1 Ocak itibarıyla 'çocuklara' yüklenmişti.

Yani devletin sağlık hizmeti vermekle mükellef olduğu çocuklar, ilkokul çocukları dahil 'sağlık hakları' katkı payına dönüştürülmüştü.

Her gün yeni bir 'paralı sağlık' uygulamasının tebliği yayınlanırken en son özel hastanelerde hastalardan alınacak farkın yüzdesi de 90'lara çıkmıştı.

Böylece 'Bütün vatandaşlara bütün hastanelerde parasız sağlık hizmeti' kampanyası misyonunu bitirirken, bu popülist söylemin paravanlandığı sağlık sistemindeki köklü değişikler de tamamlanmıştı.
Artık şirketleşmiş ve kalitesine göre sınıflanmış kamu hastaneleri, başhekimlerin yerini alan CEO'lar, çalışma güvencesi kalmamış 120 bin hekim, tamamen taşeronlaşmış 300 bine yakın sağlık emekçisi ve kapılarını faturalarını ödemeyecek hastalara kapatan özel hastaneler, GSS prim borcu olduğu için hizmet alamayan hastalar ve tasfiye edilmiş koruyucu sağlık hizmetleriyle Türkiye'de büyük bir sağlık piyasası kurulmuştu...

Hatta bu piyasaya yabancı doktor ve hemşire ithalatının önü açılarak ücretlerin daha da kırılması sağlanırken performans odaklı ücret sisteminin bol bulamaç tetkik ve tahlile alıştırdığı vatandaşlar için hizmet almanın bedeli her geçen gün kabarıyordu...

Sağlığın piyasalaştırma sürecini maskeleyen 'vatandaş çok memnun' etkili PR'ının maliyet bilançosunda 7 kat artan tedavi giderleri, 4 kat artan ilaç harcamaları, rekor sayıda ameliyat sayısı yer alıyordu.

Sağlık kavramını tamamen 'tetkik, tedavi, ilaca' indirgeyerek koruyucu sağlık hizmetlerini unutturan popülist sağlık politikası da halk tarafından iyice benimsenmişti.

Ama vatandaş için ilaç katılım payı, muayene katılım payı, reçete katılım payı, eş değer ilaç katılım payı ve 35-212 TL arasındaki GSS primiyle artık 'sağlık hizmeti' küçük bir meblağ değildi.

Vatandaş GSS kapsamında olmasına rağmen tüm aşamalarında para ödediği 'hasta pazarının' abone müşterisi olmuştu.

Aile hekimlerinin yazdıkları reçete dahil üç kalem ilaca kadar 3 TL, üç kalemden fazla her bir kutu için 1 TL de, halkın 'akıllı ilaç kullanımı' için uygulandığı söyleniyordu.

Asgari ücret alan, sürekli ilaç kullanan kronik kalp, şeker hastaları ve kanser hastaları da ilaçlarına katkı payı ödemek zorundaydı.

Bakanlığın yayınlandığı Sağlık Uygulama Tebliği ile acil servislere açılan kapı da kapanıyor ve 'herkes kamu, özel hastaneden acil hizmeti alır' propagandasının da sonu geliyordu.

Bundan sonra acile giden hastanın durumunu doktor değerlendirip 'acil bulmazsa' katılım payı ve ilave ücretler tahsil edilecekti.

Ayrıca SGK, kamu ve özel hastanelerin acil servislerine giden hastalar eğer 'yeşil alan muayenesi' kapsamına giriyorsa ve SGK'ya prim borcu varsa fatura bedelleri de ödenmeyecekti.

Açıkçası GSS primini ödeyemeyenler acil sağlık hizmeti alamayacak ve sağlık sisteminden dışlanacaktı.

Hasılı ne diyelim ki 'sağlıkta dönüşüm' tam da böyle bir şeydi... Ne yazık ki promosyonlar bitmişti..

Alıntı: AKŞAM - Nihal KEMALOĞLU

6 Ocak 2012 Cuma

Genel Sağlık Sigortası uygulamaya giriyor

İşsizler, yoksullar, gençler, tarımda güvencesiz çalışanlar, kayıt dışı çalıştırılanlar, part-time ve saat ücreti karşılığında çalışanlar, üniversite öğrencileri, yeşil kartlılar, sosyal güvencesi olmayan ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, yeni yılın ilk günü ile birlikte yeni bir sağlık sistemi ile karşı karşıya kalacaklar. 28 Aralık 2011 Tarihinde Resmi Gazetede Yayınlanan Genel Sağlık Sigortası (GSS) Kapsamında Gelir Tespiti, Tescil ve İzlem Süreci İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Yönetmelik ile Primlerin Ödenmesine ilişkin olarak Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube Başkanı Dr. Veli Atanur ve Denetleme Kurulu Üyesi Dr. Ergün Demir ile görüştük.


GSS zorunluluğunda ikinci aşamanın başladığı 1 Ocak 2012’den itibaren nelerin değiştiğini, sağlık harcamaları için cebimizden daha ne kadar para çıkacağını öğrendiğimiz SES yöneticileri, sağlıkta artık reklamların bittiğini ve gerçeklerin başladığını söylediler.
Hükümet, GSS’deki bazı önemli maddeleri referandum ve seçim sonrasına bıraktı. Oy oranını son seçimlerde artıran AKP hükümeti, istediklerini daha kolay yapabilmek için aldığı oy oranının arkasına sığınarak bu yasayı 2012’ye bıraktı. Yasa halka nasıl yansıyacak, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren yasa kimleri etkileyecek, SES İzmir yöneticilerinden bunu öğrenmeye çalıştık… 
SES İzmir Şube Başkanı Dr. Veli Atanur: 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda; Genel Sağlık Sigortası zorunluluk esası üzerine kurulmuştur. Referandum ve genel seçimler nedeniyle uygulaması zorunlu olan hükümler 1 Ocak 2012 tarihine ertelenmişti. Ertelenen hükümler; sosyal güvencesi olmayanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, genel sağlık sigortası zorunluluğu önce 1 Ekim 2010’a, daha sonra 1 Ocak 2012 tarihine ertelendi. Kısmi süreli iş sözleşmesi ile ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait GSS primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü,  9 milyon 320 bin civarındaki yeşil kartlının SGK tarafından devir alınma işlemleri ve kamu çalışanlarının GSS priminin maaşlarından ödenmesi 1 Ocak 2012 tarihine ertelenmişti. Yeni hükümlerden bu kişiler etkilenecek.

»Son düzenlemelerde sürekli kişilerin aylık gelirlerinden ve buna bağlı olarak ödeyeceği primden bahsediliyor, bu geliri kim nasıl tespit edecek,  nasıl yapılacak?

Dr. Ergün Demir: Gelir tespitini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları il veya ilçelerde gerçekleştirecek. Vakıf personeli tanıtıcı kimlik belgesi gösterilmek suretiyle bilgi formu kullanılarak, başvuruda bulananların ikametgahlarına gidip, hane ziyaretleri gerçekleştirecek. Bu tespitler, genel sağlık sigortası olmayanlara ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile Genel Sağlık Sigortalılığı statüsü sona erenler ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik uygulanacak. Gelir tespitinde, aynı hane içinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük anne ve büyük babadan oluşan aile esas alınacak.
Genel Sağlık Sigortalısı olmayanlar ve GSS’lılığı statüsü sona erenler ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler SGK tarafından Re’sen tescil edilirken, ayrıca gelir tespitini yaptırmak isteyenlerin bir ay içerisinde vakıflara başvurması halinde SGK re’sen tescil edilen kişilere bildirecek. Re’sen Genel Sağlık Sigortası tescili yapılan kişilerin gelir testi işlemleri, SGK veya ilgili vakıf tarafından ailenin yazılı muvafakatı alınarak vakıf tarafından sonuçlandırılacak. Kendisine gelir testi yapılmasını istemeyenler ile tescilin tebligatı yapıldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde gelir testi yapılması yönünde muvafakat vermeyenlerin gelirleri asgari ücretin 2 katı prim ödeyecek. Gelir testine tabi tutulacak kişinin gelir testi yaptırmak üzere vakfa bizzat yazılı başvurusu esastır.
Engellilik ve yaşlılık gibi nedenler de ise vekili tarafından başvuru yapılacak. Gelir testine tabi tutulacak kişilerden kişi başı gelirlerini asgari ücretin 2 katından fazla olduğunu beyan edenler için gelir testi yapılmaksızın, beyan edilen gelir esas alınarak Genel Sağlık sigortası tescili yapılacak. Doğum, ölüm, evlenme, boşanma vb. nedenlerde gelir testi yenileniyor.
GSS tescili yapıldığı tarihten itibaren primi devlet tarafından ödenenler ile asgari ücretin üçte biri üzerinden prim ödeyenlerin hane ziyaretleri her yıl yenilenirken aile içindeki bireylere ait veriler otomatik olarak güncellenecek. 
»Peki gelir tespiti hangi esaslara göre yapılacak, yetkili neye bakarak kişinin gelirini ve ödeyeceği prim miktarını belirleyecek?

Dr. Veli Atanur: Gelir tespitinde, aile bireylerinin harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarının tespitinde, puanlama formülü kullanılacak. Puanlama Sisteminde kişilere ait taşınır ve taşınmazlar ile bunlardan doğan hakları, aile bireylerinin bankalardaki tüm hesaplarına ilişkin bilgiler, Sürekli olarak alınan nakdi sosyal yardımlar esas alınacak ve GSS tescilinin re’sen yapıldığı tarihten itibaren prim ödeme yükümlülüğü başlayacak.
Güçsüzlere, yaşlılara, özürlülere, engellilere ve yoksul ailelerin çocuklarının eğitimi için ödenen nakdi yardımlar da kişilerin gelir tespitinde esas alınıyor. Gelir tespiti iş ve işlemleri, kişinin gelir tespiti başvurusundan itibaren en geç 1 ay içerisinde tamamlanırken, gelir tespiti sonucu elde edilen ailenin ortalama aylık geliri, gelir tespitinde esas alınan aile bireyi sayısına bölünerek aile içindeki kişi başına düşen gelir tespit ediliyor.  

»GSS zorunluluğu kapsamında kim ne kadar zorunlu prim ödeyecek?

Dr. Atanur: Kişi başına düşen aylık geliri 295 TL’den az olan vatandaşların primlerini devlet ödeyecek. Yani 295 TL’den fazla geliri olanlar zengin sayılacak. 295 TL 886,5 TL arasında geliri olanlar aylık 35,4 TL, asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında olanlar aylık 106,38 TL, asgari ücretin iki katından daha fazla geliri olanlar 212,76 TL tutarındaki primlerini ödeyecek. SGK Genel Sağlık Sigortalısı olan bu kişiler için her ay GSS primini re’sen tahakkuk ettirerek tahsil edecek. Aylık geliri 295 TL olan zengindir. AKP hükümeti “Genel Sağlık Sigortası primini ödemeyen yoksul vatandaşların primlerini devlet ödeyecek” demişti. Oysa kanuna göre ancak bütün ay boyunca eline geçen para 295 TL’den az olanlar yoksul kabul ediliyor. Aylık geliri kişi başı 295 TL ve daha fazla olan bütün vatandaşlar her ay 35 TL ile 212 TL prim ücreti ödeyeceklerdir. Primini ödeyemeyenler sağlık hizmetlerinden faydalanamayacaklardır.  

»Kısmi süreli çalışanların eksik primlerini kimler ödeyecek?

Dr. Ergün Demir: 30 günden az çalışan sigortalılar (herhangi bir işyerinde part-time ve saat üzerinden ücretli çalışanlar, sözleşmeli öğretmenler, 4/c liler vs), eksik günlerine ait Genel Sağlık Sigortası primlerini 30 güne tamamlamakla yükümlü olacaklar. İlgili çalışan tarafından eksik primler yatırılmaz ise Genel Sağlık Sigortasından yararlandırılmayacağı gibi ödenmeyen primler SGK tarafından ilgili çalışandan faiziyle tahsil edilecek.  

»Yeşil Kart sahiplerinin durumu ne olacak?

Dr. Demir: Yeşil kart sahiplerinin tedavi giderleri 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren SGK bütçesinden ödenecek. Mevcut Yeşil Kart sahipleri vize süreleri geldiğinde, vize tarihinden itibaren 1 ay içinde gelir tespitini yaptırmak üzere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na başvurmaları gerekir.
Bu gelir tespiti sonucunda kişi başına düşen aylık gelirinin asgari ücretin üçte birinden az olması halinde hak sahipliliklerinin devamı sağlanacaktır. Asgari ücretin üçte birinden daha fazla olması halinde ise gelir durumlarına göre GSS primlerini kendileri ödeyecek. Prim borcu olanlarda ise, 60 günden fazla prim ve prime ilişkin borcu bulunan ve bu borcu tecil ve taksitlendirmeyen sigortalıların, talepte bulunmaları halinde yapılacak gelir tespiti sonrasında bu kişiler Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınacak.  

KAMU ÇALIŞANLARININ GSS PRİMLERİ MAAŞLARINDAN KESİLECEK

2008 yılından önce işe başlayan kamu çalışanlarının GSS prim ödemesi 1 Ocak 2012 tarihine ertelenmişti. Kamu çalışanlarından daha önce emekli sandığı ve SGK tarafından ödenen Genel Sağlık Sigortası primi şimdi yüzde 5 çalışanın maaşından yüzde 7,5 ise işverenden kesilecektir. Yani 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren kamu çalışanları maaşı yüzde 5 azalacak. Uygulamaya ilişkin yönetmelik SGK tarafından henüz çıkarılmadı.
ÜNİVERSİTELİLERİN SAĞLIK GİDERLERİ

1 Ocak 2012 tarihi itibariyle üniversite öğrencilerinin tedavi giderleri üniversite sağlık kültür ve spor daire başkanlığı tarafından karşılanmayacaktır. Aile fertleri (anne-baba-eş) tarafından sosyal güvencesi sağlanan ve 25 yaşını doldurmamış üniversite öğrencilerinin sağlık giderleri SGK tarafından karşılanacaktır. Aile fertleri içerisinde Sosyal Güvencesi bulunmaması veya üniversite öğrencilerinin 25 yaşını doldurmuş olması durumunda ikametgah ettikleri il veya ilçe merkezlerinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak gelir tespiti yaptırmaları gerekmektedir.
Ülkemizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler ise geldikleri ülkeler ile Türkiye arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi imzalanmış ise sağlık yardımlarından faydalanma hakkı bulunan öğrenciler sözleşme kapsamında sağlık yardımlarından yararlanır. Bu öğrenciler SGK’ye başvurarak Genel Sağlık Sigortalılıklarını aktif hale getirmeleri gerekmektedir. Sosyal Güvenlik Sözleşmesi imzalanmamış ülkelerin öğrencileri SGK sistemine kayıt yaptırarak prim giderlerini ödemesi ile Genel Sağlık Sigortalılığı hakkı başlar.
Ağır tedavi gerektiren sağlık sorunları genel sağlık sigortalılığın başladığı tarihten önceki bir döneme ait olması durumunda tedavi giderleri kurum tarafından karşılanmayacaktır.
Alınıt: GÜLSEN CANDEMİR -BirGün-