çok ses tek yürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çok ses tek yürek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2011 Pazartesi

Çok Ses Tek Yürek Mitingi çoşkulu geçti

Sağlıkta özelleştirmelere karşı, 16 sağlık örgütünün organizasyonu ile düzenlenen "Çok Ses Tek Yürek" mitingi, onbinlerce sağlık çalışanının katılımıyla, bugün (13 Mart 2011) Ankara'da Sıhhiye Meydanı'nda gerçekleştirildi. Mitinge, çok sayıda sendika, meslek örgütü, siyasi parti temsilcisinin yanı sıra vatandaşlar da destek verdi.


Mitinge katılmak üzere Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen sağlık çalışanları, sabah saatlerinden itibaren Ankara Garı'nda toplanmaya başladı. "Sağlıkta özelleştirmeye karşı çok ses tek yürek", "Kadrolu iş, güvenli gelecek", "Sağlık haktır, satılamaz", "Taşerona başkaldırıyoruz", "Sağlıkta ticaret ölüm demektir", "Sağlık haktır" ve  "Sağlıkta dönüşüm yalanına hayır" yazılı pankartlar ve dövizler taşıyan topluluk, "AKP sağlığa zararlıdır", "Sağlık haktır satılamaz", "Gün gelecek, devran dönecek, AKP hakla hesap verecek" sloganları, şarkılar ve türküler eşliğinde Sıhhiye'ye doğru yürüyüşe geçti. Yoğun kalabalık nedeniyle, kortejin Sıhhiye Meydanı'na yerleşmesi zaman aldı. Miting alanı neredeyse tamamen dolduğunda, halen Gar'dan hareket etmeyen gruplar bulunuyordu.

Sağlık çalışanlarının, hekimlerden oluşan ritm grubunun ve sloganların eşliğinde alana yerleşmesinden sonra, devlet tiyatrosu sanatçısı Şebnem Gürsoy ve Dr. Köksal Aydın, "Sağlıkta Yalanlar ve Gerçekler" başlıklı sunumu yaptılar. Sunumun ardından, mitingi düzenleyen ve destekleyen örgütlerin yöneticileri, miting alanını selamladılar ve konuşmalara geçildi.

Onbinler "grev" diye haykırdı

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, konuşmasına Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Memleket İsterim" şiiri ile başladı. "Evet, biz sağlıkçıyız ama sağlığımız iyi değil" diye konuşan Bilaloğlu, sağlık alanının sorunlarını sıklıkla çalışan olarak ama hasta ya da hasta yakını olarak da yaşadıklarını söyledi. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nı; halkın yaşadığı, daha kötüsü yaşayacakları sorunları bildiklerini belirten Bilaloğlu, vatandaşlara hitaben "Bize güvenin. İsteklerimiz ortak, aynı yerdeyiz. Birbirimize ihtiyacımız var. Herkese sağlık güvenli gelecek istiyoruz" diye konuştu. 

Bilaloğlu, AKP'nin, Sağlık Bakanlığı'nın sağlıkçıların bu haykırışını dikkate almamaya devam edeceğini, bu haykırışları anlamayacağını belirterek, "Ama moral bozmak yok" dedi. İsteklerinin son derece net olduğunu belirten Bilaloğlu, sağlık çalışanları olarak iş güvencesi, gelir güvencesi, can güvencesi ve mesleki bağımsızlık istediklerini; vatandaşlar açısından da katkı-katılım paylarının kaldırılmasını talep ettiklerini hatırlattı. 
Bilaloğlu, AKP bu haklı talepleri anlamadığında, görmezden geldiğinde yapılacak şeyin tek ve çok açık olduğunu vurguladı. Bilaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu işin tedavisi var mı? Kesin mi? Ama uygulayana, yani sizlere ve bir özelliğinize ihtiyaç gösteriyor. Israrlı, kararlı olmak, birbirinize güvenmek, sımsıkı sarılmak.
Kararlı mısınız tedavi etmeye? Şimdi tedavinin adını herkes önce tek tek içinden söylesin, sonra fısıldasın, giderek artsın, yükselsin!"

Topluluğun, Bilaloğlu'nun sözlerini "grev" haykırışlarıyla karşılaması üzerine, Bilaloğlu, "Bu gönülden isteği gönülden cevaplıyor ve emir kabul ediyorum" diye konuştu. Bilaloğlu konuşmasını, "Ne para ne pul, onurumuz ve çocuklarımız, sağlık hakkı/haklarımız, çocuklarımızın geleceği için buradayız" diyerek tamamladı.

Özelleştirmeye hayır

SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun, sağlıkta özelleştirmeye izin vermeyeceklerini kaydetti. Yorgun, ''Özelleştirmeye, sağlık hakkının gasbına, sağlık kuruluşlarının işgaline, performans sistemine ve döner sermaye çarkına karşı isyandayız. Eşit, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti için direniş ruhunu sonuna kadar sürdüreceğiz'' diye konuştu.

Dev-Sağlık İş Sendikası Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, "insan ihaleyle çalıştırılmaz, sağlıkta taşeron olmaz" diyerek yıllardır mücadele ettiklerini belirtti. Taşeronlaştırmanın işsizlik, güvencesizlik, kölece çalışma ve yaşam koşullarının adı olduğunu belirten Çerkezoğlu, sağlığın piyasalaştırılmasına yönelik mücadelelerinin süreceğini vurguladı. Çerkezoğlu, "Sağlığın piyasalaştırılmasına, sağlık çalışanlarının güvencesizleştirilmesine karşı mücadele etmek, emeğimize, geleceğimize, onurumuza ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktır" diye konuştu.

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TRMT-DER) Derneği Başkanı Nezaket Özgür de radyoloji çalışanlarının haklarının tek tek elinden alındığını ve sağlıksız ortamlarda çalıştırıldıklarını ifade etti. Özgür, "Tıbbi radyasyon kaynaklarıyla çalışanlar olarak, bizi bu koşullara zorlayanları, güvencesiz çalışmayı, sağlıkta ucuz emek sömürüsünü, tam gün yasasını dayatanları kınıyoruz" dedi.

Konuşmaların ardından, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi asistan hekimlerinden oluşan Hacettepe Band grubu bir konser verdi. Konserin ardından sağlık çalışanları ellerindeki beyaz balonları hep birlikte gökyüzüne bıraktılar. Miting, son olarak Ezginin Günlüğü grubunun verdiği konserin ardından sona erdi.

Alıntı: ttb.org.tr

13 Mart 2011 Pazar

Çok Ses Tek Yürek Mitingi Ankara'da yapılıyor

TTB'nin organize ettiği mitingi Ankara'da yapılıyor.

Bugün gelinen son noktada ; uygulanan sağlık politikaları ve sağlık çalışanlarının özlük haklarının gerilemesi protesto edilecek.12 Eylül 1980'de Kenan EVREN ile başlayan gerileme artık en dip seviyede.Kenan Evren ; 'doktorlar askerlerden niye fazla maaş alıyor?' diyerek işe başlamıştı.Özal dönemi ile başlayan liberal politikalar sonucu 2000'li yıllarda sosyal güvenlik kurumları batma noktasına geldi.İşverenler primleri ödemedi , masraflar denetlenmedi ,hatta Emekli Sandığı ;yaptığı karlarla devletin bütçe açığını kapadı.Sonunda SSK 1 günde devlete geçti.İşçilerin primleri ile yapılanan kurum, 1 gecede adeta gasp edildi ve devlete geçti.Sosyal güvenlik kurumlarının tüm mal varlıkları  yok pahasına satıldı ve hepsi SGK çatısı altında birleştirildi.Ardından 'yeşil kart popülizmi' başladı.Bu dönemlerde sağlık çalışanlarının özlük hakları adeta eridi.90'lı yıllarda Dünya Bankası'na verilen sözlerle garanti altına alınan aile hekimliği ,2005'te pilot olarak uygulanmaya başladı.Artık ilaç şirketlerinin istekleri uygulanıyor ve Dünya Bankası hibelerinin meyveleri alınıyordu.Halk sağlığı ; artık sadece üniversitede anabilim dalı adı olarak gündemdeydi.

Sağlık özelleşirken aile hekimliği ile tasarruf edileceği yalanı ortaya atıldı.Böylece devletin sağlık harcamaları azalacaktı.Ancak sonra rakamlar dedi ki; ''harcamalarda azalma yok katlarca artış var''.Sevk zinciri olmayan bir sistem nasıl tasarruf edebilir ki?

Bir süre sonra SGK'da  batırılacak , devlet hastaneleri özelleşecek ,hasta poliçeleri(yani bir çeşit kasko) devri başlayacak.Yani devlet kişiden para alacak ama tüm hastalıklarını tedavi etmeyecek.Eğer tüm hastalıkların tedavisi isteniyorsa el cebe daha fazla girecek...Böylece SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM tamamlanacak ve PARAN KADAR SAĞLIK HİZMETİ dönemi başlayacak.Yani şu anda ABD ve İngiltere'nin geri dönmeye çalıştığı ama maddi nedenlerle dönemediği sisteme biz son hız gidiyoruz.

Gelinen noktada sağlık çalışanları ötekileştirilmiştir.Halk tarafından saygı görmeyen , PARA BABASI olarak bilinen ya da YATA YATA PARA KAZANAN  bir kitle oldu sağlık çalışanları.Sağlık örgütlerinin dedikleri hiç dikk alınmadı.Hatta bu örgütler MARJİNAL olarak nitelendi.Bunda ;son 30 yıllık iktidarların hepsinin katkısı vardır.

İşte tüm bunlar ışığında TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARININ 14 MART'ı kutlu olabilir mi?Umarım olur...



Yukarıda video; 13 Mart Çok SES Tek YÜREK Mitingi için Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanmıştır..