okula uyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okula uyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2016 Salı

Okul Başarısı İçin Çocuğa Sınır Koymak

İzmir Üniversitesi Hastanesi Çocuk, Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç.Dr. Zeynep Çubukcuoğlu Taş, tatil dönüşü okula gitmek istemeyen çocukların, aileler tarafından kurallara alıştırılması gerektiğini söyledi. Çocuğun evde mutlak söz sahibi olarak yetiştirildiğini kaydeden Yrd. Doç.Dr. Taş, “Yoğun iş yaşamı nedeniyle çocuklarından uzak kalan aileler, her istedikleri yapılan, inanılmaz fazla oyuncakları olan, aileleriyle çok fazla vakit geçiren prens ve prensesler yaratıyor. Anne babalar tabiki çocuklarıyla vakit geçirmeli ancak evde çocuğun egemen olduğu bir ortam yaratmamalı. Bu tür evlerde televizyonda ne izleneceğine, ne zaman gezilmeye gidileceğine ve ne tür yemekler yeneceğine çocuk karar veriyor. Buna izin veren ailelerin çocukları kreş gibi toplumsal bir ortama girince büyük sıkıntı yaşıyor” dedi.

SINIRSIZLIĞIN TADINI ALAN OKULA GİTMİYOR

Yrd. Doç.Dr. Zeynep Çubukçuoğlu Taş, “Çocuklarıyla fazla zaman geçiremeyen aileler suçluluk duygusu ile onlara aşırı ilgi gösteriyor. Tatillerde bütün boş zamanlarını organize ederek dolu dolu geçirmesini sağlıyorlar. Bu durum çocuğun kendi kendineyken de mutlu olabilme, bir şey sunulmadan da huzurlu olma becerilerini ellerinden alıyor. Çocuk daima yakın ilgi istiyor. İlgisizlik de, aşırı ilgi de çocukları olumsuz etkiliyor. Tatil döneminde okula uyum sağlamış çocuk, sınırsızlığın tadını aldığı için tatil dönüşü okula gitmek istemiyor” diye konuştu.

KURALSIZLIĞI İSTİYOR

Kreş ortamına giren çocuğun kurallara uyma noktasında sıkıntı yaşayabildiğini kaydeden Uzmanı Yrd .Doç.Dr. Zeynep Çubukcuoğlu Taş, “ Çocuk, ana okulda ilk kez kendinin dünyada eşsiz olmadığını, aslında diğer çocuklarla aynı haklara sahip olduğunu görüyor, kurallarla karşılaşıyor. Böyle olunca ciddi anlamda bocalıyorlar. Başlangıçta okula gitmeyi çok seven çocuk, bir ay sonra okula gitmek istemiyor. Birçok aile bu nedenle bize başvuruyor. Çünkü çocuklar kuralsız olan ev ortamını tercih ediyor” dedi.

SINIRI BAŞTAN ÇİZİN

İzmir Üniversitesi Hastanesi Çocuk, Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç.Dr. Zeynep Çubukcuoğlu Taş, “Ailelerin çocuklarına bir sınır koyması çok önemli. Bu sınır evde başlar. Çünkü bir çocuk evdeki bireylere saygı göstermiyorsa, toplumdaki bireylere de saygı göstermez. Çocuğun aşırı ısrarcı tutumlarına karşı net bir tavır göstermeliyiz. Bir konuda ‘hayır’ yanıtı verilmişse, bunun arkasında durmak gerekli. Çocuğun ağlaması veya zorlaması sonrası yanıt ‘evet’ olursa, çocuk bunu bir yöntem olarak uygulamaya başlar. Her olumsuz durumda bu yolu seçer. Bu kötülük değildir çünkü çocuklar merak eder, sınırları test eder. Bu sınırı koymamamız çocuğu mutsuz eder. Okuldaki kurallar ona tehdit gibi gelir” dedi.

DEMOKRATİK BİR EV ORTAMI KURUN

Yrd. Doç.Dr. Taş, “Çocuk, çocuk gibi yetiştirilmeli. Biz demokratik aile ortamını öneriyoruz. Ailedeki herkesin, kaç yaşında olursa olsun söz sahibi olmasını istiyoruz. Ancak direkt olarak çocuğun istedikleri yapılmamalı. Çocuk karar mercii değildir, karar alınırken söz sahibi olan birisidir. Çocuğun kendisi için doğru bir karar vermesi çok zor” dedi.

“GÜVEN SORUNU YAŞAYABİLİR”

Ev ortamındaki rahatlığı okulda bulamayan çocuğun gelecekte bir takım sorunlarla karşılaşabileceğini belirten Yrd. Doç.Dr. Zeynep Çubukçuoğlu Taş, “Çocuk, kuralların olduğu ortama alışık olmayınca ders dinlemez, dikkati dağılır. Akademik başarısızlık yaşar. Paylaşmayı bilmez, bu nedenle oyunlara kabul edilen bir çocuk olmaz. Bunun sonucu olarak okuldan soğuma yaşar. Okul reddi ortaya çıkar. Gelecekte ise kendine güvenmeyen, güven sorunu yaşayan bir kişi olabilir“ diye konuştu.

Alıntı:egedesonsöz.com

2 Eylül 2013 Pazartesi

Çocuğunuz okula hazır mı?



Okulların açılmasına sayılı günler kala hem çocukları hem de ailelerini tatlı bir telaş sardı. Kayıt dönemi, var olan okul için hazırlıklar derken çok yakında milyonlarca öğrenci dersliklerdeki yerini alacak. Sağlıklı bir eğitim yılı geçirmek için tatilin son günlerinde ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiğini Uzman Klinik Psikolog Cemre Soysal anlattı. Çocuklarını yeni döneme hazırlamak isteyen velilere önerilerde bulunan Soysal, “Çocuklar yaz tatilinde okul dönemine kıyasla daha serbest oldukları için onları en zorlayacak konu yeniden düzenli ve disiplinli hayata dönüş yapmak olacaktır” dedi.

Soysal çocuklar üzerinde oluşturulması gereken motivasyona dikkat çekti ve “Önceki sene okula gitmiş çocukların okula başlamalarında çeşitli motivasyonlar vardır. Her ne kadar yeniden ders çalışmaya başlayacakları için huysuzlansalar da tatil boyunca görmedikleri arkadaşlarına kavuşmak onlar için oldukça heyecan vericidir. Okullarında yapılan herhangi bir değişiklik, sınıflarının yerinin değişmesi gibi küçük detaylar da onları mutlu edebilir. Okul konusunda hevesli olmayan çocuklara ders haricindeki avantajlar hatırlatılarak duyguları olumluya çevrilebilir” diye konuştu.

"HAYAT DÜZENİNİZİ OKULLAR AÇILMADAN DEĞİŞTİRİN" 

 
Okula ilk kez başlayacak çocuklara gösterilmesi gereken özene de değinen Soysal; “Onlar, büyümenin çok büyük bir adımı olan okul hayatına başlangıç aşamasındalar. Her ne kadar daha önce anaokulu veya hazırlık sınıfına gitmiş olsalar da birinci sınıfın önemi her zaman farklıdır. En önemlisi okuma, yazma öğrenilecek bir seneye başlangıç yapıyor olmalarıdır” ifadesini kullandı.

Peki, veliler bu kritik dönemde nelere dikkat etmeli? İşte Uzman Klinik Psikolog Cemre Soysal’ın önerileri:

• Hayat düzeninizi okullar açılmadan bir hafta kadar önce okula göre yeniden düzenleyebilirsiniz. Böylece okula adaptasyon kolaylaşacaktır.

• Ailecek okul alışverişine çıkabilirsiniz. Yeni kıyafetler, kırtasiye eşyaları çocukları okulun başlaması konusunda heyecanlandıracaktır.

• Çocuğunuzdan başlayacak okul dönemine dair hedeflerini düşünmesini isteyebilirsiniz. Unutmayın ki kendi koyduğumuz hedefler için çalışmak daha kolaydır.

• Bu sene sonunda sınava girecek öğrenciler biraz daha endişeli olabilirler. Okulun başlamasının bir diğer anlamı geçecek her günle sınava bir adım daha yaklaşacak olmalarıdır. Sınava hazırlık yolunun zor olduğu ama bu yolun sonunun aydınlık olduğu da hatırlatarak çocuğunuzu cesaretlendirebilirsiniz.

YENİ YÖNETMELİĞE GÖRE ÇOCUĞUNUZ OKULA BAŞLAMAK İÇİN HAZIR MI?

Yönetmelikte yapılan düzenleme, çocuğu okula başlama yaşına gelen aileler için yine bir kaos oluşturdu. Düzenlemenin yaşça kayıt hakkını elde eden 66, 67 ve 68 aylık çocuklara velisinin vereceği dilekçe ile 69, 70 ve 71 aylık olanlar içinse “ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını” belgeleyensağlıkraporu ile okulöncesi eğitimeyönlendirilebilme veya kayıtlarını bir yıl erteleme hakkı tanıması, anne babaların kafasında “Çocuğum okula başlamaya hazır mı?” sorusuna neden oldu. Çocukların mutlaka bilişsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve özbakım becerileri açısından değerlendirmeye tabii tutulması gerektiğini ifade eden İzmir Üniversitesi Çocuk Gelişimi Program Başkanı Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koçer, velilerin şu sorulara yanıt vermesinin kendilerine fikir vereceğini söyledi.

KÂĞIDI İKİYE KATLAYABİLİYOR MU?


Çocuğun bilişsel gelişiminin, dikkat edilecek ilk kriter olması gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Koçer, “Çocuğunuz adını-soyadını, babasının-annesinin adını, kardeşinin olup olmadığı ve varsa adını söyleyebiliyorsa, en az bir arkadaşının adını sayabiliyorsa, kavramlarla ilgili olarak; benzer ve farklı olanı bulma, uzun-kısa, az-çok kavramı hakkında bilgi sahibi ise, masanın ayağı, çaydanlığın sapı gibi eksik bırakılanı bulma ve tamamlayabilme yeteneğini varsa, küçük motor kas gelişimi açısından verilen şeklin aynısını çizebiliyorsa, kâğıdı ikiye katlayabiliyorsa, 15’e kadar sayabiliyor, 10 içersinde basit toplama-çıkarma işlemi yapabiliyorsa, kırmızı sarı, yeşil rengi tanıyorsa, öğretmenin söylediği cümleyi ve üç sayıyı tekrar edebiliyorsa bilişsel açıdan hazır olduğu düşünülebilir” diye konuştu.

OYUNUN KURALLARINI ANLAYIP UYUM SAĞLAYABİLİYOR MU?

Gelişim sırası ve aşamalarının tüm çocuklar için aynı olduğunu ancak sürecin çocuktan çocuğa az da olsa değişiklik gösterebileceğini hatırlatan Koçer, sosyal- duygusal gelişim açısından kendisi ile ilgili kızgınlık, mutluluk, sevgi gibi duygularını belli edebilen, bir oyun için kuralları anlayabilen ve kurallara uyum sağlayabilen, ekmek, gazete almak gibi basit alışverişleri yapabilen, günlük programın başlangıç ve bitiş zamanını anlayabilen çocuklar için ilkokula hazır fikrinin edinilebileceğini söyledi.

İHTİYAÇLARINI KARŞILAYABİLİYOR MU?

 
Koçer, elbiselerini ıslatmadan yüzünü yıkayıp, kurulayabilen, saçlarını tarayıp, dişlerini fırçalayabilen, tuvaletini yalnız başına yapabilen, sofra kurallarına uygun yemek yiyebilen, düğmelerini ilikleyip çözebilen, kendi başıma giyinip soyunabilen, hapşırınca eliyle ağzını kapatabilen, trafik ışığı olan yerde karşıdan karşıya emniyetli bir şekilde geçebilen çocuğun okul ortamına uyum sağlayabilecek becerileri kazanmış olacağını dile getirdi.

DİĞER ÇOCUKLAR DA OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR

Sürekli olarak yeterlilikleri sınanan çocukların daha öğrenim hayatlarının başında öğrenmeye karşı olumsuz tutum geliştirebilecekleri bilgisini aktaran Yrd. Doç. Dr. Koçer, “Zamanından önce okula başlayan çocuk diğer arkadaşlarıyla beraber olduğunda akademik, sosyal ve duygusal olarak kendini yetersiz hissederek içine kapanabilir, girişkenliği önlenebilir, yetersizlik duygusu ile mutsuz olabilir” dedi. Koçer, “Gelişim açısından kendisinden daha küçük ve olgunlaşmamış çocuklarla beraber olan diğer çocuklar da verilen eğitim yeterli gelmediği için sınıf ortamında sıkılabilirler, öğrenmeye karşı olumsuz tutum sergileyebilirler” uyarısında bulundu.


Alıntı: egedesonsöz.com