30 Nisan 2012 Pazartesi

Sakarya 112 ekibine saldırı

Geçen hafta İstanbul'da iki ayrı 112 ekibi hasta yakınlarının saldırısına uğradı. Beyoğlu ve Küçükçekmece ilçesinde gerçekleşen saldırılarda 3 sağlık görevlisi yaralanırken bir ambulansta maddi hasar meydana geldi. Bir diğer saldırıda ise İzmir'in Karabağlar ilçesinde gerçekleşti. Alkollü olduğu ileri sürülen bir kişi sağlık görevlilerine saldırdı. Olay sonrası 3 sağlık görevlisi yaralandı.

Bu saldırılara bir yenisi de Sakarya'da eklendi. Ambulansta görevli sağlık ekibi vaka olarak aldıkları alkollü şahsın saldırısına uğradı.

Olay, Sakarya'nın Söğütlü ilçesinde meydana geldi. Görevli 54250 kodlu ambulans, Adapazarı Kavaklar Caddesi üzerinde bir şahsın yerde yattığı ihbarı üzerine harekete geçti. Olay yerine gelen ekipler aşırı alkollü şahsı ambulansa alarak Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine doğru yola çıktı.

Yolda ayılan alkollü şahıs, ambulansta görevli Acil Tıp Teknisyenlerine saldırdı. Saldırıyı 112 ambulans ekibi komuta merkezine haber verdi. Bayan görevli ağlayarak yardım istedi. Yardım anonsunu alan komuta merkezi durumu polise bildirdi. İhbar üzerine hastaneye çok sayıda polis sevk edildi. Ancak sarhoş şahıs ambulans hastaneye giriş yaptığı sırada araçtan atlayarak kaçmaya başladı. Alkollü şahıs ve polis ekiplerinin arasında yaşanan kısa süreli kovalamacadan sonra şahıs hastaneden 200 metre uzakta yakalandı.

Alıntı : medimagazin.com.tr

Doktor bulamayınca polis dövdüler

Olay, 12.30 sıralarında merkez Seyhan İlçesi’ndeki Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde meydana geldi.

28 yaşındaki Murat Güneş, gece rahatsızlanan hamile eşi Fatma Güneş’i hastaneye getirdi. Acil Servis’de görevli doktor, hasta kadını muayene ettikten sonra ilaç yazarak taburcu etti. Eşi tarafından evine götürülen Fatma Güneş, ilerleyen saatlerde düşük yapıp, bebeğini kaybetti. Bu duruma tepki gösterin Murat Güneş, babası 55 yaşındaki Abdurrezzak ve ağabeyi 32 yaşındaki Rafet Güneş ile birlikte hastaneye gidip, eşinin düşük yapmasından sorumlu tuttukları doktorla görüşmek istedi.

Hasta yakınları, doktorun sabah mesaiden çıkıp, ayrıldığını öğrenince taşkınlık çıkardı. Bunun üzerine hastane görevlileri polisi arayarak yardım istedi. Hastaneye giden asayiş ekibi, öfkeli hasta yakınlarının saldırısına uğradı. Polislere tekme ve yumruklarla saldıran hasta yakınından Rafet Güneş, polislerden birinin silahını almaya çalıştı. Arbede sırasında yere düşen silah, ateş almadı. Polislerin telsizle yardım istemesi üzerine hastaneye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polisler, meslektaşların saldıran 3 kişiyi etkisiz hale getirerek gözaltına aldı. Saldırıya uğrayan polis memurları Hakan Saçan, Bülent Çember ile Kasım Ayverdi ayakta tedavi edildi.

Alıntı: hürriyet.com.tr

Doktor şikayet etmese bile adli süreç başlayacak

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''Sağlık çalışanlarına şiddet eylemini yineleyen kişilerin tutuksuz yargılanmamaları hususunda Adalet Bakanlığımız ile çalışmalara başladık'' dedi.

Kütahya Valiliği'ni ziyaret ederek, Vali Kenan Çiftçi'den ilde yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi alan Akdağ, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Akdağ, bir gazetecinin, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerine ilişkin sorusu üzerine, sözlü veya fiili olsun sağlık çalışanına şiddetin hiçbir türlüsünü kabul etmediğini, bu konuda çok kararlı olduğunu daha önce de ifade ettiğini söyledi.

Sağlık çalışanlarına karşı işlenmiş şiddet eylemlerinin hepsini kendisine yapılmış kabul ettiğini bildiren Akdağ, şöyle devam etti:

''Sağlık çalışanlarına şiddete karşı geçmişte bazı tedbirler almıştık. Ancak son zamanlarda kamuoyunda bu hususta hassasiyetin artmış olması, almakta olduğumuz tedbirleri daha süratli biçimde uygulamaya koyma imkanı verdi. Toplumun bu husustaki hassasiyeti gerçekten önemli. Bu hassasiyet, yapacağımız işler, alacağımız tedbirler konusunda işimizi kolaylaştırdı. Sağ olsun İçişleri Bakanımız derhal yerli yerinde bir genelge yaparak, emniyet kuvvetlerimize bir hatırlatmada bulundu. Aslında görevinin başında bir sağlık çalışanına yapılan sözlü ya da fiili bir şiddet davranışı, doğrudan savcılıklara bildirilmesi gereken bir suçtur. Bunun için o hemşirenin, doktorun, 112 çalışanı ya da başka bir sağlık çalışanının bir şikayeti gerekmiyor.''

-Şiddet eylemleri şikayet olmasa bile savcılıklara bildirilecek-

Akdağ, şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının, ''başıma bir şey gelir'' endişesiyle şikayet etmekten çekindiğini gözlemlediklerini kaydetti.

Akdağ, ''Polisimiz, emniyet güçlerimiz kendilerine bu hususta en ufak bilgi ulaştığında şikayet olsun olmasın bunu savcılıklara bildirecektir. Savcılarımızın ve yargıçlarımızın da bu hususta çok daha hassas davranacağına inanıyorum'' diye konuştu.

Herhangi bir şiddet davranışı gösteren ve daha sonra bunu tekrarlayan kişilerin tutuksuz yargılanmalarını doğru bulmadığına dikkati çeken Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

''Bir kişi gidecek, görevi başında bir doktora, bir hemşireye saldıracak, hücum edecek ve bunu 2-3 gün sonra bir daha yapacak. Birincisinde neyse ama ikincisinde de tutuksuz yargılanacak. Sağlık çalışanlarına şiddet eylemini yineleyen kişilerin tutuksuz yargılanmamaları hususunda Adalet Bakanlığımız ile çalışmalara başladık. Gerekirse Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile görüşeceğim. Toplumda hastalıklı ruh haline sahip, şiddeti alışkanlık haline getirmiş, bunu, görevi insan hayatı kurtarmak olan, hayatını buna adamış sağlık çalışanlarına karşı bile gösteren kişilere asla müsamaha göstermeyeceğiz. Daha birçok tedbir alacağız. Önümüzdeki bir ay içinde hem vatandaşlarımız hem de sağlık çalışanları için şiddet eylemleriyle ilgili tedbirler peşi sıra gelecek.''

-''Van'daki kardeşime vurduğu tokat, bana vurulmuş bir tokattır''-

BDP Van Milletvekili Özdal Üçer'in bir doktoru darbetmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Akdağ, herkese örnek olması gereken, sağlıkta şiddeti araştırma amacıyla meclise önerge veren bir milletvekilinin bu davranışının asla kabul edilemez olduğunu söyledi.

Üçer'in davranışını, çok çirkin ve yakışıksız olarak niteleyen Akdağ, şöyle konuştu:

''Bunu sadece kınamak yetmez. Daha önce BDP'ye çağrıda bulundum. Bunu birkaç kez kamuoyu önünde tekrarlayınca biraz da zannediyorum mecburiyetten bir soruşturma açtılar. Bu soruşturmanın sonucunu hep birlikte takip edeceğiz. Bunu unutturmaya çalışmasınlar. BDP'nin toplum vicdanı ve sağlık çalışanlarının helalliğini alabileceği tek yol, bu densizliği yapan milletvekilini partiden ihraç etmektir. Yarın göstermelik bir soruşturmayla 'kınadık', 'şöyle şöyle küçük bir ceza verdik' diyerek bunu geçiştiremezler. Bu milletvekiline düşen ise onurlu bir şekilde milletvekilliğinden istifa etmektir. Zaten bu kişinin ilk vukuatı da değil. Şiddet eylemleri içinde olduğu, daha önceki birçok vukuatından ortaya çıktı. Bunlara pabuç bırakacak değiliz, peşini takip edeceğiz. Bu milletvekilimiz bana telefon açmıştı, ona geri dönüp konuştum. Orada da ifade ettim. Van'daki kardeşime vurduğu tokat, bana vurulmuş bir tokattır.''

Akdağ, AK Parti dahil TBMM'deki bazı partilerin grup önerilerinin birleştirilmesiyle konunun araştırılması için komisyon oluşturulmasına karar verildiğini anımsatarak, bu gelişmelerin, TBMM'nin de bu meselenin arkasında duracağının bir ifadesi olduğunu anlattı.

Daha sonra, Vali Çiftçi tarafından Akdağ'a büyük çini pano hediye edildi.

Alıntı: medimagazin.com.tr

TRT’nin Kuklagiller’i hekime yönelik şiddetle dalga geçti


TRT Haber’de yayınlanan “Kuklagiller” adlı bir programda hekime yönelik şiddeti ‘hicveden’ video, tepkilere neden oldu.
25 Nisan Çarşamba günü “Doktor Döven Hasta Yakını” başlığıyla yayınlanan videoda, bir hastanede doktor döven hasta yakınıyla yapılan röportajda tuhaf diyaloglar yaşandı. “Doktorlarımız hasta yakınlarıyla yaşanan tatsız olaylar nedeniyle maalesef sıkıntılı günler geçiriyor. Bazı doktorlarımız hasta yakınları tarafından dövülüp darp edilip bıçaklanabiliyor. ‘Aman doktor canım gülüm doktor derdime bir çare’ diye derman aradığımız doktorlarımız olaylar karşısında şaşkın biz de şaşkınız” anonsundan sonra arka planda “Yetişin, adam dövüyorlar” diye bağıran bir doktor görülüyor. Ardından hasta yakınıyla muhabir arasında geçen diyalog şöyle:

- Sayın hasta yakını dövdüğünüz doktorun durumu nasıl?
Biraz önce doktoru başarılı bir operasyonla çok pis dövdük. Kulak burun boğaz dağıttık. Valla benim elim acıdı dövmekten. Bir ben tokatladım, bir dayı oğlu.
- Peki doktor yeniden mesleğe dönebilecek mi acaba?
Valla dönmesin diye elimizden geleni yaptık. Eğer ayağa kalkarsa bir daha dövmek gerekebilir.
- Şimdi durumu nasıl?
Maşallah turp gibi iyi değil çok şükür. çıkarılmış soğan gibi. Ayılmasını bekliyoruz. Ayılınca gene girişeceğiz.
- Nereden geliyor bu doktor dövme alışkanlığı beyefendi?
Baba mesleği bizimkisi. Ben doğunca babam tipime bakmış, ‘Bu ne çirkin’ demiş. Sonra doktora vermiş sopayı.
- Böyle doktor dövmek hiç hoş şeyler değil. Siz neden dövüyorsunuz?
Reçete yazmış. Hiçbir şey anlaşılmıyor. Verdik sopayı.

‘Sıradanlaştırılıyor’

Konuyla ilgili olarak Milliyet’e konuşan İstanbul Tabipler Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, “Hekime yönelik şiddet ciddi bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Şaka kaldırmaz çünkü neredeyse hemen her gün yaşanıyor. Ölümlü örnekler görülüyor. TRT gibi kamusal niteliği olan bir TV kanalında hekime yönelik şiddetin sıradanlaştırılmasının, kısmen eleştirse de genelinde şakaya alınabilecek bir tema olarak yansıtılmasının riskleri var. TRT yetkililerini kınıyoruz” dedi.
www.doktorlarhaber.com adlı internet sitesinde ise videoya tepki yağdı. Bir yorumda, “Sözde ironi adı altında halkı biz hekimlere karşı televizyon üzerinde örgütlemeye devam ediyorlar. Bize yapılan bu saygısızlığa karşı sessiz kalmayalım lütfen” ifadesi yer aldı.

Alıntı: milliyet.com.tr

Doktora namahrem dayağı

Erzurum’un Horasan ilçesinde, Devlet Hastanesi Acil Servis sorumlusu Dr. Cemil Kürkçü, kadın hastaya iğne yapması için erkek sağlıkçıyı görevlendirdiği gerekçesiyle hasta yakınları tarafından tekme tokat dövüldü

Doktorun ve oradaki bir hemşirenin dövülmesi güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Acil serviste ilk müdahale yapılan Dr. Cemil Kürkçü’ye, 7 gün ’iş göremez’ raporu verildi. Şikayet üzerine gözaltına alınan Cevdet, Serkan ve Erdal K. kardeşler ‘memura görevi başında saldırı’ suçundan gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen 3 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şiddet mağduru Dr. Kürkçü ise memleketi Yozgat’a giderken meslektaşlarına bir daha Horasan’a dönmek istemediğini söyledi.

Alıntı: milliyet.com.tr

Dr. Ersin anısına bir yorum...

Dr.Ersin Arslan anısına ;

Görev başında şehit olan ölen meslektaşımızın arkasından "Antepdeki doktora iyi yapmışlar" sözü mesleki onurumu çok zedeledi.

Şanlıurfa Birecik ilçesinde acil serviste çalışan bütün pratisyen hekim arkadaşlar Aile Hekimliğine geçince Acil Servise uzmanlar olarak biz bakmak zorunda kaldık.Başhekim kendisine bile nöbet yazdıktan sonra uzmanlar olarak acil serviste pratisyen hekim nöbeti tutmamıza rağmen Biyokimya uzmanı, Mikrobiyoloji uzmanı,Patoloji uzmanı ve Radyologların nöbet tutmama adeletsizliğine açıkcası ses çıkarmadık.Herkes özveri içinde çalışırken en son görevli olduğum 24 saatlik nöbetimde duyduklarımın hala öfkesi ve üzüntüsünün etkisi altındayım.

Gerçekten durumu acil olan hastalar ile %85-90 oranında çoğunluğu teşkil eden kendisinin durumunu acil sanan hastalar arasında mücadele ederken bir de hasta yakınları ile mücadele etmek hepsinden zor ve ağır geliyor açıkcası.Son nöbetimde konversiyon ile gelen hasta detaylı olarak muayene edilip değerlendirildikten sonra, hastanın tedavisinin (I.M 2 cc SF) yapılmasına rağmen hasta yakınlarının "Hastamız orda ölüyor siz hiçbirşey yapmıyorsunuz" ifadeleri, hastanın durumunun izah edilerek kendilerine endişe edilecek bir durum söz konusu olmadığı söylendiği halde çok sık karşılaştığımız bir durumdur.Aynı hasta yakınları hastalarına "Kalk gidelim burda bişey yok" dedikten sonra hastanın birden ayaklanıp yürümesi hastanın teşhis ve tedavisinin ne denli etkili olduğunun da ispatıdır.

En üzücü olanı ise hasta yakınlarının giderken"Antepdeki doktora iyi yapmışlar hepiniz aynı şeyi hakediyorsunuz" demeleri beni beynimden vurulmuşa döndürdü.Birden gazetelerde Dr.Ersin beyin karnındaki 4 aylık bebeğiyle ağlayan eşinin resmi gözümün önüne geldi.O an aklımdan geçenleri ve yapmak istediklerimi benzer durumları yaşayan tüm hekim arkadaşlar çok iyi bilir.

Ey kamuoyu(nu) ; siz hiç yakınını yanlış yere tutukladı diye tutuklu yakını tarafından darp edilen ve öldürülen polis veya yakınına fazla ceza verdi diye mahkum yakını tarafından darp edilen ve öldürülen savcı ve hakim duydunuz mu!

Benzer şekilde kamu görevlisi olmamıza rağmen ve 7/24 kamu hizmeti vermemize rağmen aradaki fark ne acaba ; bizlerin hizmet verdiği kamu farklı mı yoksa hizmet mi farklı.Fark kamu görevlisine duyulan saygı aslında.Polise, savcıya ve hakime laf söylemekten çekinenler hekimlere söylediklerini aynı zamanda uygulamaktadır.Yaptıklarının yanlarına kar kaldığını gördükçe de bu böyle olmaya devam edecektir.Dr.Ersin Arlan'ın başına gelenler bir savcının,polisin veya hakimin başına gelseydi kamuoyunun tepkisi nasıl olurdu acaba...

Dr.Ersin Arslan'ın isminin hasteneye verilmesi yanında resmen "Şehit" olarak anılmasını ve ailesinin de şehit yakını olarak aynı imkanlardan faydalanmasını talep ediyorum.Bu konu ile ilgili gerekli resmi başvuru için Gaziantep Tabipler Odasını göreve çağırıyorum.
Saygılarımla...

Dr.A.K.

Alıntı: medimagazin.com

25 Nisan 2012 Çarşamba

İzmir'e güzel haber...

İzmir'de, kendisini şikayet eden sağlık görevlilerinin bulunduğu 112 istasyonunu, bir gün sonra da devlet hastanesinin acil servisini basarak döner bıçağıyla dehşet saçmasına rağmen karakoldan serbest bırakılan E.K., yaniden aranmaya başladı. İl Sağlık Müdürlüğü'nün E.K.'nin psikolojik rahatsızlığının bulunup bulunmadığının araştırılması için polise başvurduğu öğrenildi.

Karabağlar ilçesinde 20 gün önce meydana gelen olayda, bir grup arkadaşı ile sokakta içki içtiği ve çevreye rahatsızlık verdiği gerekçesiyle 25 yaşındaki E.K. 112 ambulans istasyonu görevlilerince polise şikayet edildi. Durumu kabul edemeyen E.K., geçen cumartesi günü, Peker Mahallesi 4951 Sokak 31 numarada bulunan 112 ambulans istasyonunu, elinde döner bıçağıyla bastı. O sırada orada bulunan Yeşilyurt, Torbalı ve Ödemiş 112 Ambulans İstasyonu görevlilerinin de aralarında yer aldığı 15 kişiye saldıran E.K., sağlık görevlileri Bekir Gürel (39), Gürkan Denizçelik (24) ve Emin Ölmez'i (21) tartakladı. Sağlıkçıların şikayeti üzerine yakalanan E.K., ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Bu olaydan bir gün sonra ise, 3725 sokak üzerindeki kahvede fenalaşan bir kişinin bulunduğu ihbarıyla adrese giden sağlık görevlileri, karşılarında E.K.'yi bulunca kaçarak karokala sığındı. Polisin yeniden aramaya başladığı E.K.'nin bu kez İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde görevli sağlık görevlilerine saldırdı. İkinci kez gözaltına alınan E.K., yine karakolda ifadesi alındıktan sonra savcının talimatıyla serbest bırakıldı.

ARANMAYA BAŞLANDI

Doktorların kontrolleri sırasında şizofreni rahatsızlığının belirtilerini gösteren E.K. için İl Sağlık Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine polis bir kez daha arama çalışması başlattı. E.K.'nin yakalanması durumunda, sağlık kontrolünden geçirileceği şizofreni gibi psikolojik bir rahatsızlığının bulunması durumunda ise hastanede tedavi altına alınacağı bildirildi.

Alıntı : DHA

24 Nisan 2012 Salı

HEKİME ŞİDDETİN SON ON GÜNLÜK BİLANÇOSU : 10 SALDIRI



Gaziantep’te meslektaşımız Dr. Ersin Aslan’ın bir hasta yakını tarafından 17 Nisan 2012’de bıçaklanarak hayatını kaybetmesi, hekime şiddetin en acı örneklerinden birisiydi. Ancak, bu olay, son on günde meydana gelen şiddet olaylarından sadece biriydi. Bu olaydan hemen önce ve sonrasında arka arkaya yaşadığımız olaylar, hekime yönelik şiddetin tırmanışındaki çarpıcı artışı gösteriyor. Bu olayları bilginize sunuyoruz:

İstanbul’da Haseki Hastanesi’nde güvenlik güçlerinin gözetimi altında olan bir tutuklu, kendisini muayene eden hekime kesici bir aletle saldırıda bulunmuş ve 12 Nisan 2012’de gerçekleşen bu olay ile ilgili tepkimizi dile getiren bir basın açıklamasında bulunmuştuk. Bilindiği gibi bu olayın ardından 17 Nisan’da Gaziantep’teki saldırı ve meslektaşımızın hayatını kaybettiği şiddet olayı meydana geldi.

Gaziantep’teki ölüm olayının acısı henüz tazeyken İzmir’de Baki Uzun Hastanesi’nde 17 Nisan 2012 gecesi yine bir hekime şiddet olayı meydana geldi. Acil serviste 46 yaşındaki yakınlarını kalp krizi nedeniyle kaybeden kalabalık bir grup, acil hekimi başta olmak üzere üç hastane çalışanını darp ettiler. Üstelik saldırıya uğrayan hekim, hastasını kalp masajı ile iki kez hayata döndürmüş, üçüncüyü başaramamıştı. Çünkü bu yaştaki kalp krizleri oldukça ölümcül bir gidişe sahipti. İzmir Tabip Odası’nın yetkilileri hastaneye ulaştıklarında hasta yakınları bir kez daha saldırı girişiminde bulundular; hastane çalışanları ve darp edilen hekim, ameliyathaneye sığınmak zorunda kaldılar.

Bir başka olayda,  19 Nisan 2012’de İstanbul Tıp Fakültesi’nde Göğüs Cerrahisi Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Alper Toker,  hasta yakınlarınca darp edildi. Yine aynı gün Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir milletvekili, hastanenin acil servisinde görevli Dr. Oğuz Eroğlu’na ‘’eşini ayakta beklettiği ve kendisini tanımadığı’’ gerekçesiyle tekme tokat saldırdı ve ağır hakaretlerde bulundu.
İstanbul Beyoğlu ve Küçükçekmece’de 20 Nisan 2012 gecesi iki ayrı 112 acil sağlık ekibine hasta yakınlarınca taşlı sopalı saldırılar gerçekleştirildi. Aynı gece meydana gelen bu iki olayda üç sağlık görevlisi yaralandı, bir ambulansın camları kırıldı. Saldırının gerekçeleri, 112 acil ekiplerinin olay yerine geç ulaşmasıydı; oysa olayın ihbarından yedi dakika sonra sağlık ekipleri olay yerine varmışlardı. Sağlık görevlileri, üzerlerine doğru koşan saldırganların kendilerine adres tarif edeceklerini sanmışlardı.

Yine İzmir’de 21 Nisan 2012 Cumartesi’yi pazara bağlayan gece 01.45 sularında Basmane Şifa Hastanesi’nde başka bir darp olayı yaşandı. Bu kez gerekçe, Sağlık Bakanlığı’nca yürürlüğe konulan Yeşil Alan uygulamasıydı. Hastanın durumunun acil olmaması nedeniyle her türlü bakım ve tedavinin yapıldığı ancak ücretinin hasta tarafından ödendiği bu olayda, ‘’Yeşil Alan’’ uygulaması nedeniyle sinirlenen hasta yakınları hekime bıçak çekerek yumrukla saldırıda bulundular. Bu olayda hekim şans eseri önemli bir fiziksel yara almadı.

Bir olay daha İzmir’de 22 Nisan 2012 Pazar gecesi saat 22.00 sularında İzmir Can Tıp Merkezi’nde meydana geldi. Bir kadın hekim hasta ve hasta yakınlarının sözel saldırısına uğradı. Hekim, kendini poliklinik odasına kilitleyerek fiziksel saldırı riskini azalttı. Bu sırada saldırgan hasta yakınları, dışarıda ‘’Size az bile yapıyorlar; sizi öldürmek de dövmek de bir hak’’ diye bağırıyorlardı.

Son olay 23 Nisan 2012 Pazartesi günü İzmir’de Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. 112 Acil Serviste görevli hekim ve sağlık çalışanlarına sürekli sorun çıkaran madde bağımlısı şahıs, acil serviste bir hekime sözlü, bir hemşireye de fiziksel saldırıda bulundu.

İzmir’de meydana gelen olaylarda, İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ceyhun Balcı ve Avukatı Mithat Kara, olayın meydana geldiği sağlık kurumlarına en kısa sürede ulaşarak veya meslektaşlarımızla iletişim kurarak sürecin yakın takipçisi olmuşlardır.

Hekim olarak yaşadığımız şiddet olaylarının ortak noktası, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık alanındaki düzenlemelerinin ‘’Paran Kadar Sağlık’’ uygulaması ile sonuçlanmasıdır. Bugüne kadar Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarıyla ‘’istedikleri zaman istedikleri doktora muayene olabilecekleri ve ücretsiz tedavi edilebilecekleri’’  beklentisi içine sokulan vatandaşlar, bu beklentilerinin karşılanmamasından ve sağlık alanındaki her türlü olumsuzluktan hekimleri sorumlu tutmaktadırlar.

Paran Kadar Sağlık, hem vatandaşı hem de hekimi tüketen bir olguya dönüşmüş durumdadır. Dileyen hasta, dilediği kuruma başvurabilmektedir ancak bunu ancak para ödeyerek yapabilmektedir.
Sonuçta ‘’Paran Kadar Sağlık’’, hekime yönelik sözel ve fiziksel şiddet üreten bir canavara dönüşmüş durumdadır. Bu olgu kabul edilmediği sürece bu hastalık tedavi edilemeyecektir.


“PARAN KADAR SAĞLIK” ÖLÜM GETİRİR!
HEM HASTAYA, HEM HEKİME...

İZMİR TABİP ODASI

Yeni şiddet adresi İzmir!...


İŞTE  YENİ  SALDIRI...BU  NE KADAR  DAHA  SÜRECEK? KAÇ  KİŞİ  DAHA  ÖLECEK?

Doktorlara yönelik şiddet tartışılırken iki saldırı haberi de İzmir’den geldi. Hasta yakınları tarafından darp edilen ve bıçak çekilen iki doktor ölümden döndü.

Gaziantep’te Dr. Ersin Arslan’ın bir hasta yakını tarafından öldürülmesi, gözleri hastanelerde yaşanan şiddet olaylarına çevirirken, şiddetin büyüklüğünde bir azalma olmadı. İzmir’deki Özel Baki Uzun Hastanesi’ne kalp krizi şikayetiyle getirilen bir hasta yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. İki kez kalbi duran 48 yaşındaki hasta, Dr. İlkem Arkun tarafından hayata döndürüldü ancak 3. kez durduğunda yapılanmüdahaleye rağmen hayatını kaybetti.Ölüm haberinin, hastanın yakınlarına bildirilmesiyle olaylar başladı.

BOĞAZINI SIKTILAR

Acı haberi kabullenemeyen iki hasta yakını doktoru suçladı. Yoğun bakım ünitesini basan iki saldırgan, Dr. İlkem Arkun’un önce boynunu sıktılar daha sonra saçından sürükleyip, tokat atmaya başladı. Saldırganlar daha sonra yakınlarına haber verdi. Kısa sürede hastaneye akın eden hastanın yakınları, hastaneyi bir anda savaş alanına çevirdi. Saldırganların bir bölümü alt katta önlerine gelen her şeyi kırıp dökerken, bir kısmı da hasta odalarının bulunduğu üst kata çıktı.

Hastalar, rehin alınma korkusuyla kendilerini odalarına kilitledi. Doktorlar canlarını kurtarmak için kendilerini sokağa atınca, yoğun bakımda tedavi gören hastalar yaklaşık 1 saat boyunca doktorsuz kaldı, hastanede büyük maddi hasar oluştu.

ÇEVİK KUVVET KURTARDI

Hastanenin güvenlik görevlileri yetersiz kalınca durumpolise bildirildi. Olay yerine gelen Çevik Kuvvet polisinin güçlükle sakinleştirdiği saldırganlar götürüldükleri polismerkezinden serbest bırakıldı. Olay gecesi dehşeti yaşayan, aldığı darbeler nedeniyle 10 gün iş göremez raporu alan 6 yıllık hekim Dr. İlkem Arkun, “Bir an da kalabalıklaştılar. Korkunç bir öfkeleri vardı. 2 kişi özellikle başı çekiyordu.

Hastaneye saldırmaya gelen 5-10 kişinin, ölüm olayından haberdar olduğunu bile düşünmüyorum. Boynumu sıktılar, tokat attılar, sırtıma vurdular, savurdular. Bu işi kan davasına çevirdiler, tehdit edildim. Şu an raporluyum ama görevimin başına tekrar nasıl döneceğimi bilmiyorum. Her an hastaneye acaba tekrar gelirler mi? korkusu yaşıyorum, polisten koruma istedim” diye konuştu. Sağlık çalışanı 4 arkadaşıyla birlikte suç duyurusunda bulunan Dr. İlkem Arkun ve arkadaşları hastaneye istifa dilekçelerini sunsalar da kabul edilmedi.

CEZALAR ARTIRILSIN

Hastanenin başhekimi Dr. Orhan Aras, yaşadıkları olayın ilk olmadığını son da olmayacağını söyleyerek, “Nasıl ki bir polise yada askere saldırmanın cezası normal bir darp olayından farklıysa aynı durumun bizim için de geçerli olmasını istiyoruz. Can kurtarırken saldırıya uğruyoruz” dedi.

DOKTORA  BIÇAK  ÇEKTİLER

Kolunda ve parmağında ağrı şikâyetiyle hastanenin acil servisine getirilen hastanın yakınları, nöbetçi doktoru önce yumrukladı, ardındanda bıçak çekti.

ÖLDÜRÜRÜM DİYE TEHDİT ETTİ

Olay dün İzmir’de, Özel Şifa Üniversitesi Hastanesi’nde yaşandı. Saat 01.40 sıralarında, sağ kol ve el parmaklarında ağrı şikâyetiyle hastanenin acil servisine getirilen hastaya bakan hemşire, “yeşil” yani “risksiz” kodu verdi. İddiaya göre, hastalarının acil olarak değerlendirilmemesine sinirlenen hasta yakını Salih S’nin yanına giden nöbetçi Doktor Özgür Tekin, hastayı bu kez kendisi kontrol etti. Hastanın kol ve parmağındaki ağrının gerçekten de yeşil kodu gerektirdiğini gören Dr. Özgür Tekin, “Tespit doğru, hastanın kayıt işlemlerini tamamlayın” dediğinde, hastanın oğlu, “Annem bypass ameliyatı oldu, ben belgeleri almaya gidiyorum, bu arada anneme bir şey olursa seni öldürürüm” diye bağırdı. Bu arada diğer hasta yakınları, personelin de araya girmesiyle dışarı çıkarıldı.

HASTANEDE OLAY ÇIKARDILAR

Hastane önünde küfür ve tehditlere devam eden hasta yakınlarının bağırmalarını odasından duyan Dr. Özgür Tekin, bir süre sonra kapının önüne çıktı. Yaşanan tartışma sırasında hasta yakınlarının üzerine saldırdığını söyleyen Dr. Tekin, “Bir kişi cebinden açılabilir bıçak çıkardı. Bıçağı bana doğru salladı. Bıçak isabet etmedi” şeklinde konuştu. Dr. Özgür Tekin savcılığa suç duyurunsunda bulundu. Dr. Tekin, “Şu an itibariyle nöbete gitmeye dahi cesaret edemiyorum” diye konuştu.

Alıntı: CEM KARTAL-ŞEYDA BURCU İKİZ / BUGÜN GAZETESİ

20 Nisan 2012 Cuma

Doktor cinayetinin perde arkası

Cüneyt Özdemir'in hazırladığı 5N 1K'ya konuk olan sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel, doktor Ersin Arslan'ın öldürüldüğü cinayet için tüyler ürperten bir yorum getirdi.


Bir hasta yakını tarafından öldürülen doktor Ersin Arslan'ın intikam amacıyla değil para için öldürüldüğünü savunan Ali Tezel "mesele intikam falan değil mesele ölen hastanın emekli maaşı" dedi.


Cinayetin perde arkasındaki asıl dehşeti gözler önüne seren Ali Tezel, doktorun öldürülmeden 10 gün önce tehtid edilmeye başlandığını ancak emniyetin "yeterli memur yok" diyerek koruma talebini geri çevirdiğini aktardı. Ölen hastanın yakınlarının doktordan "ölümü nüfus müdürlüğüne bildirmemesini" istediğini kaydeden Tezel bunun sebebinin ise ölen hastanın emekli maaşı olduğunu açıkladı. Yani maaşın ödenmeye devam etmesi için ölümün bildirilmemesini isteyen hasta yakını bu talebi kabul görmediği için doktor Ersin Arslan'ı öldürdü.

Cüneyt Özdemir'in canlı yayında şoke olduğu iddia cinayete sosyal bir boyut katmış oldu. Özdemir, inanmakta güçlük çekerken "ben bu cinayeti işleyen kişi manyak mı bu demiştim ama buna manyak demek de yetmez" dedi.

Alıntı : medimagazin.com

Doktora şiddette milletvekili damgası...


Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden Başhekim Vekili Vural Polat imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, "Van Milletvekili Özdal Üçer, bugün hastanemizde acil tıp uzmanımız Oğuz Eroğlu’na tekme tokat saldırmış hem doktorumuza hem de başhekim olarak şahsıma ağır hakaretlerde bulunmuş ve hastane koridorlarında yankılanan küfürler savurmuştur." denildi.


Van-Hakkari Bölge Tabip Odasıkonuyla ilgili Van Bölge Hastanesi Acil Servisi önünde 15:30’da basın açıklaması yapacak.

BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, kaza yapan eşi ve oğlunun getirildiği Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tartıştığı Dr. Oğuz Eroğlu'na saldırdı. Milletvekili Üçer'i çevredekiler güçlükle engelledi.
Milletvekili Özdal Üçer'in eşi Emine Üçer öğe saatlerinde otomobiliyle Van'ın Gürpınar İlçesi yakınlarında kaza yaptı.

Kazada yaralanıa Emine Üçer ve oğlu 11 yaşındaki Aram Dildar Üçer, ambulansla Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirdi.

Van kent merkezinde parti çalışmaları sırasında kazayı öğrenen BDP Milletvekili Özdal Üçer de hemen hastaneye geldi.

Acil Servis'te tedaviye alınan eşi ve oğlunu görünce iddiaya göre; bağırmaya başlayan Üçer, kendisine kim olduğunu soran görevli Dr. Oğuz Eroğlu'na tekme tokat saldırdı.

Servisteki sağlık görevlileri milletvekili Üçer'i güçlükle engelledi.

Üçer, başhekimle de tartışıp hakaret ettiği iddia edildi.

Olayı öğrenen Van Valisi Münir Karaloğlu da, Emniyet Müdürü Mustafa Uçkan'la birlikte hastaneye geldi.

Eşi Emine ve oğlu Aram Dildar'ın hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtilirken, Milletvekili Özdal Üçer'in olayla ilgili açıklama yapacağı belirtildi.

Alıntı : medimagazin.com

Kıyakçılığın sonu ayakçılıktır

Her tür popülizmin sonu felakettir. Sağlık sektöründe de iş böyledir. Türkiye’de sağlık sektöründe hizmet yelpazesinin kontrolsüz bir biçimde genişletilmesinin ben bir nevi popülizm olduğu kanaatindeyim. Gaziantep’te Doktor Ersin Aslan’ın hayatını kaybetmesine neden olan saldırı, sağlık sektöründeki popülizmde endazeyi kaçırmış olduğumuzun bir nişanesidir. Gelin bakın neden öyledir?

Aslında sağlık sektöründe, on yıllık popülizm döneminin sonuna doğru gitmekte olduğumuzun ilk somut işareti, geçenlerde özel hastanelerin vatandaşlardan alabildiği ilave ücret oranının yüzde 90’a çıkarılmasına dair karardı. “Almadan vermek Allah’a mahsustur” demeden genişletilen hizmet yelpazesinde bundan böyle hep artan ilave ücreti ve katkı payını göreceğiz. Sağlıkta cepten ödeme dönemine giriyoruz. Ya hizmetler sınırlanacak, ya hizmetin ve kullanılan malzemenin kalitesi azalacak ya da cepten ödemeye alışacağız.

Finansı düşünülmedi 
 
Türkiye’de son on yılda vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminde önemli bir mesafe alındı. Erişimin artması ile birlikte müşteri memnuniyeti de hızla arttı. Ne yazık ki, artan müşteri memnuniyetini sürdürülebilir kılmaya, memnuniyeti hızla arttırmak kadar önem verilmedi. Yaklaşan seçimler nedeniyle vurgu daha çok sağlık sektöründe hizmet yelpazesini genişletmek ve de vatandaşa para ödetmemek üzerineydi. Genişleyen ve hepimizi mutlu eden sağlık hizmetleri yelpazesinin nasıl finanse edileceği üzerinde pek durulmadı. Aynı biçimde, sağlık sektöründe artan özel hizmet sağlayıcıların sayısının kamudaki doktor havuzunun büyüklüğünü nasıl etkileyeceği üzerinde de fazla düşünülmedi.

Popülizm işte böyle bir şeydir. Arkasını fazla düşünmeden, bugün elinizde olanı cömertçe millete dağıtırsınız. Sonra bir bakarsınız, dağıtacak bir şey kalmamış. Bütün politikacılar meseleye aynı fıkradaki gibi bakarlar: Hani padişah vezirinden sıkılmış da adamı çağırtıp demiş ki, “benim bu eşeğe okuma yazma öğreteceksin.” Vezir de politikacıymış ama popülizmi bilirmiş. “Başüstüne, hünkarım” demiş. “Ama öyle hemen olmaz, şu kadar para, bu kadar saray, bir de bir yıl süre isterim.” “Olur” demiş padişah, vezirin kellesini alacağından emin bir biçimde. “Aman” demiş etrafta konuşmayı duyanlar, padişah yürüyüp gittikten sonra vezire dönüp, “sen manyak mısın? İsterse on yıl geçsin, eşek, nasıl okuma yazma öğrenir”. “Durun bakalım” demiş vezir gülerek, “bir yıl sonra kim öle kim kala. Eşek ölebilir, padişah ölebilir, ben ölebilirim” İşte popülist politikacı için, hayat böyledir.

Devletçilik hortladı
 
Şimdi biz sağlıkta hizmet yelpazesini hızla genişlettik. Bütçe kısıtı başımıza iş açtıkça ne yaptık? Önce ilaç şirketlerinden fiyat indirimi istedik. Bir kere. İki kere. Üç kere. Hep aynı şeyi yaptık. Fiyat indirttik. Sonra sağlık kurumlarına döndük. Bir kere. İki kere. Üç kere. Hep aynı şeyi yaptık. Fiyat indirttik. Sonra kamunun elindeki doktor havuzu kurumaya başlayınca. Tam gün dedik. Sağlık bakanımız “paragöz doktorlar” dedi. Sağlık sektöründe sözleşme hürriyetini askıya aldık. Sektörde 1930’ların devletçiliğini hortlattık. Baştan hesabını doğru yapmayan popülist sonra ne olur? Aynen böyle devletçi olur. Hürriyetleri kısıtlar. Bizimki de aynen öyle yaptı. Ama bakın sağlıkta deniz bitti. Deniz iki türlü bitti. Birincisi, devletin sağlık harcamalarının milli gelir içindeki ağırlığını artırmadan, genişletilen hizmet yelpazesinin yükünü taşıyabilmesi mümkün değildir.

Çözüm aranmalıdır. Türkiye’nin bundan böyle tamamlayıcı özel sağlık sigortasını zorunlu hale getirmesi bana
 kalırsa bir zorunluluktur.

İkincisi, mevcut sistemde kalite erozyonu giderek daha fazla gözle görünür hale gelmektedir. Bunun nedeni İdarenin popülizmidir. İdare’nin sağlık çalışanlarını hastaların önüne atan sorumsuz tavrı Dr. Ersin Aslan’ın hayatına mal olmuştur. Sağlık bakanlığı ise sütten çıkmış ak kaşıktır.

Popülizmin sonu hep felakettir. Kıyakçılığın sonu ayakçılıktır.

Alıntı : Radikal / Güven SAK

Dr. Ersin öldürüldüğü hasta için neler yapmış?

KALBİNDEN BIÇAKLANAN DOKTOR ASLINDA NELER YAPMIŞ?

Dr. Ersin Arslan’ın öldürüldüğü sırada yanında olan Göğüs Cerrahi Servisi hemşiresi Sevtap Göğebakan, Arslan'ın hasta ile özel olarak ilgilendiğini, "evde bakımı zor olur" diyerek, fedakarlıklarla iki kişilik odayı boşalttırdığını söyledi.

MERHAMETTEN MARAZ DOĞMUŞ

Hemşire Göğebakan olayı şöyle anlattı:
"Bu hasta bizde 1.5 ay yattı. 85 yaşında ve akciğerleri bize geldiğinde bitmişti. Biz doktor beye, ’Doktor bey siz bu hastaya ne yapabilirsiniz, bu tür hastalar sıkıntı olur’ dedik. Ama, doktor bey, 'Evde hırpalanıyorlar, hastaya bakmıyorlar yatıralım hemşire hanım' dedi. Biz de yatırdık. Doktor beyin merhametinden dolayı evde kalması gereken bir hastayı servise yatırdık. Doktor bey yakınlarına hastayı ameliyat edebileceğini ancak ameliyatın çok riskli olduğunu anlattı. Yakınları da, 'Doktor bey önce Allah’a sonra size güveniyoruz' dediler."

ÖZEL ODA AYARLAYIP YATIRDIK

Abdullah G.’nin ameliyattan sonra 15 gün serviste kaldığını belirten hemşire Sevtap Göğebakan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Hatta biz o amca rahat etsin diye iki kişilik odayı boşalttık ve ona ayarladık. Doktor bey de sabırlı bir şekilde tedavisiyle ilgilendi. Durumu düzelince evine gönderdik. 3 gün sonra yakınları sürünür şekilde ’Bakamadık’ deyip hastayı tekrar getirdiler. Tekrar yatırdık. 2 gün sonra durumu ağırlaşınca yoğun bakıma indirdik ve orada ölmüş. Cinayet sırasında da doktor bey ameliyattan çıkmıştı. O hasta yakını muayene olacağını söyledi. Doktor bey lavabodan çıkınca yanına gidip bıçaklamış. Biranda doktor beyi yerde görünce tansiyonunun düştüğünü falan sanıp koştum. O sırada çocuk da lavabodan çıkıp elindeki bıçağı doktor beyin yanına atınca vurduğunu anladım. Sedye ile yolu kapatıp çocuğun kaçışının engellenmesini söyledim. Sonra da polis gelip almış zaten. O kadar can kurtaran doktorumuzu biz kurtaramadık. Ona sahip çıkamadık."

6 ÇOCUKLU AİLENİN OKUYAN TEK ÇOCUĞU

Dün Gaziantep'te binlerce kişi tarafından toprağa verilen, görev şehidi Dr. Ersin Arslan'ın cenazesi sırasında Arslan'ın yakınları ve eşi Türk bayrağına sarılı tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Ayakta durmakta güçlük çektiği görülen baba Ramazan ve anne Hatice Arslan'ı, yakınları teselli etmeye çalıştı.

AİLENİN GURUR KAYNAĞI 

Babasının marangozluk yaptığı öğrenilen Arslan'ın, 5 kardeşinin bulunduğu ve ailesinin üniversite okuyan tek çocuğu olduğu ifade edildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 2006 yılında mezun olduktan sonra, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma Hastanesi'nde ihtisas eğitimine başlayan Dr. Arslan'ın, bu eğitimi sırasında meslektaşı da olan eşi Sibel'le tanışıp, 2009 yılının dünya evine girdiği ve 3 ay sonra baba olmayı beklediği öğrenildi.

Alıntı : Hürriyet